Sahanın olmadık bir yerinden , çok zor şartlarda ve son saniyede atılan bir baskete hep şaşırıyoruz! ama neden diye sormak aklımıza gelmiyor..
Neden NBA oyuncularının serbest atışları %100 değil?
Savunmasız orta mesafe şutu yakalayan bir oyuncunun atığı şutun sayı olacağından neden emin değiliz?
Tüm bilim dallarının süratle geliştiği bu çağda neden bir basketbolcunun şu yüzdesini % 30’lardan % 70’lere çıkaramıyoruz?
Binlerce tekrar ile ( yararı olduğu tartışılmaz ama..) şut konusu halledilemiyor.
Peki işin sırrı ne? Durumun psikolojik olduğu ortada .
Bu blogda şut konusu ile ilgili en az 10 adet post bulunuyor.
Bu defa bana oldukça ilginç gelen Terapist T. Frayer’in yazdığı bir makaleyi temel alarak bu konuyla ilgili bazı fikirleri paylaşacağım.
Ancak uzun yazıları okumaktan hoşlanmayan koçları düşünerek yazıya nasıl şut antrenmanı yapmalıyız? Sorusunun cevabını vererek başlıyorum.
NASIL ŞUT ANTRENMANI YAPMALIYIZ ?
Şut çalışması yaparken girmeyen hiç bir şutun oyuncunuza bir yararı yoktur.
Şut kaçırınca oyuncunuz o şuttan ders almaz .
Dolayısıyla her gün 100 şut attım diyen oyuncunuz eğer bu şutların 40 tanesini sokmuşsa antrenmanı bu şutlarla sınırlı kalmıştır.
Beş şut atan bir oyuncu hiç şut sokamamışsa antrenman yapmamış demektir.
Durarak ve kesintili olarak atılan şutlar maç temposunda olmadığı için oyuncunuza bir şey katmaz.
Belirli bir sürede belirli miktarda şut sokmayı amaçlayan çalışmalar en uygun dirillerdir.
Bu dirillerde zamanla ve miktarla oynayarak gelişme sağlanabilir.
Oyuncunuzun attığı şutun girmesi yeterli değildir , beklentinizi artırıp topun çembere değmeden girmesini sağlayın , çarparak girenleri saymasın.
Antrenmanlarda iki kişinin arasına girerek eğrile büküle zor pozisyonlarda şut atsın .
Oyuncularınıza gözleri kapalı şut antrenmanı yaptırın.
NEDEN ?
Şutun zekayla bir ilgisi yoktur şutun duygusal zekayla ilişkisi vardır .
Hepimizin, zeki olmadığına emin olduğumuz ancak iyi şutör olduğunu bildiğimiz oyuncular vardır.
Hepimizin, zeki olmadığına emin olduğumuz ancak iyi şutör olduğunu bildiğimiz oyuncular vardır.
Bir şutun girip girmeyeceği elden çıkmadan önce
( beyinde) belli olmuştur.
Konu ile ilgili yaptığınız her şey beyninizin kontrolü altındadır . Kontrol ise odaklanma ile ilgilidir .
Düşünmek zorunda değilsiniz sadece odaklanın .
Saf odaklanma maksimum performans.
Fizik kuralları şut atmanın sadece topun hareketi ile ilgili olduğunu vücudun bununla ilgili olmadığını söyler, öyleyse hepimiz eşitiz.
Mekanik mi? Rick Barry % 90 serbest atış yüzdesine "karpuz atışı" ile ulaştı.
Bazı koçlar fazla düşünme çabuk at der bazıları biraz bekle nefes al sakin ol derler. Ancak önemli olan şey nasıl odaklanacağınızı bulabilmektir.
Vücudunuzu hissedin duygularınıza güvenin.
Şutörlerin hisleri vardır top ellerinden çıktığında girip girmeyeceklerini hissederler .
Top elinden çıkarken o ana konsantre ol daha sonra gözlerini kapa ve hisset.
Bu hissi anladıktan sonra tekrar sırasında kopyalayarak şut at.
Bundan sonra düşünmeyi kes ve sadece hisse odaklan.
Bunun ardından elleriniz, kollarınız , bacaklarınız ve tüm vücudunuz ayrıca zıplamanız, sizi kendiliğinden şutu sokacak konuma getiriyor.
Dışarıdan bakıldığında çok dengesiz bir turnike atışının girmesi gibi.. biz buna çoğunlukla şans diyoruz, şans nedir ki ?
Sadece tek bir şeye odaklanmalıyız ,ilerleme olmazsa odaklanma biter ve başka şeylere yöneliriz ancak ilerleme bizi heyecanlandırır.




Yorumlar
Yorum Gönder