Yıllar önce bir antrenör arkadaşım çok önemli bir koçun asistanıydı.
Bana taktik konusunda anlattığı hikayeyi hiç unutmam; Eğer takım, koçun planlamadığı veya çizmediği bir oyun sonucu basket bulursa hiç mutlu olmazmış ".

Basketbol antrenörlüğünün en zevkli kısmı artık keşfedildi. Molalarda çizilen taktik oyunları ertesi gün sosyal medyada , üstelik üzerinde oyuncuların nereden nereye gideceğini, kime perde yapacağını gösteren oklarla yayınlanıyor.
Hatta bir koçun uyguladığı oyun başka bir koç tarafından uygulayınca,” bak görüyor musun, onun oyununu uyguluyor” şeklinde yorumlar dahi yapılıyor.
Ama bu oyunlar için patent ! alınmıyor .
Hubie Brown “ başka bir okulun ( takımın ) yaptığı oyun sizin takımınız için uygunsa hiç durmayın hemen uygulayın.
Kendinizi başkalarının oyununu yapmayacak kadar üstün görmeyin.” diyor.
Kendinizi başkalarının oyununu yapmayacak kadar üstün görmeyin.” diyor.
Gerçekten set yapmak veya oyun çizmek basketbolu en zevkli yanlarından biri ancak çizilen bir oyunun veya yeni bir setin başarıya ulaştığı pozisyon miktarı bir maçta en çok beş veya altı defadan fazla değil.
Bir maçta yaklaşık yetmiş sayı olduğunu düşünürsek geri kalan altmış sayı O ve X’ lerden başka faktörlere bağlı.
büyük bir ihtimalle bu tarz basketlerin maçın en kritik anlarında gelmesi insanları heyecanlandırıyor.
Ve bu konuya gereğinden fazla önem vermemize neden oluyor.
Basketbol meraklılarını, yorumcuları anlıyorum ama çoğu genç antrenör bu hataya düşüyor .
Bakın Phil Jackson bir kitabında bu konu hakkında ne demiş.
Bakın Phil Jackson bir kitabında bu konu hakkında ne demiş.
Tanıdığım çoğu koç X’ler O’lar üzerinde epey zaman harcar. O tuzağa zaman zaman bizzat kendimin de düştüğünü itiraf etmeliyim.
Fakat sporun çoğu kişiyi en çok etkileyen yanı ,televizyon ekranlarını dolduran bitmek tükenmek bilmez taktik konuşmalar değildir.
Bence oyunun spritüal doğasıdır.
Bence oyunun spritüal doğasıdır.

Yorumlar
Yorum Gönder