Artık hiçbir şey eskisi gibi değil.
Bundan otuz sene önce genç milli takımın yıldızı gelecekte ülke basketbolunu ayağa kaldıracağı düşünülen bir oyuncuyken.
Bugün herkes, bu rakipsiz genç yıldızın A takıma katkı verebileceğine bile şüpheyle yaklaşıyor.
Örneğin; yeteneği tartışılmayacak oyuncumuz Alperen 18 yaşında kulübünden ayrıldıktan sonra, Euroleauge’de mücadele eden takımlarımızın onu transfer etme konusundaki tereddütlerini başka nasıl açıklayabiliriz ki?
Bu uç örneği bir kenara bırakacak olursak, basketbolda artık U18 yaşındaki bir oyuncu kendi kategorisinde ne yaparsa yapsın, BSL veya TBL yöneticileri için en fazla oyuncu adayı sayılabiliyor.
Genç oyuncumuz artık çok farklı bir dünyaya girecek, yıllarca bu kategoride savaş vermiş olan tecrübeli profesyonel basketbolcular arasında ayakta kalmayı başarabilecek mi?
Akranları arasında yaptıklarını yapabileceği güne kadar bulunduğu ortama uyum sağlayabilecek mi?
Yaşadığı renkli dünyadan uzaklaştıktan sonra devam edebilecek sağlam iradeye sahip mi?
Basketbol aklı bu seviyeyi kaldırabiliyor mu?
Tüm bunlar önemli sorular .
Bugün risk alarak transfer ettiğimiz ABD’li çaylak oyuncuların yaşına gelen kadar (yaklaşık dört sene) bu oyuncular ayakta kalabilecek mi?
Yoksa bir iki sene sonra henüz olgunlaşma evresinde olduğunu unutup, “neden olmuyor?” diye düşünmeye başlayıp, sanki bir suçlu varmış gibi, koçunu, kulübünü menajerini suçlayıp, en verimli çağında, ümitsizce kulüp kulüp dolaşmaya başlayacak ve yavaş yavaş ortadan kaybolacaklar mı?
Yorumlar
Yorum Gönder