1980’li senelerde elimden geldiğince NCAA ligini izlemeye çalıştım .
Bu süreçte koçların öne çıkan stratejileri ve taktiklerini takip etmek oldukça kolaydı.
Ancak koçların, oyuncular , veliler, basın mensupları , başkanlar , taraftarlar arasında neler olduğunu takip edebilmek oldukça zordu.
Neticede dergilerde sadece yazanları okumak durumundaydınız .
Zaten farklı kültürlerde yaşadığımız için, o zamanlar Amerika'da gerçekleşen olaylar ile bizim yaşadıklarımız arasında bir bağ kurmak anlamsız geliyordu.
Yine de fikir edinmek amacıyla, Pitino ,Valvano ve Bobby Knight’ın bir iki kitabını getirtmiştim . Ve kitapları okuduğumda, bana ilginç gelen bazı benzerlikler yakalamıştım.
Ancak o dönemde teknik ,taktik gibi konular dışında basketbolun diğer taraflarını ilgilendiren kitaplara harcayacak fazla zamanım da yoktu .
Bugün şaşkınlıkla görüyorum ki "globalleşmenin" getirdiği yenilikler farklı kültürlerde de olsa aynı sorunları dünyanın her yanına taşıyor.
“Profil Kitap “ , sevgili Efe Özenç’in katkılarıyla o eski günlerde yaşanan olayları içeren, birçok kitabı tercüme etti ve umarım etmeye de devam edecek.
Bana ilginç gelen bölümleri de bloğumdan sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.
SUNUCULAR ,VELİLER, TARAFTARLAR İÇİN BİR HİKAYE
Bazı durumlarda ,bir soyunma odasına adım dahi atmaya cesaret edemeyecek olan sunucunun hiç tanımadıkları insanlar ve çok az şey bildikleri maçlar hakkında konuşurken, zor sorular sorup insanı çileden çıkartacak şeyler söylediklerinde , koçlar bu önyargılarında kesinlikle haklı olurdu.
Son yıllarda basketbol ve diğer sporlar daha da popülerleşir, medyanın onlara ilgisi de artarken , daha fazla sayıda taraftar kendisini uzaman olarak görmeye başlamıştı.
Terry Holland ,Virginia’da koçluk yaptığı son senelerdeki bir partide yerel bir doktorun yanına gelip ,”Terry , takımla ilgili sana üç beş tavsiye versem sorun olur mu ?” dediğini hatırlatıyordu.
“Aslında ,” demiş Holland . “sorun olur.”
Adam önce ,Holland’ın şaka yaptığını düşünmüştü. Yapmıyordu. “ Sana bir soru sorayım,” diye devam etmişti Holland “doktor olmak için kaç sene eğitim aldın ? sekiz, dokuz, on? Eğer sokaktan birisi gelip , seni bir iki kez çalışırken izlese ve sana nasıl daha iyi bir doktor olabileceğin yönünde tavsiyeler verebileceğini söylese ne cevap verirdin ?
Deli olduğunu düşünürdün , değil mi? Biliyor musun , ben de en az senin işini öğrendiğin kadar uzun ve zorlu bir şekilde çalışarak öğrendim işimi .



Yorumlar
Yorum Gönder