Ana içeriğe atla

U18 İLE A TAKIM ARASINDA UÇURUM VAR



Çoğunuz Amerika’da doğan bir çocuğun basketbol serüvenini biliyorsunuzdur; 18 yaşına kadar bizde karşılığı “U18” olan Lise yani Highschool ligi, 18 yaşından 22-23 yaşlarına kadar üniversite yani NCAA ligi ve daha sonra hepimizin yakından bildiği profesyonel ligler; NBA, G Ligi, ya da Avrupa’dakiler başta olmak üzere diğer ülkelerdeki ligler. 

 

Kolay kolay değişmeyen bu sırlamayı Liseden NBA ligine geçerek sadece Kobe Byrant, LeBron James gibi oyuncular bozabiliyor. 

 

Gelin, burada Amerikalı gencin serüvenini bitirelim ve Türk gencinin serüvenine bakalım. 

 

Ülkemizde Lise eğitimi yani U18 senesi sona eren oyuncular Amerikalı gençler kadar şanslı değil, gençlerimizin, eğitimleri ile birlikte sürdürebilecekleri bir NCAA ligleri yok.

 

Bu gençlerden bazıları eğer becerebilirlerse NCAA organizasyonunda yer almak için Amerika’ya gidiyorlar. 

 

Ancak duyumlara göre, başta lisan sorunu olmak üzere yaşanan diğer olumsuzluklar bu yolu tercih eden oyuncuların büyük bir kısmının geri dönmesine sebep oluyor.  

 

Bu arada belirtmem gereken bir şey daha var, son yıllarda Amerika’da İki veya üç sene kalmayı başaran ve daha sonra ülkemize geri dönen oyuncular, orada elde ettikleri tecrübeler ile Türkiye liglerinde yer bulmaya başladılar. (Ancak en az iki üç sene kalanlardan bahsediyorum.)  

Bence bu oyuncular, U18 ile A takım arasında geçen sürenin ne denli önemli olduğunu bize gösteren önemli örnekler.

 

Gelelim Türkiye’de kalan oyuncuların durumlarına. Yakın geçmişe baktığımızda (Yabancı sayısının artması ile birlikte) bugüne kadar U18’de çok başarılı olmuş bir oyuncunun bir yıl sonra BSL, TBL gibi liglerdeki takımlara kayda değer bir katkı yaptığını göremedik.

 

 

Çoğu kişi bunun sebebini altyapının başarısızlığı olarak görüyor. Ve çoğu kişi de geçmiş ile bugünü kıyaslıyor. 

 

Bu açıdan baktığımızda, yani daha az yabancı oyunculu eski günlerde genç oyuncuların (daha zayıf olan bu liglerde) buldukları sürelerde kendilerini gösterebiliyorlardı.

 

Bu da üst liglerin güçlü olmamasının yararı olsa gerek.

 

 

 

Üzülerek söylüyorum ki bugün altyapıda oynanan basketbol, bazı benzerlikleri olsa da üst yapıya hazırlıktan çok, “farklı dinamikleri” olan son derece heyecanlı bir oyundan başka bir şey değil. 

 

Tabii bu farklı oyunun daha heyecanlı olmasına genç hakemler de önemli katkılarda bulunuyorlar.   

 

Bu çocukların BSL ve TBL liglerindeki gerçeklerle karşılaşması için, karşılarındaki gücün kademeli olarak artması gerekiyor. 

 

Maalesef bugün böyle bir şansları yok. 

 

Bu gücü artırmak için de NCAA ile aynı yaş grubunun yani U22 yaşındaki oyuncuların karşı karşıya geldiği bir lig olması gerekiyor. 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...