Ana içeriğe atla

KÖTÜ PAS /GÜZEL PAS /ÇOK GÜZEL PAS / KALİTELİ PAS


 


Herkes pas tekniği için onlarca şey söyleyebilir. Ancak pas ile ilgili bugüne kadar duyduğum en güzel söz, “İstenilen zamanda, istenilen yerde oyuncunun topla buluşmasıdır” diyebilirim.

 

Pasın yere paralel ve hızlı gitmesi, kolların ileri uzatılması, pası tutanın topu yavaşlattıktan sonra yakalaması vs… gibi onlarca tavsiye, eğer, top istenilen zamanda istenilen yerde oyuncu ile buluşmuyorsa hiçbir işe yaramıyor.


"Many people can say dozens of things about passing technique. However, the most beautiful thing I've heard about passing until now is, 'It is when the player meets the ball at the desired time and place.'

Dozens of recommendations like having the pass go parallel to the ground and quickly, extending the arms forward, or having the receiver catch the ball after slowing it down, are all useless if the ball does not meet the player at the desired time and place."


To evaluate a pass, we should use criteria beyond just turnovers or assists, such as: good pass, very good pass, poor pass, bad pass, or very bad pass.

Here's an example with a long pass:

If a player runs towards an open space, catches the pass without slowing down, and makes a basket, that's a "good" pass.

If the same player speeds up to catch the ball and successfully makes the shot, that's a "very, very good" pass.

If the player catches the ball but can't balance for the shot or has to slow down and can't get into a shooting position, that's a "poor, bad" pass.

If our player can't catch the ball, it's a "very bad" pass.

The video below is very suitable for practicing passes. However, in this drill, we removed the player in the middle, facilitating passing between just two players, which I think was more beneficial. 



Bir pası değerlendirebilmek için sadece top kaybı veya asist gibi değerlendirme yerine; güzel pas, çok güzel pas, kalitesiz pas, kötü pas, çok kötü pas gibi ölçülerimiz olmalı. 

 

Bu konu için uzun pastan bir örnek vereceğim; 

 

Boş sahaya doğru koşan oyuncu topu tutmak için yavaşlamadan pası alıp basket atıyorsa, bu “güzel” bir pastır.


Aynı oyuncu topu tutmak için daha da hızlanıyor ve atışı başarıyla yapıyorsa bu “çok çok güzel” bir pastır. 

 

Bu oyuncu topu tutup atış için dengesini sağlayamıyorsa veya topu tutmak için yavaşlayıp atış pozisyonuna giremiyorsa bu pas “kalitesiz, kötü” bir pastır. 

 

Eğer oyuncumuz topu tutamazsa bu “çok kötü” bir pastır.


Aşağıdaki video pas çalışmak için çok uygun. 

Ancak biz bu drilde, ortaya giren adamı kaldırarak, sadece iki oyuncunun paslaşmasını sağladık ve sanırım daha yararlı oldu.




 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...