Ana içeriğe atla

U 14 ERKEKLER TURNUVASI ANTALYA




Abisinin takımı büyük bir başarıya imza atıp Türkiye Şampiyonasına gelmesine rağmen, turnuvada oynadıkları bir maçı kaybederlerken üzüntüsünden ağlayan çocuk.. Taha'nın kardeşine Murat hoca ,velilere de ben durumu anlatım ama ,birilerinin tüm velilere ve çocuklara, o turnuvaya katılabilmenin ne kadar önemli olduğunu anlatması lazım .


Çocuk eğitimi ile ilgili çok hoşuma giden bir söz var, 

“Çiçek henüz açmadan tohumunu çürütmemek gerek.”  

Ben bu turnuvada en az yirmi tane açacak çiçek gördüm.

Umarım hepsi açar ve basketbolumuz güzel günler yaşar. 

Eğer bir geneleme yapacak olursak ,erkek çocuklar için oyunun bitip sporun başladığı yaşın on dört olduğunu söylemek mümkün. 


Oyuncuların 13 ile 14 yaş arası gelişim i çok kritik 

Bence önemsiz gibi gözüken, bu bir yaş farkı çok ciddi bir dönüm noktası . 
On dört yaşındaki oyuncuların, on üç yaşına kadar edindikleri tecrübeler artık bir avantaj olmaktan çıkıyor ve dezavantaja dönüşüyor. 

Maalesef genç koçlarımızın çoğu henüz bu gerçeğin farkında değil.

Takımların çoğunda ,büyük ihtimalle yedi yaşından bu yaş gurubuna kadar topla çok iyi oynadığı için yıldız olacağı düşünülen oyuncular var.

Ve bu oyuncuların koçlarına verdiği güven, maalesef takım arkadaşlarının gelişmesine mani oluyor.

 

Yere tehlikeli şekilde düşen rakibini yerden kaldıran  oyuncu

İdari açıdan baktığımızda ise, bu yaş gurubunu diğerlerinden ayıran en önemli fark oyuncuların neredeyse hiç teknik faul almamaları . 
Ancak buna karşılık koçların bol bol teknik faul aldığını görüyoruz. 

Bazı pozisyonlarda koçlar ve veliler hakemlere itiraz ederken, çocukların büyük kısmının, onlara “lütfen bırakın basketbol oynayalım” dermiş gibi baktıklarına şahit oldum.

Sahada birbirinden sevimli ,birbirinden yetenekli pırıl pırıl oyuncular vardı.

İstisnasız çocukların hepsi ,yere düşen rakiplerinin yardımına koşuyor, birinin canı acıdığında onlarında canları acıyordu.

Ve ben bu çocukların gelişmeleri için, teknik anlamda neler yapmak lazım veya hangi tarz takım oyunu gelişimlerine daha fazla katkıda bulunur diye düşünmek isterken, çevremde neticeye odaklı o anlamsız mücadele devam ediyordu.

Aslında farkındayım biraz karamsar bir yazı oldu ancak üç gün süresine kafamı kurcalayan bu düşüncelerimi sizinle paylaşmak istedim.



                      Koçuna küsen oyuncu  

Her neyse konuyu daha fazla uzatmadan gördüğüm bazı teknik sorunları belirterek yazımı bitirmek istiyorum.

Bazı takımlar hariç ; “Ne yapayım, eğer şampiyonaya gidemezsem beni kovarlar” veya “şampiyonaya gidelim de çocuklar tecrübe kazansın” düşüncesiyle günü kurtarma yaklaşımı, çocukların hem temel tekniklerinin gelişmesine ,hem de takım oyununu oynamalarına mani oluyor. 


 
Seyirici taşkınlıkları!  nedeni ile ön trübünler yukarı kaldırılınca ......



Örneğin ; (üşenmedim saydım) bir oyuncunun karşı sahaya gidip, topu potaya atana kadar yirminin üzerine dripling yaptığını gördüm. 
Bu durum ,çok açık bir şekilde oyuncuların topu paylaşmamasına, takım oyunundan uzaklaşmalarına ,pas tekniklerinin ve topsuz ayak oyunlarının gelişmemesine neden oluyor. 
Daha da önemlisi, çocukların basketbol oyununu öğrenememelerine sebep oluyor.

Zaten, Zone pres karşısında mecburen kullanılan pas kayıplarına bakınca oyuncuların bu konuda ne kadar geri kaldıklarını anlıyorsunuz. 

Diğer dikkatimi çeken bir sorun da ,orta mesafede boş pozisyon bulan oyuncuların şut atmak yerine anlamsızca içeri  drive etmeleri. 

Açıkçası “neden şut atmıyorsun?” diye kenara alınan oyuncu göremedim , bu da bana göre çocukların doğru oyunu öğrenmelerine mani olan bir yaklaşım.  

Bir iki müstesna haricinde ,kendine güvenmeden ve yanlış mekanikle atılan şutlarda bana bu konunun yeterince önemsenmediğini gösterdi ki, sanırım hücumda en önemli tekniğin şut olduğunu hatırlatmama gerek bile yok.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...