Ana içeriğe atla

OYUNU BİLMEK OYUNU ÖĞRETMEK



Geçtiğimiz gün, (TÜBAD sitesinde yayınlamak üzere) video çekimi için duayen antrenör Hurşit Baytok ile buluştuk. 

Çekim öncesi oynanan U15 –U14 hazırlık maçını seyrederken Hurşit abi bir pozisyon sonrası, “ Temel tekniğin ne kadar iyi olursa olsun ,oyunu bilmiyorsan bu iş olmuyor “ dedi. 

Yaklaşık kırk senedir her kategoride antrenörlük yaptım. Bu süre içinde yetenekleri ,atletik özellikleri fizikleri tartışılmayacak kadar iyi olan, ancak oyunu bilmedikleri için beklenilen seviyeye ulaşamayan birçok oyuncu gördüm. 


 

Ancak işin daha da kötü tarafı , “oyunu bilmek” konusunun ne olduğunu anlamakta zorlanan onlarca antrenörlerle karşılaşmam oldu.

Genelde bu tarz durumlarda acaba yanılıyor muyum ? diye düşünür ve  oyuncunun daha sonra neler yaptığını takip ederim. 
Ve maalesef bu konuda bugüne kadar hep haklı çıktım.



Oyunu bilmeden ,sadece yetenekle veya temel teknik ile üst seviye oyuncu olabilmek imkansız. 

Peki oyunu nasıl öğreteceksiniz ? 
En başta şunu kabullenmeniz gerekli ; her oyuncunun bu konuda ulaşabileceği bir seviye var . 

Ve siz ne kadar zorlarsanız zorlayın belirli bir yaştan sonra o seviyeyi geçebilmesi imkansız. 

Oyuncular tam olarak hangi yaşa kadar bu konuda kendini geliştirebilir bilemiyorum.

Ancak altyapı da bu eğitimi vermenin çok önemli olduğuna inanıyorum.


TV yorumcularının dediği gibi; “şut girdiği zaman oyuncuya bir şey söylemeye hakkımız yok! ” lafı, altyapı antrenörleri için pek de geçerli değil, hatta zamansız ve uygun olmayan bir pozisyonda atılan şut girdiği zaman oyuncunun ikaz edilmesi çok daha önemli. 

Aslında bu konu ,küçük oyuncuya sol taraftan sol elle atığı ve kaçırdığı bir turnikenin ,sol taraftan sağ elle attığı ve giren bir turnikeden çok daha iyi olduğunu söylemekle başlıyor. 

Altyapı maçları izlerken genç koçlarımızın, sadece top kayıpları ve girmeyen atışlardan sonra oyuncularını uyardıklarını görüyorum.

Ancak çemberden geçen her topun, yerini bulan her pasın veya kaptırılmadan yapılan top sürüşlerin ardından herhangi bir ikazda bulunmayışları beni şaşırtıyor. 


Oyuncuların gelişimi için ,kaybedilmemiş bir top bazen kaybedilen bir toptan veya giren bir şut girmeyen bir şuttan çok daha zararlı olabiliyor.

Eğer çocukları eğitmesini beklediğimiz koçlar, aynı maçları seyreden veliler gibi , rakip çemberden geçen her topu alkışlarsa onların da velilerden farkı kalmaz. 


Tüm mesele, başarılı olduğu takdirde ( bile) hareketin nerede ve nasıl uygulandığını önemsememek.





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...