Eskiden Amerika’da çıkan basketbol kitaplarının tercümelerini bulmak söz konusu bile değildi.
Belirli bir süre sonra ilgi artıkça kitap tercümeleri yapıldı.
Ancak basketboldan hiç anlamayan kişilerin yaptığı bu tercümeleri okuyabilmek adeta bir işkenceydi.
( guard = bekçi gibi..)
Sadece bu kitapları okuyabilmek için İngilizce öğrenmeye çabalayan biri olarak, büyük bir memnuniyetle günümüzde böyle bir sorunun kalmadığını söyleyebilirim.
Artık nerdeyse her yeni çıkan kitabın tercümesini çıkıyor.
Sevgili Efe Özenç, o kadar derin bir basketbol bilgisine sahip ki, orijinal metinlerde yapılan hataları düzelttiği gibi, bize dip notlarla ilginç bilgiler veriyor.
Bu kitap diğerlerine nazaran biraz farklı, her şeyden önce Kevin Durant gibi diğerlerinden çok farklı bir kişiliğin biyografisi olması özelliğini taşıyor.
Eğer NBA meraklısıysanız ilginizi çekecek bir kitap.
DMV’de “33” denen ve tek başına 33 sayı kaydetmeyi başaran ilk oyuncunun kazanacağı özel bir müsabaka çeşidi oynanırdı.
MENTAL BASKETBOL
Olaylı maçtan sonra geri döndüğü günü hatırlıyorum diye anlatıyordu Barnes; “bana, koç bedeli her ne olursa olsun, bana bu oyunu zihinsel bir bakış açısından nasıl oynamam gerektiğini öğretmeni istiyorum.” Demişti.
Bir anda tüm o akıl oyunları onun için büyük önem kazanmıştı. Hem de çok büyük bir önem. Bence fiziksel öğretilerde çok daha fazlasının yer aldığını keşfetmişti.
ADAMAK
Durant bu işe kendini adamıştı. Takım su molası verdiği zaman, takım arkadaşları su şişelerine doğru koşuştururken, Durant koçlarını performansına dair sorguya çekmeye gidiyordu.
Antrenman sona erdiğinde ve istirahat vakti geldiğinde ise, gidip koçların fikirlerini soruyordu. Savunmasının iyi olup olmadığını, nasıl daha iyi hale getirebileceğini öğrenmek istiyordu. Maçlarda yaşanan belli başlı durumları ve anları, basketbolda “şahane “olanı “iyi” olandan ayıran ufak tefek tüm ayrıntıları merak ediyordu.
RİP THROUGH ( UTUBEDAN İZLEYEBİLİRSİNİZ )
Tim Duncan’ın kullandığı eski bir hareketi repertuarına katmış , mükemmelleştirmiş ve tekrardan popüler kılmıştı: Üçlük çizgisine doğru ,potaya oldukça uzak bir mesafede dururken, kollarını savunmacısının öne uzattığı eline doğru alçak seviyeden bir kepçeleme hamlesi ile geçirip teması aldırıyor ve ardından güçlü biçimden bedenini çekip şuta kalkacakmış izlemini yaratıyordu. Elbette ki aslında şut kullanacağı falan yoktu, asıl amacı bu sayede savunmacısına faul yaptırmaktı. Ve hemen her defasında hiç şaşmaksızın hakemler düdüğü çalıyor, o da iki serbest atış için çizgisine gidiyordu. Bu hareket “yardırma” ( rip-through ) adıyla meşhur oldu ve rakip savunmacıları şaşkına ,rakip koçları da çılgına çeviriyordu.
Bu hareket iki yıl sonunda o kadar yaygınlaştı ki hakemler uyarıldı ve çalınan fauller atış olmayan faul kabul edilmeye başlandı.
SAKATLANMAMAK MAÇ KAÇIRMAMAK
26 yaşında Jones çatlağına, yani sağ ayağındaki serçe parmağının ayakla birleştiği tarak kemiğinde bir kırığa maruz kaldı.
Durant kariyeri boyunca normal sezonda maç başına 38,2 play-off’larda ise toplam 73 maçta ortalama 42,3 dakika boyunca sahada kalmıştı. 2007’de NBA’de girişinden bu yana oynadığı toplam süre 20,717 dakikaydı ve 2007-2014 arasında başka hiçbir NBA oyuncusu bu miktarı aşamamıştı. Bu kategoride ikinci sırayı alan, isim 20, 215 dakika ile LeBron James’di .
KİLİT ANLARDA EN ÇOK MAÇ KAYBEDEN TAKIM
Bitime beş dakikadan daha az süre kala aradaki farkın 5 sayıdan daha az olduğu tam 44 maç oynamıştı. Bu maçların sadece yarısını kazanabilmişlerdi.
Sözleşmelerdeki iş ahlakı ilkeleri nedeniyle: Motosiklete binmemek uçakla paraşütle atlamamak tehlikeli aktiviteler yapmamak gerekliydi.
Ligin en iyi beş oyuncusundan biriydi. Ama lüksün tam karşıtına sahip şehirde yaşamaktan hiç de şikayetçi değildi.
FLAG FOOTBALL
Aslen Amerikan fotbolun bir türevi 2015-16 döneminde tam anlamıyla geliştirilen ve kısa zamanda gördüğü ilgi sebebiyle profesyonel bir ligi bile oluşturulan yeni bir spor dalı. Pek çok bakımdan benzeştiği Amerikan futbolunda temel farkı , oyuncuların birbirlerini oyun esnasında alaşağı etmek suretiyle değil bellerine bağlanan ve elektronik sensöre sahip kemerleri çıkararak durdurmamalarına dayandırılmasıdır. Bu yüzden hakemler doğru kararları elektronik uyarıcıların sunduğu sinyaller eşliğinde verirler ve fiziksel temasa çok az pay bırakıldığı için oyuncuların yıpranma, sakatlanma, zarar görme ihtimalleri de azalır. Bu yüzden oyuncular kask gibi koruyucu eşyalar kullanmaz.
25 SINIRI YAŞ VE NBA OYUNCULARI
Muhtemelen yetişkin bir erkeğin beynin 25 yaşına varana dek tamamen olgunlaşmaz. Bu süre kadınlar için görece daha erken tamamlanır.
Yetişkinlik ön ve temporal beyin loblarının yani beyin duygu, vizyon muhakeme idrak sorun çözme ve hatta cinsel davranışlar gibi konuları düzenleyen bölümlerini tamamen gelişmesine dek başlayamazdı. 25’ten 30’a giden süreç, bir aydınlanma evresi olurdu. Hatta bazı bilimsel araştırmalar 40’lı yaşların başına dek tamamen olgunlaşmadığı iddia ediliyordu.
Cüzdanları ne denli geniş , endamları ve prestijleri ne kadar büyük, vaziyetleri ve unvanları ne ölçüde iyi olursa olsun ,profesyonel sporcular da aslında yetişkinliğe geçiş yapmaya çalışan genç erkeklerdi.
Duyguları arzuları ve mantıkları değişkendi.
Gece hayatı gitgide onların nezdindeki cazibesini yitiriyordu. Pek çok kadınla yüzeysel ilişki kurmak yerine, tek bir kadınla güçlü bir ilişkiye sahip olmayı yeğler hale geliyorlardı.
Para, “mutluluk” için bazı şartları hazırlıyordu.
Alemcilik yapmak ve birikimlerini saçıp savurmak yerine artık yatırımlar yapmayı ve girişimciliği tercih etmeye yöneliyorlardı. Ve hayatta o vakte dek zaten başarılı oldukları için artık sahada kazanacakları başarıları daha çok önemsemeye, bu uğurda daha çok şeyi göze alabilmeye başlıyorlardı.
LeBron James’in Clevland’dan ayrılıp Miami’ye gitme kararını 25 yaşındayken , Miami’den ayrılıp Clevland’a geri dönme kararını ise 29 yaşında vermiş olması bir tesadüf değildi. Kyrie Irving de Clevland’dan itildiği ve böylelikle sembolik açıdan kendi ayakları üzerinde duran bir adam olmayı denemeye başladığında 25 yaşındaydı . Sesiz vakur ve duygudan yoksunmuş gibi görünen Kawhi Leonard da 26 yaşında bastığında birdenbire hareketlenmiş ve San Antonio’dan takas olmayı istemişti.
Micahel Jordan da ilk emeklilik kararı verdiğinde 29 yaşındaydı.
BİR PROFESYONELİN EZELİ RAKİPLER ARASINDA TRANSFER YAPAMAMASINA İSYAN ETMEK
Takıma ve taraftarlara sadık olmayı gerektiren kuralı kim yaratmıştı? Belki de o sahada oynamaya gelen herkes aslında aynı tayfanın bir parçasıydı ve sadece şans eseri karşılıklı, yani farklı takımlarda oynuyorlardı, bunu kim bilebilirdi? Peki ya, konum, saha dışı olanaklar ve diğer ilişkiler, bir oyuncunun nerede oynamak istediğine etki edebilir miydi? Neden en iyi oyuncular, daha alt düzeydeki oyuncuların özgürce ve kınanmadan yapabildikleri şeylerden, yani diledikleri gibi başka takımlara transfer olabilme imkanından mahrum bırakılıyordu? Yüreğinizi basketbolun yazılı olmayan kurallarına yeğ tutabilme hakkını ne vakit meşrutiyet kazandı.
James Miami için ayrıldığı vakit Cleveland’ı temelinden yıkmış, geri döndüğünde de sıfırdan diriltilmişti.
Artık oyuncular basketbol sektörünün piyonları değil, kendi şartlarını dikte ettirebilen güç odakları olacaklardı.,
O dönemde 27 yaşında olan Stephan Curry de ipek kozasından çıkarak Başkan Trump’ı eleştirme cesaretini göstermişti.
MAÇARI BİR DE BÖYLE SEYREDİN
NBA,” CLUTCH” denen kilit anları, “maçın sayı farkı 5’ten aşağıdayken oynan son 5 dakikası” şeklinde tanımlanıyordu.
HERKESİN ANLAYAMAYACAĞI BİR DİLDEN KONUŞMAK
İsa, mesellerinde bunu, getirdiği altın külçelerini onu gerçekten anlamak isteyenler için ayırıp saklamanın bir yöntemi olarak öğretir. Dinleyenin söyleyenden arif olması gerektiği algısına benzer biçimde, esas irfan ve ödül , onun benzetmelerinin karmaşıklığını ve katmanlarını aşarak altında yatan mesajı çözmek ve hayatına uyarlayabilmektir.
Hristiyanların rakiplerinden pek çoğu, söylediği acayip şeyler dolayısıyla ilk bakışta İsa’nın bünyesinin başka varlıklarca ele geçirildiğini düşünmüştü. Kendi havarileri bile genellikle onun sözlerinin anlamlarını çözmeye çalışırken çaresizlikten kafalarını kaşımış ve öylece bakakalmıştı.
Durant ise farkında olmadan benzer şekilde davranıyordu.
Onun yöntemi, yuvarlar konuşmalar yapıp engelli bir parkurda bir kulvardan diğerine savrulmanızı sağlamaktı.
EGO EGO EGO
Ego her insanın çöküşünü hazırlar, diyordu Durant , “Kendinizi birisiyle mukayese ettiğinizde , bu mukayese aynı zamanda egonuzun bünyenizi övme çabasının da bir parçası haline gelir. Övgü almayı umursadığınız vakit aslında herkesten daha büyük ve daha iyi olmak ve daha güçlenmek istiyorsunuzdur. Tek istediğiniz şey, insanların size iyi göründüğünüzü söylemesi mi? Başka bir şey söylemelerini tercih etmez misiniz? İşte büyük bölümü sizin egonuzdan kaynaklanır. Egonuzdan arınabildiğiniz vakit , daha mütavizi bir hale gelirsiniz ve hayata bir öğrenci sıfatıyla bakmaya başlarsınız .
Fakat herkes dersin tamamını öğrenip bitirmeden öğretmen olamaya niyetli. Bu sizin egonuzun eseridir. Burada herkesin müstahak olanı yaşadığını, bu hayat oyununu nasıl oynanacağını öğrendiğini ve artık dünyaya bir şeyler katabileceğimi hissediyorum. Ki zaten bir şeyleri doğru düzgün, olması gerektiği gibi yapmanın yolu da budur.
SİYAHİLERİN SAÇ SORUNU
Kiliseler de dahil pek çok kurum ve kuruluş, istihdam için yapılan mülakatlarda saç fırçasını bir imtihan misali kullanırdı; eğer fırça siyahi bir vatandaşın saçını sorunsuzca tarayamaz ve takılırsa, o kişiye iş verilmezdi. Bu en bayağı şeytanlaştırma algısı yüzünden, yüzyıllar boyunca kıvırcık saçlı olmakla ünlenen siyahilerin kültüründe saç düzleştirme takıntısı yerleşmişti.
Siyahilerin yaşadığı pek çok evde, hafta sonu temizliği müzik eşliğinde yapılırdı. Yetişkinlerin hükmettiği böylesi dakikalarda, mobilyaların tozları alınırken, bulaşıklar yıkanırken ve halılar süpürülürken fonda hangi müziğin çalacağına onlar karar verir ve genlikle kendi gençliklerine ait parçaları seçerlerdi.
Acaba daha derin ilişkilerden kaçabilmek için mi yüzeysel ilişkiler kurmakta kendini bu kadar geliştirmişti.
Hiç kimse, aşkta reddedilmiş fanatik bir taraftardan daha tehlikeli olmazdı.
Basketbolu 90’ların sonu 2000’lerin başında , yani üç sayılık atışlar basketbola hükmetmeye başlamadan evvel öğrenmiş birisi olduğundan, oyununun temeli orta mesafe şutuna dayanıyordu.
CUT ETMEK İLE İLGİLİ KÜÇÜK BİR BİLGİ
CUT etmek: rakibin agresifliğini yine rakibe karşı kullanmak esastır. İyi bir cut edici olmanın en büyük kuralı, kat etmenin, yani topsuz hareketlenmenin etkili olacağına inanmaktır.
Penetre üzerinden savunmayı delmek ise “satış yapmaya “benzer; ve en iyi satıcılar , sattıkları ürünün kalitesine inanan kişilerdir.
Onu takıma izolasyon hücumu konusundaki eksiği kapatması için almışlardı, fakat onu topsuz oyuna ikna etmeyi de başarmışlardı.
ÇOK ÇALIŞMAK HER NE KADAR MODASI GEÇMİŞ GİBİ GELSEDE HER ZAMAN ÖNEMLİ
Erken kalkıp çok çalıştığınız zamanlar; gece geç saate kadar ayakta kalıp çok çalıştığınız zamanlar; çok yorgun olduğunuz ve kendinizi zorlamak istemediğiniz içim çalışamayacağınızı hissetiniz ama yine de çok çalışmaya devam ettiğiniz zamanlar…. İşte hakiki rüya budur. Rüya diye buna denir. Maksat hedef değildir, hedef gişen yoldaki yolculuktur.
Şampiyonluk sadece sahada kazanılmıyordu. Şampiyonluklar, takım sahipleri kademesinde başlatıp takımların ön büroları (yani yönetimleri) tarafından yürütülen koreografilerin eseriydi. Liderlik, kadro mühendisliği ve franchise kültürü de NBA başarısında pay sahibi olan etmenlerdi.


Yorumlar
Yorum Gönder