Ana içeriğe atla

VETERAN KOÇLAR



Türk basketbolunda altyapıda çalışmaya başlayan genç ve acemi antrenörler ile, basketbola yeni başlayan ve ilk temel teknik bilgilerini almaya çalışan oyuncuların bir araya gelmesi en büyük yanlıştır.

Yıllar önce Kadın milli takımı ile eski demir perde ülkelerinden birine gitmiştik. Teknik ekibimiz antrenman yapacağımız salonu görmek için takımdan daha önce salona hareket etti. Bizden önce genç takım antrenmanı vardı ancak ondan daha önce biten yıldız takım antrenmanının sonunu izleme şansımız oldu .


İlk bakışta dikkatimizi çeken şey antrenörün uzun boylu ancak en az yetmiş yaşlarına eski bir sporcu olmasıydı, yıldız takım oyuncularının yanında oldukça ilginç bir görüntü veriyordu, hatta bu nedenle aramızda şakalaştık.

Daha sonra ise genç takım sahaya çıktı ve hepimiz şoka girdik, bir önceki beyden daha yaşlı bir antrenör genç takımı çalıştırıyordu.



 Şimdi düşünüyorum da ,bizim altyapıda her şeyden üstün tutuğumuz maç “kazanma” heyecanını kaybetmiş ancak bilgi birikimle dolu, sadece oyuncusunun daha iyi bir insan, daha iyi bir sporcu olarak yetişmesini amaçlayan, aynı zamanda onlara hayat dersi veren, üstelik kariyer ve  maddi beklentileri olmayan koçların ne kadar yararlı olabileceğini hayal etmek o kadar da zor değil.



Bu antrenörlere yardımcılık yapan gençlerin aldığı eğitimin kalitesini bilmem tasavvur edebiliyor musunuz.

ÇARKIN İLK DÖNÜŞÜ ÖNEMLİDİR


    Ufuk Sarıca ve Aydın Örs 

 Basketbol altyapısında idari anlamda iki türlü sistem olduğunu biliyorum. Aynı jenerasyonla birlikte kategori atlayan antrenörler.. Sürekli olarak aynı kategoriyi çalıştıran antrenörler.

Yaklaşık on beş yıl öncesine kadar ,küçük takımdan aldığı oyuncular ile A takımına kadar yükselen birçok milli oyuncu yetiştirip antrenörlüğünü ispat eden ve önemli pozisyonlara gelen koçlar vardı.

Günümüzde A takım organizasyonun profesyonelleşmesi bu tarz kariyer hikayelerini imkansız hale getirdi.




Efe Aydan ile Aydan Siyavuş, Ufuk Sarıca ile Aydın Örs örneklerindeki gibi ,yetiştirdikleri yıldız oyuncular ile birlikte büyüyen koçlara artık pek rastlayamıyoruz.

Artık koçlar çalıştırmaya başladıkları jenerasyon ile en çok  genç takıma kadar birlikte oluyorlar daha sonra eğer üst yapıda yardımcı antrenörlük veya (daha düşük bir ligde ) iş bulamazlarsa, tekrar yeni bir jenerasyonla çalışmaya başlıyorlar.

Ancak bir iki müstesna dışında oyuncu yetiştirme motivasyonu iyice düşmüş oluyor .Artık tek gayeleri daha fazla maç kazanmak şampiyon olmak ve bir şekilde üst yapıya kapağı atmak oluyor.

Bu durumda A takım antrenörlüğü özlemi içinde yanıp tutuşan bu gençlerden oyuncu yetiştirmelerini beklemek biraz hayalcilik gibi görünüyor.



KAZANMAK

 Genç bir antrenörün ilk hedefi maç kazanmaktır onlar için oyuncunun kişisel gelişimi ise her zaman ikinci plandadır.

Ne zaman genç antrenörlerden oyuncu geliştirici çalışmalar yaptırılması istense sürekli olarak önce işlerini kaybetmemek için maç kazanmaları gerektiği öne sürerler ve ardından oyuncular için maç tecrübesinin kazanma alışkanlığının öneminden bahsederler.

Buradaki kritik nokta altyapı antrenörlerinin oyuncuları ile birlikte yükseleme şansı olup olmamasıdır.




Günümüzde artık böyle organizasyonlar kalmamıştır. A takımı ile Altyapı  tamamı ile farklı organizasyonlardır.
Alt yapıda yetiştirdiği oyuncular ile A takımına çıkan antrenör kalmamıştır.

Bu nedenle yöneticilerin, altyapıyı birilerine teslim edip, sene sonunda alınacak sonucu beklemek yerine ,uzun vadede kazanımlarının neler olacağını anlamaya çalışması gereklidir.





Yorumlar