Sanırım benden her zamanki gibi taktik teknik konularda, orada öyle burada böyle olduğunu anlatan bir yazı bekliyorsunuz ...
Hayır!
Bu defa çok yakından tanıdığımız ve Türkiye’de ( Efes’de ) çalıştıktan sonra bir NBA takımına giden David Blatt ve herkesin TV de seyrettiği LeBron James'i konu alan “Kralın Dönüşü” (Bu tarz isimler beni biraz üzüyor ama.. )
kitabından alıntılarla, aradaki farkın ne olduğunu daha doğrusu Amerikalıların Avrupa basketbolu hakkında ne düşündüğünü paylaşacağım.
Bu arada Blatt bu macerasından sonra Darüşşafaka takımının antrenörü olarak tekrar Türkiye'ye geldi ve Avrupa Kupasını kazandı.
KAHRAMANLAR
Tyronn Lou ve David Blatt
Kitabın bu bölümünde, Koç Blatt, Yıldız LeBron, asistan koç Tyronn Lou , Takım sahiplerinden Gilbert ve Genel menecer Griffin baş rolü oynuyorlar.
Lebron / Griffin LeBron / Gilbert
Olay şöyle gelişiyor ; LeBron’un Miami’den dönme ihtimali var ama henüz kesinlik kazanmamış .
Ve Cavs'da Koç arayışı başlıyor ;
Koçluğun genel tabiatında ilginç geçişler yaşanmaya başlamıştı. Doc Rivers ,Los Angles Clipers’in hem basketbol operasyonları başkanı hem de koçu olmuştu.
Flip Saunders’in Minnesota’da buna benzer bir rolü vardı. Gregg Popovich San Antonio’da böylesi bir görevdeydi. Cavs’ın Brown’ı kovmasından iki gün sonra Stan Van Gundey Detroit’e böyle gıpta edilesi bir çift role sahip olmuştu.
Çok saygın koçlar ve hayat boyu kalabilecekleri işlere kavuşup kendilerini güvenceye almış olan koçlar , NBA takımlarından sadece yüksek maaş meblağları değil , aynı zamanda ön büro üzerinde tanrısal bir güç de talep ediyorlardı .
Güçle birlikte de ,uzun kontratlar şeklinde kendilerine güvence verilmesini istiyorlardı. Takımın sahibi Gilbert ise son dokuz yılda üç GM ile yollarını ayırmıştı ve henüz yeni kovduğu iki koçuna da halen ödeme yapıyordu.
İstedikleri Kolej koçları ,okulları ile yeni anlaşma imzaladıkları ve alacakları ücret çok da farklı olmadığı için gelmeyince , Avrupa ile ilgilenmeye başladılar .
Organizasyondaki bazı kimseler , Avrupa’da koçluk yapmaktan NBA’a geçmeye göre daha kolay ve sorunsuz olacağını ileri sürmüştü.
Lou’nun önemli özellikleri vardı :
Emekli olmuş gezgin oyun kurucu Tyronn Lou da ,oyuncularla iletişim ve bağ kurabilme kabiliyeti ile tanınan ve yıllar yılı Boston ve Los Angeles’ta Rivers’in yanında çalışmış biriydi.
Seçenekleri azalan Cavs Blatt’ı aradı.
Gilbert henüz kısa bir süre önce Lue ile buluşmuştu hemen ardından Blatt ile buluşacaktı.
Grifin daha ziyade Lue ile ilgileniyordu Lue’nun geniş çevresi bir sürü müttefikle doluydu ve ligdeki pek çok takım ve oyuncu ile bağları kuvvetliydi. Onunla birlikte oynamış herkes onu sevmekle kalmıyor , ona adeta bayılıyordu. Griffin bu özelliğin Blatt’inki gibi bir özgeçmişten bile daha nadir bulunacağını düşünüyordu.
Gilbert ise, Blatt’a karar kılmıştı. Takım sahipleri Griffin ile ortak payda da buluştular Lue’yu da işe alacaklardı. Lue ‘nun bu ekipte baş asistan koç olmasını sağlayacaklardı ,böylelikle herkesin isteği bir şekilde gerçekleşmiş olacaktı.
Görünüşte bu tarz biraz sakıncalıydı . Takım koçluğu için yarışan iki adaydan biri , yani kaybeden , kazanın sağ kolu olmaya mecbur edilmiş gibi olacaktı. Tecrübeli NBA koçlarından pek çoğu böyle bir fikri reddederdi.
Blatt’ı işe almakla ,Griffin takımdaki gücünü , yetkisini ve mevkini koruyacak ve basketbol operasyonlarının başında yer almayı sürdürecekti ; oya geri kalan koç adaylarının bazıları ,işe alınmaları halinde onun bu yetkilerini de elinden alacaktı . Blatt’da hayalini kurduğu şeye kavuşacaktı. Ve üç yıllık 10 milyon doları garantileyecekti. Bu sebeple Lue’yu asistan olarak kabul etmesi de kolaylaşıyordu. Lue you Cavs getiren şey ise , Griffin’in ,lig tarihinde bir asistan koça verilen en büyük kontrata, dört yıllık 6.5 milyon dolar değerindeki bir sözleşmeye yeşil ışık yakmasıydı.
LeBron’un miami ‘ye gidişi.
PEK KONU İLE ALAKALI DEĞİL AMA...
Pat Riley Lebron transferini gerçekleştirmişti. Bunu başarmak için de kazandığı yedi adet şampiyonluk yüzüğünü masaya koymuş ve bu yüzüklerin nasıl kazanılacağını bildiğini göstermiş , böylelikle Lebron’un şampiyonluk kazanma açlığına hitap etmişti. 2014 yazı itibari ile Riley’in yüzük sayısı dokuza, Lebron’unki de ikiye yükselmişti.
BLATT’IN İLK HATASI .
LEBRON’UN İSTEĞİNİ GERİ ÇEVİRMEMEK
Rollerin tanımlanması hususu NBA de çok önemlidir; oyuncular kendilerine açık ve net olunmasını isterler . Rollerin herkesin içinde konuşulup belirlenmesi de öyle alışılmadık bir şey değildir, ve veteran oyuncular kariyerleri boyunca bu tarz toplantıları birçok kez yaşamıştır. Tek fark , bu seferkinin her zamanki gibi bir koç tarafından değil, bir oyuncu tarafından yönetilmesiydi.
İLK ANTRENMANLAR
Blatt kampta ilk başlarda biraz bocalamıştı, üstelik gösterdiği tutum oyuncuları rahatsız ettiği için işler daha da kötüye gitmişti ve LeBron ile de güvenilir bir iş ilişkisi yaratmayı başaramamıştı.
Kampın ikinci haftası geride kaldıktan sonra ,takım halinde “kaynaştırıcı” olmasına kesin gözüyle bakılan bir seyahate çıkılmıştı.
BLATT’IN HÜCUM SİSTEMİ BEĞENİLİYOR
Her ne kadar Princeton hücumu kolay kolay “devrimci” bir kavram veya hamle şeklinde addedilmeyecek olsa bile , oyuncular ömürlerinde buna benzer bir sistem görmemişlerdi.
“Hücum anlayışı resmen dahiliğin kıyısında” demişti birkaç günlük idman sonrasında Mike Miller . “Belki alışmak biraz zaman alıyor ,ama onun neden nasıl bunca farklı takımı şampiyonluğa taşıdığını görebiliyorsunuz.” O gerçekten iyi bir koç.
“Eğer faul çizgisinin etrafında oynayan dört oyuncunuz varsa insanlar “işte bu Princeton” diyor .Pek çok takım geçmişte bunu oynadı,” diyordu LeBron .”Bu sistemde benim görmeye alıştığımdan çok daha fazla seçeneğiniz oluyor.”
İLK GALİBİYET ŞAKA GİBİ
Maçın son düdüğü çalınca LeBron Blatt’in müsait olmasını beklemiş ve birlikte aldıkları ilk galibiyeti ona sarılarak kutlayıp koçunu tebrik etmişti. Baltt soyunma odasına girince tüm takımı önceki maça nazaran ,çok daha iyi oynadıkları için övmüş ve sözlerini bir “Aferin” ile bitirerek odadan çıkmak için arkasını dönmüştü. Ama oyuncular aynı anda hep bir ağızdan ona seslenip durmasını istemişlerdi. Kyrie maçta kullanılan topu getirip Blatt’e hediye ederken ,diğer oyuncular da Blatt’in etrafına toplanıp bir kutlama işareti kabilinden onun başını okşamışlardı.
“Bu onun için büyük bir galibiyetti “ ,diyecekti Thompson .” Bu yüzden saçını elleye elleye darmadağın ettik.”
Bu onun NBA ‘deki ilk zaferiydi “ demişti Kyrie de. “Maçın topunu alıp saklamayı hak ediyor. NBA’de henüz çok yeni . Şahsen ben ona NBA bakiresi diyorum.
AVRUPA ŞÖYLE AVRUPA BÖYLE, DİNLEYEN KİM
İşe alındığı günden beri Blatt Avrupa’daki deneyimlerini NBA’e de başarılı bir şekilde aktarıp uygulayabileceğini düzenli bir biçimde dile getiriyordu. Oyuncularına sık sık ,karşılaştıkları pek çok durumun Avrupa’da karşılaştıklarına çok benzediğini söylüyordu. Bunlar geçerli ve mantıklı laflardı belki, ama Avrupa’daki başarılar genel olarak NBA’de pek fazla kabul görmezdi .Euroleaugue’de olup biteni çok az sayıda oyuncu ve taraftar takip ederdi ve açıkçası o ligi daha aşağı kalitede bir lig, bir alt küme gibi görürlerdi. Bunun başlıca sebebi , önceki on yıllık dönem boyunca Avrupa’dan yıldız sıfatını taşıyan pek çok oyuncunun bu kıtaya gelip NBA’de bocalamış olmasıydı . Blatt’ın Avrupa’daki başarıları ( bunu söylemek haksızlık olsa da olmasa da ) bir alt ligde veya en iyi tabirle küçük bir ligde elde edilmiş bir zaferler olarak görülüyordu.
LİG BAŞLADI LEBRON ŞAMPİYON OLAMAK İSTİYOR
Pasif kaldığım ve oyun kurucu rolünü üstlendiğim ilk maç oynadım ve her ikisi de mağlubiyetle sonuçlandı. Çok keskin ve atak davrandığım bir maç oynadım ve onu kazandık diye aklından geçenleri söylüyordu LeBron ,formasını giyerken.
“Bu güzel güzel bir çizgi . kazanmak nihai amaç mıdır? Acaba takım halinde olabileceğimizin en iyisi mi olmak mı, yoksa bir maç kazanmak mı daha önemli? İşte kafamda şu an bu soruları cevaplamaya çalışıyorum.
Lebron’un odaklandığı şey ,Kyrie’nin istatistiklerinde asist hanesinin bomboş olmasıydı. LeBron işe koçu karıştırma taraftarı değildi. “ Yanıma geldi ve bana “ birincisi ,bir daha asla herhangi bir maçı sıfır asistle tamamlayamazsın . Evet bazen sadece bir, iki veya üç asist de olabilir ,ama sıfır kesinlikle kabul edilemez.” Dedi Ve ben de ona ,” Peki tamam , bir daha olmaz “ dedim “ diye anlatacaktı Kyrie.
SORUNLAR DERİNLEŞİYOR
Blatt arka arkaya molalar almıştı . Bunlardan birinde LeBron ,arkadaşlarına Blatt’ın dahil olmadığı bir konuşma yapmıştı. Bir süre sonra Blatt zorla kendini konuşmaya dahil etmek durumunda kalmıştı . Bu sahne çabucak dillere düşecekti ,özellikle de Blatt’in Olimpiyatlar ‘da bir mola esnasında kendi arasında konuşan oyuncularını benchten kovduğunu hatırlatanların diline.
POPVICH’İN ÖVGÜLERİ
Neticede , Cavs’ın molası kalmamıştı . Sezon başlarında ,Blatt molaları yönlendirmesine yardımcı olması için baş asistanı Tyronn Lou’ya güveniyordu ,nitekim buradaki molaların bazıları Avrupa’dakinden farklı olarak oyunun belirli evrelerinde televizyon reklamları yüzünden mecburen alınıyordu. Bunları yönetmek başka türlü bir sanattı , bu snata vakıf olmak zaman ve tecrübe gerektirirdi ve Blatt halen öğrenme aşamasındaydı.
Suns koçu Gregg Popovich molalarını mükemmel bir anlayışla kullanır ve maçın son dakikasına elinde üç mola hakkıyla girerdi.
Popoviç ; Cavs’ın sorunlu bir takım olduğunu kabul etmiyor ve inanılmaz bir takıma dönüşecekler . Ama şimdi yeni bir sistemleri , yeni oyuncuları var ve alışma süreci hemen bitmez “ diyordu .” Onlarla şu an oynadığımıza çok memnunum . çünkü sezonun ilerleyen bölümlerinde çok daha kuvvetli olacaklar.”
GREGG’DEN NET BİR TESPİT
Ardında da, bu ligde ilk yılını geçiren bir koç olmanın nelere kadir olduğundan ve Blatt’in de içinden geçtiği sürecin zorluklarından bahsetmişti. Sözleri kısa ve netti .” Ya ne yaptığınızı biliyorsunuzdur ya da bilmiyorsunuzdur.,” demişti . “Ya oyuncularınızla saygıya dayalı bir ilişki geliştirişiniz , onların saygısını kazanırsınız , öylesi bir gurupla başa çıkmayı öğrenirsiniz ve takımınızı yönetmeyi becerirsiniz ,ya da bunları beceremezsiniz.”
STRES VE BASKI YAVAŞ YAVAŞ ORTAYA ÇIKIYOR
Blatt’ın sezon öncesi yıldızı parlayan ve bir dolu övgü alan hücum sistemi o an tanınmaz bir haldeydi.
LeBron twitter hesabından Martin Luther King Jr. ‘ın bir sözünü paylaşmıştı.: “ Bir insanın başarısının nihai ölücüsü güvenli ve rahat zamanlarda nerede durduğu değil , zor ve tartışmalı zamanlarda nerde durduğudur.”
Takım toplanırken ,kaçamak bakışlar birbirine denk gelmişti. David Blatt ortada oturuyor , yazı tahtasının üzerinde kalemini kaydırıyor , Shown Marion’a birazdan oynayacakları önemli bir hücum setinde nereye gitmesi gerektiğini gösteriyordu . Oysa Marion oyunda bile değildi ve oyuna girmesi de istenmemişti.
Oyuncular, koçun göreve başladığı ilk bir kaç ayda böylesi şeylerin olduğunu fark etmişlerdi. Bazen aynı hücum setinde aynı oyuncuyu farklı yerlere yerleştiriyor , bazen de aynı adamı aynı anda birden fazla adamı savunmakla görevlendiriyordu. Bazı vakitlerde tahtaya setleri çizerken elleri titriyor bazen de oyun çizme işini asistanlarına bırakıyordu.
Öyle zaman geliyor ki LeBron James koçun isteği stratejiye karşı çıkıyordu. Ne yapıldığını seçmesi değil LeBron’u buna ikna etmesi gerekiyordu. Ve
Mental hatalar ,özellikle de biriktikçe , bu ikna sürecinde hiç yardımcı olmuyordu.
İdmanlarda yapılan takım içi ısınma maçları sırasında koçlar faul çalabiliyordu- ki her biri başlı başına tartışmalı birer karar oluyordu- ve oyuncular böylesi tartışmalı anlarda Blatt’ın gıkını bile çıkarmadığını görmüşlerdi.
Avrupa’dayken Blatt herhangi bir karar verdiğinde, bu karar ısınma maçında, ya da final maçında da olsa otoritesi kesinlikle sorgulanmazdı. NBA ‘de ise durum böyle değildi; güç koçların, bilhassa yeterince tecrübeye sahip olmayan koçların elinden kayıp gidebilecek bir unsurdu.
LeBron aşırı derecede rekabetçiydi. Bir ısınma maçında yenildiğinde topu 25 metre fırlattığına şahit olunmuştu.
İster final maçında ister ısınma maçında bir karar hoşuna gitmediğinde muhakkak itiraz ederdi.
Bir faul kararı yüzünden atıp tutarak ve zırvalayarak idmanı yavaşlattığında ise , Blatt iyice içine kapanıyordu. LeBron’a ağzını kapatmasını bunun gerçekten faul olduğunu söylemek işini Lou almak zorunda kalıyordu.
Birkaç hafta içinde özellikle veteran oyuncular arasında fısıltılar dönmeye başlamıştı. Çabucak sinirlenen Blatt’ın LeBron’dan korktuğunu düşünür hale gelmişlerdi.
Geriye baktığında daha ilk günden LeBron’a sadece oyuncular arası toplantıya izin vermemesi veya sonraya ertelemesi gerektiğine inanmışlardı. Belki bu Le Bron’u hayal kırıklığına uğratır ama koçuna saygı duymasını sağlayabilirdi.
SONA YAKLAŞIRKEN
Yaz ayları boyunca Blatt’a şüpheyle yaklaşan taraf Griffin iken Blatt’ı isteyen kişi Gilbert’ti . Şimdi ise Griff’in Blatt’a daha fazla süre verilmesini istiyordu.
Cavs LosAngeles’deki iki maçta beklentileri karşılayıp ibreyi lehine çevirmezse ,Blatt kovulacaktı . Bu ihtimal gerçek olmayabilirdi ama oyuncular bunu tartışmaya başlamıştı.
BAŞKA DÜNYALAR
Popovich ; İyi bir koç . Ne yaptığını biliyor . Oyuncuları da bunun farkına vardı ve şimdi şahane basketbol oynuyorlar.
Birkaç dakika sonra koridorun öbür ucunda , Popovich’in methiyeleri Blatt’a iletilmişti . Popvich’in iltifatlarını kabul etmekle yetinmek yerine , Blatt yine saldırgan bir tutumla biyografisini hatırlatma yolunu seçmişti.
“ Ben tam otuz üç yıl boyunca aynı dili ( İngilizce) konuştuktan sonra ABD’ye geri döndüm ,”demişti Blatt . “Benim Rusya’da İtalya’da Türkiye’de ,Yunanistan’da koçluk yaptığımı unutmayın. Oralarda işler daha zordu . Çünkü farklı kültürler farklı dünyalar vardı. “Devamında da “ dünyanın en tecrübeli koçlarından biri olduğunu söyleyerek kendi başarılarını , yani Avrupa’daki çeşitli şampiyonluklarını , Spurs’ün son on beş yılda kazandığı beş şampiyonluk ile kıyaslamıştı.
Matthew Dellavedova , topu oyuna sokmaya gitmişti . Açıklanamaz bir şekilde, Blatt sahanın içine doğru girip bir mola istemişti –Cavs’ın sahip olmadığı türden bir mola.
Blatt’ın sezonun ikinci gecesinde yine Chicago’daki bir maçta soyunma odasını dışında durup herkese çaylak bir koç olmadığını anımsatması ironik bir hatıraydı kuşkusuz . Aylar sonra ,medya neden molaları Lou’nun idare ettiğini ve Blatt’ın yerine kenarda mola talep eden kişi olduğunu sorunca Blatt deliye dönmüştü.
Şimdiki hareketi ile maçın tansiyonun içinde soğukkanlılığını yitirdiğini göstermiş ve oyuncuların kendisine olan güvenini sarsmıştı. Ve her şey dönüp dolaşıp o anda olacaklara bağlanmıştı. Eğer istediği mola Blatt’a verilse ,Cavs’a bir teknik faul çalınacak ve Bulls’a bir adet serbest atış hediye edilecekti.
Lou Blatt’ın hatasını görmüş ve yanına koşup onu bench’e geri çekmişti . Böylece utanç verici anın kıyısından dönülmüştü.
Maçtan sonra, Blatt son hüum setini , yani topu kenardan oyuna Dellavedoa’nın sokmasını izah etmişti: “Delly’nin topu tam da omuz mesafesi üzerinden atmasını istedik. Ve kalan süre LeBron’un bir atış kullanmasına yetti . Gayet iyi bir setti”
Bu muhteşem olay LeBron’a sorulduğu zaman ise , işitilen hikaye biraz farklı olmuştu .”Dürüst olmak gerekirse ,bir set çizilmişti ben onu iptal ettim ,” demişti röportaj podyumun üzerinde , yüzünde bir tebessümle . “Koça “ Topu bana vermeniz yeterli .
Ya maç uzatmaya gidecek ya da ben galibiyeti getireceğim” dedim . Kesinlikle topu kenardan başlatan kişi olmayacağımı söyledim.
Blatt’ın bu görev için uygunluğu ve LeBron’un onunla yaşadığı güven problemleri , yine gündeme getirilmişti.
“Az kalsın her şeyi berbat edebilecek bir hata yapılacaktı , ben bunu sahiplendim . çünkü hatayı ben yapıyordum” demişti Blatt “
“Bir basketbol koçu maçın seyri içinde 15 ila 200 kritik karar verir, ki bence bu rakam ancak bir savaş pilotunun karar mekanizmasındaki yoğunlukta yaşanabilir.”
Blatt’ın kendisini savaş pilotu ile kıyaslaması hem arsızlığı ve şatafatı seven destekçilerinden , hem de kibir ve küstahlığından dem vurarak onu eleştirenlerden gelecek yeni bir tepki yumağı yaratmıştı. Koçlar hata yapabilirlerdi ,ve play-off’ları tecrübe ederken hata yapmaları da beklenmedik bir şey değildi. Ama Blatt ‘ın normal sezondaki tavrı ve defalarca kez herkese ne kadar deneyimli olduğunu hatırlatışı, dinleyenlerdeki sempati hissini biraz köreltmişti. LeBron’da son hücum için yaptıklarını ifşa ederek ona yarardan çok zarar getirmişti.
Dış dünya Cavs’in gerçekten de bu peri masalının sonunu getirip getiremeyeceğini düşünürken , İsrail medyası bunu mümkün kılan olanın sahibi olan kişiye yani Blatt’e hakkını teslim etmek için uğraşıp duruyordu. Buna dair sorulara LeBron’u ve Blatt’ı sıkıştırmışlardı. LeBron’a Blatt’ın ne kadar iyi bir taktisyen olduğunu ispatlamasına karşın neden halen kendi tercihlerini belirlerken çoğu kez Blatt’e danışmadığını sormuşlardı. LeBron ise sezon boyunca birçok sefer yaptığı gibi soğuk bir üslupla bu soruyu yanıtlamış ve her uygun fırsatta Blatt’ten bağımsız hareket etmeyi sürdüreceğini yenilemişti.
“ Ben ilişkimizin gün geçtikçe daha da geliştiğini düşünüyorum “ demişti “ Benim aklım maç boyunca sürekli çalışıyor . Bazen düşüncelerimi sesli bir biçimde dile getirebiliyorum, bazense maçı düşünüyorum ve koç ekibinin, oyuncuların ve Ko. Blatt’ın ,benim sadece takım için neyin olduğunu düşünüyorsam onu yaptığımı bildiklerini umuyorum. O da benim düşündüklerimi yapmama olanak sağlıyor, buna izin veriyor , ve ben buna çok saygı duyuyorum.
LeBron kibarlaşsa bile ,halen daha Blatt’e öyle pek saygı duymuyordu. Ve halen Blatt’ten ziyade asistanlarıyla ,özellikle Lou ile yakınlık kuruyordu. Ve yine genellikle LeBron’a çatabilen kişi Blatt değil Lou idi . Le Bron onun yaptıklarına kızsa da alınmıyordu veya Blatt’e yaptığı gibi tavır yapmıyordu. Dolayısıyla ,basına söylediği şeyler icraata geçmeyip lafta kalır cinsteydi.
Neticede bu ,bir galibiyetti ,üstelik bir mağlubiyet serisini sonlandırmıştı , ama Griffin ‘in karşısındaki manzara , moralsiz ve şevki kırılmış bir oyuncu güruhuydu. Ayrıca oyuncuların kime itimat edip güvendiğini anlamıştı . Bu isim David Blatt değil Tyronn Lou’ydu.
Gilbert’ın çalışma rutini aslında daha farklıydı. Önceleri, genel menejerlerin ne istediğine bakmaksızın , kendi başına karar alıp uygulamıştı . Lakin bu kez olayın manevi yükünü Griffin’in sırtına yüklenecekti ve sonuçlarıma da o katlanacaktı. Gilbert buna rıza ve onay vermişti.
Bu tamamen Griffin’in kararıydı ve çok cesaret isteyen bir tercihti , demişti Gilbert .” Ona dedim ki “Griff bizi mahvedecekler . Doğu Konferansı’nda lider durumdayız ve sezonun ortasında koçumuzu kovacağız “ olay en sonunda şu noktaya geldi: Ruhumun ,aklımın ve kalbimin derinliklerinde ,bu koçun bizi şampiyonluğa taşıyabileceğini hissedebiliyor muydum? Evet ,çok iyi bir adamdı , iyi bir insandı ,ama bu oyuncular onun koçluğuna saygı duymuyor muydu? Fark etmek zorunda kaldığımız cevap, olumsuzdu. Tyronn Lou’ya sahip olduğumuz için ,buna cesaret edebildik Lou olmasaydı muhtemelen Blatt’ı kovmaya kolay kolay yeltenmezdik.
Ertesi sabah , yani Cuma günü, Griffin Blatt’ı arayarak kendisiyle konuşmak istediğini söylemişti . Önceki iki gün arka arkaya maç yaptıkları için oyuncular izinliydi ve antrenman tesisleri neredeyse bomboştu . konuşma başladığında Griff’in ,Blatt’e kovulduğunu söylemişti.
Blatt öylece kalakalmıştı . Yardımcı koçları da öyle . Ligdeki diğer koçlar bu gelişme karşısında epeyce sinirlenmişlerdi . İsrail halkı ise öfkeden köpürmüştü.
Griffin’i asıl etkileyen şey ,Lou’nun gözünü karartarak oyuncuların karşısına dikilebilmesiydi ve doğruları söyleyebilmesiydi.
Takımı konferans lideri olan bir takımın koçunu sezon ortasından görevden almak , tarihi bir karardı , fakat Griffin bunu sadece Blatt başarısız olduğu için değil Lou’nun bu işi başarabileceğine inandığı için almıştı.ki bazı hataları olmuştu
Blatt’ın elbette bazı hataları olmuştu ve muhtemelen bu hataların en büyüğü Avrupa’da koçluk yapmakla NBA ‘de koçluk yapmanın birbirinden çok farklı iki kavram olduğunu fark etmemesiydi. NBA ile Avrupa’yı birbirine paralel basketbol diyarları olarak gördüğü aşikardı ve bu görüşünde yanıldığı ortaya çıkacaktı . NBA ‘deki insanlar, NBA’deki oyuncular, bu iki farklı kıtadaki basketbolu onun gördüğü gibi eşit veya denk görmüyordu ve Blatt bunu bizzat yaşayarak ,çok zor yıllardan öğrenmişti.
Griffin: “ Benim görevim bir franchise yönetmek ve karar alırken hiç kimseye sormadım . Zaten sürekli olarka soyunma odasının içindeyim . Neyin ne olduğu ve ne olması gerektiğini de farkındayım.
“Yine aksi yönde bazı görüşler mevcuttu . Son iki sezonda koçların birbiri ardına kovulup göreve getirildiğine tanık olmuştu herkes , ve koçlar da kendilerini saldırı altındaymış gibi hissediyorlardı.
“Ligimizde böyle bir hadise yaşandığı için gerçekten herkes adına utanç duyuyorum” demişti Dallas Mavericks’in koçu Rick Carlisle . “Bu gerçekten garip ve yakışıksız bir olay , üstelik sizi biraz boşluğa düşürüyor , çünkü bence Blatt harika bir insan ve bu ligde gerçekten büyük iş başardı.
Benim zamanımda ,işinizden kovulmanız için öncelikle en azından birkaç mağlubiyet almanız gerekirdi “ demişti Orlando koçu Scott Skiles da.
Gregg Popovich ,” Griffin’in soyunma odasındaki gözlemleri sonunda Blatt’ı kovmaya karar verdiğine dair beyanları üzerine “ Benim genel menecerim soyunma odamızda bizimle birlikte olmadığına çok memnunum , çünkü o da her an beni işimden kovabilirdi ,” diyerek, açıkça Griffin’i eleştirmişti.
Eskiden Lou takımın savunma kurgusundan Blatt ise hücumundan sorumluydu . Şimdi ise Lou hücumdan ve savunma yönetimini Longabardi’ye devretmek için onu işe almıştı.
Blatt’ın kovulmasının ardından , LeBron taraftarların ve medyanın epeyce eleştirisine maruz kalmıştı . Bazıları LeBron için “koç katili” terimini kullanmıştı ,ki LeBron bunun aşağılayıcı bir söylem olduğunu düşünüyordu.
Takımın koçunu sırf takımın birlik ve beraberliğinden endişe ettiği için işten çıkarmış ve böylesi cüretkar bir karar alarak kendini ateşe atmıştı ama LeBron’un yaptıklarının ona hiç bir faydası olmuyordu.
Herkesin tepkisini çektiği için Griffin artık söylediği sözlerin arakasında durmalıydı. Aksi halde bir hayli zarar görürdü.
Lou odanın kontrolünü ele almış ve oyuncuları küfürlerle süslü bir şekilde azarlama faslına girmişti. Hedef aldığı kişiler, takımın en büyük üç yıldızıydı. Onların birbirlerine hiç güvenmediklerini dile getirmiş ve sadece bazı maçlarda değil ,her maçta her birinin neleri asgari seviyede yapacağına dair bir standart belirlemelerinin şart olduğunu belirtmişti. Her maçta. Her birinin. Birbirlerini denetlemeleri lazımdı. Eğer içlerinden biri sorumluluklarını yerine getirmezse diğerleri onu uyarmalıydı.
“Bir kültürü değiştirmek istiyorsanız , herkese eskisi gibi davranamazsınız “, demişti Lou “Karşılıklı oturup konuşmanız ,her maçta birbirlerine hangi konularda ihtiyaç duyduklarını anlamalarını ve hem birbirlerine hem de takımın geri kalanına kesinkes güvenmelerini sağlamanız lazım. Biz bu konuşmayı herkesin ortasında , işin içine takımın tamamını katarak yaptık . Herkes fikirlerini ,beklentilerini ve neyi daha iyi yapmaya ihtiyacımız olduğu hakkında kanaatini dile getirdi. Bence o günden sonra kabuğumuzu kırdık ve çok daha iyi bir takım haline geldik.”








Yorumlar
Yorum Gönder