Hiç unutmuyorum basketbola ilk başladığım yıllarda (Nişantaşı’ndaki) Konak sinemasında beni çok etkileyen bir filim seyretmiştim. 1962 Tokyo Olimpiyatlarında maratona hazırlanan bir atletin hikayesi .
Film, koçu ile birlikte yarışmaya hazırlanırken adeta işkence çeken bir atleti konu alıyordu . Maratonun son metrelerinde ,atlet bilincini kaybediyor ve binlerce seyircinin gözleri önünde bitiş noktası yerine başka yönlere gidiyordu.
Ancak o akşamdan aklımda kalan diğer bir sahne ise, olimpiyatın açılış konuşmasında, kazanmanın değil bu organizasyona katılmanın öneminden bahsedilirken , atletin koçu ; “hepsi palavra “ dediğinde seyircilerin reaksiyonuydu , çoğunluk bu sözlere kahkahalarla güldü.
Samimi değiliz ! sevgiden ,hoş görüden, eğitimden, eğlenceden bahsediyoruz ancak kazanmak için kendimizden geçiyor, olmadık şeyler yapıyoruz.
Rakibimizi yenince onun söylediklerini züğürt tesellisi olarak görüyor ,kaybedince aynı sözlerle teselli buluyoruz.
Yetişkin insanlar olarak ,hayatın her alnında rekabetten doğan bu tatsız olaylardan kaçabilmemiz neredeyse imkansız.
O zaman, hiç olmazsa çocuklarımızı belirli bir yaşa kadar koruyalım .
Malum nedenlerden dolayı uygulamaya geçilmesi imkansız olan bir teklif ile yazımı bitiriyorum.
Altyapı Milli takımlarında en alt kategorinin altında kalan tüm organizasyonları ,eskiden olduğu gibi “şenlik” haline çevirmek ve maçlarda skor tutmamak en uygun çözüm.


Yorumlar
Yorum Gönder