Ana içeriğe atla

ABİ,BU ÇOCUK KESİN NBA OLUR.




A takımlar seviyesinde en iyi oyunculardan kurulu kadroyu seçme şansım hiçbir zaman olmadı. 

Bu nedenle, elimdeki mütevazi imkanlarla iyi bir şeyler yapmak çabaladım. 

Elimdeki oyunculardan maksimum fayda sağlamak için çırpındım durdum. 

 

Birçok farklı özelliklere sahip oyuncular ile karşılaştım. 

 

Belki bu satırları okuyan genç antrenör arkadaşların işine yarar düşüncesiyle, burada hem oyuncular ,hem de yaşadıklarım ile ilgili ilginç tecrübelerimi paylaşmak istiyorum. 

 

KESİN NBA

 

Bazı oyuncular harika fiziğe sahipken o kadar yetenekli değildir. 

Ancak (pota altına yakın oynatıp ribaunt almasını sağlamak veya şutları bozmasını sağlamak gibi) bir şekilde bu oyunculardan yararlanabilirsiniz. 

 

Veya fiziği zayıf ama şuta yeteneği olan bir oyuncunuz vardır (perdeleme getirerek) şutundan yararlanabilirsiniz. 

 

Ancak bir de öyle oyuncular vardır ki, hem fizikleri hem de yetenekleri üst düzeydedir, hatta estetik olarak da NBA oyuncusunu aratmazlar. 

 

Antrenörlük hayatımda, yukarıda tarif ettiğim gibi, iki Türk oyuncu ile karşılaştım. 

 

Bunlar fizik, güç, yetenek ve estetik gibi tüm oyuncuların sahip olmak için can attığı bütün özelliklere sahiptiler.

 

Oldukları yerden zıplayıp smaç yapabilen, iki metre civarında guard özelliklerine sahip, çok güçlü iki oyuncuydu. 

 

Ancak çalıştığım takımlara gelmeden önce bunlardan birinin ismini hiç duymamıştım, diğerini ismini ise bambaşka bir konuda duymuştum. 

 

Bu oyuncular bire bir çalışmalarda göz kamaştırıcıydılar. 

 

Tek bir sorunları vardı, bu özelliklerini nerede ve zaman kullanacaklarını bilmiyorlardı. 

 

Maç içinde hem arkadaşlarının durumunu hem de savunmanın durumunu tahmin edemiyorlardı.

Bu nedenle saç baş yolduracak hatalar yapıyorlardı.

 

Koçun söylediklerini yapmaya kalktıklarında ise, adeta kontağı kapatıyorlar ve bütün özellikleri adeta bir anda yok oluyordu.

 

Bu oyuncuların, şansları yaver gitmediği zaman, değil üçlü bir kombinasyon, ikili oynarken bile yaptıkları hatalar, normal bir maçta göremeyeceğiniz hatalar oluyordu. 

 

Arkadaşlarına çarpmalar, savunmanın içinden geçemeye çalışmalar gibi….

 

Onlardan biraz olsun yararlanmak için, birebir pozisyonda serbest bırakıyordum, o zaman da, bir tane inanılmaz bir hareket yaparak herkesi şaşırtıyorlar ancak hemen ardından basketbola yeni başlayan bir çocuk gibi saçma sapan bir hareket yapıyorlardı.

 

Sanırım basketbol aklı, hepimizin düşündüğünden çok daha önemli bir özellik.

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...