GALATASARAY YILDIZ TAKIMI
ANKARA YÜKSELİŞ KOLEJİ SPOR SALONU
TÜRKİYE YILDIZLAR ŞAMPİYONASI LİSE 2. SINIF
YAŞ 16
Okul kapanalı henüz iki gün olmuştu, artık uzun bir yaz tatili onu bekliyordu. İkmali olmadığı için artık üç ay süresince basketbol oynayabilecekti.
Sabah sekizde kahvaltısı bitirdi, önce tişörtünü ardından şortunu giydi ,açık sahada kullandığı eski lastik ayakkabılarının bağcıklarını bağladı.
Akşamdan , hazırladığı otobüs parası ve öğlen yemeğinde bakkaldan alacağı meşrubat ve "ekmek arası kaşar" parasını cebine koydu.
Son olarakta, kulüpten binbir zorlukla aldığı yıpranmış Voit basketbol topunu ,dolabın üzerinden zıplayarak aldı.
Kapıdan çıktı ve Teşvikiye Camii'nin oradaki otobüs durağına doğru dripling yaparak yürümeye başladı .
Çok geçmeden 52/ A numaralı otobüs geldi ve on beş dakika sonra Gayrettepe durağındaydı.
Otobüsten indikten sonra ana caddeye paralel bomboş yolda uzun driplingler yaparak basketbol sahasına geldi.
Saha boştu ,tam tahmin ettiği gibi henüz kimse gelmemişti.
Kafasında birçok hareket vardı .
Spor Sergi Sarayı'nda seyrettiği maçlarda, herkes gibi atılan baskete değil , oyuncunun basketi nasıl attığına dikkat ediyor, hatta bazen daha iyi görebilmek için yer değiştiriyordu.
İşte o hareketlerden, aklında kalanları yapmaya başlayabilirdi.
Akşam saat dört civarında, sıcak azalınca herkes yavaş yavaş gelecek ve ardından tek pota maçlar başlayacaktı .
Önce küçükler ,sonra yaşıtları ve en sonunda büyükler gelecekti . Hurşit abi, hatta belki Amerikalı J.J'de gelebilirdi..
O şimdi çalıştığı atışları akşam küçüklerle yapacağı ilk maçta uygulayacak , hangilerini daha iyi yapıyorsa ,son maçlarda çekinmeden uygulayacaktı.
Aslında işin en zor kısmı , atışı yaptıktan sonra ,ribaunt alacak kimse olmadığı için yola kaçma ihtimali olan topun peşinden koşmaktı.
Hikayemize burada son verip, tek başınıza ,sadece bir top ve bir pota bulunca nasıl çalışabileceğinizi gösteren yirmi dakikalık video ile sizi başbaşa bırakıyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder