Ana içeriğe atla

PRINCETON TRANSITION 1 ( GEÇİŞ HÜCUMUNA GEÇİŞ )



Hızlı Hücumdan Pas–Cut Oyunlarına Uzanan Yolculuk

Yaklaşık yirmi yıl önce, hızlı hücum ve transition üzerine oldukça yoğun çalışmalar yaptım.


Önce Avrupa Şampiyonası’nda Kadın Milli Takımı, ardından BSL’de Galatasaray ile transition hücumunu merkeze alan çok ciddi işler ortaya koyduk.

O dönemde temel hedefimiz, rakip savunma yerleşmeden topu mümkün olan en kısa sürede çembere göndermekti. İlk şans bulunamazsa hücum ribaunduna gidiyor, savunma yerleşmişse bu kez dipteki uzun oyuncuyu yüksek posttan besleyerek skor üretiyorduk.


Bu seçenekler sonuç vermezse hücumu tepeden pick and roll ile devam ettiriyorduk.

Bu süreçte tuttuğumuz istatistikler bize şunu net biçimde gösterdi:
Ne kadar zorlasak da, bir maçta kullanılan hücumların en fazla %60’ı hızlı hücum (10 saniyenin altında rakip potaya yapılan ataklar) olabiliyordu. 

Kalan %40’lık bölüm ise yarı saha hücumundan oluşuyordu.


Altyapı, Yarı Saha Hücumu ve Pas–Cut Yaklaşımı

Daha sonra yeniden altyapı antrenörlüğüne döndüğümde, bu %40’lık yarı saha hücumu bölümünü oyunculara basketbolun temel tekniklerini öğretmek için kullanmaya karar verdim.

Bu düşünce beni, Princeton hücumu ile başlayan, pas ve cut ağırlıklı oyun düzenlerine yöneltti.

Ancak yarı saha hücumunda çocuklara takım basketbolunu öğretmek, sanıldığı kadar kolay değil. Başlangıçta çok fazla hata yapılıyor ve bu hatalar kaçınılmaz olarak maç kayıplarına yol açıyor.

Bu noktada, hücumun kalan %60’lık bölümünde planladığım hızlı hücumun bana destek olacağını düşündüm.
Yani:

  • Maç kazanmak için: hızlı hücum

  • Temel teknik öğretmek için: pas ve cut’a dayalı yarı saha hücumu

kullanmayı tercih ettim.


İki Farklı Sistem, Tek Oyun Felsefesi

Elbette burada birbirinden oldukça farklı iki sistem söz konusuydu ve bu durum bazı zorlukları da beraberinde getirdi.

Kendi belirlediğimiz kurallarla hızlı hücumu zorluyor, sonuç alamazsak pas–cut hücumuna geçiyorduk.


Oyun durduğunda — örneğin kenardan topu oyuna sokarken — set hücumu tercih ediyorduk.

(İleride, hızlı hücumun öğretilmesi ve bizim kullandığımız kurallar üzerine ayrı bir kitapçık yazmayı da düşünüyorum.)

Ancak bu yeni düzende, eskiden olduğu gibi yediğimiz basketten sonra ya da rakibin serbest atışından sonra, ilk opsiyondan itibaren potayı tehdit eden kesintisiz bir geçiş hücumumuz kalmamıştı.


Bu durum, doğal olarak %60’lık hızlı hücum oranının aşağıya çekilmesine neden oldu.

Açıkçası, yıllarca akışkan hücumlar uygulamaya alışmış biri olarak bunu ciddi bir eksiklik olarak gördüm.


Princeton ile Uyumlu Bir Transition Arayışı

Oyuncuların kafasını karıştırmamak adına, uygulayacağım geçiş hücumunun Princeton opsiyonlarının doğal bir uzantısı olması gerekiyordu.

Bu arayış sırasında yaptığım internet araştırmaları sonucunda;
Hızlı koşan beş numaraların bu özelliklerinden faydalanan, onları çember altında topla buluşturan ve birebir oynamaları için alan açan bir transition hücumu ile karşılaştım.

Bu hücum:

  • Yediğimiz basketlerden sonra

  • Rakip serbest atış çizgisine geldiğinde

  • Kenardan çıkardığımız ölü toplarda

uygulamaya son derece uygundu.


Princeton Hücumu Nasıl Ortaya Çıktı?

Konu buraya gelmişken, Princeton hücumunun nasıl ortaya çıktığını, yaratıcısı Pete Carril’in ağzından aktarmak istiyorum.

Birebir tercüme etmeyi isterdim; ancak internette karşılaştığım bu kısa röportajı daha sonra tekrar bulamadım. Dolayısıyla aklımda kaldığı şekliyle anlatıyorum.

Pete Carril, o yıllarda Boston’un bir maçını izliyor. Boston’un pivotu ise efsane Bill Russell.


Bostonlu oyuncular, dipte topu Russell’a verdiklerinde yardım savunmasını engellemek için — bugün hâlâ yaygın olarak kullanılan — belirli bir spacing ve hareket düzeni uyguluyorlar.

Carril o an şunu düşünüyor:

“Bu hareketi neden yüksek postta da uygulamayayım?”

Ve Princeton hücumunun temelleri işte böyle atılıyor. 


*******************************************************************


From Fast Break Basketball to Pass–Cut Offense: A Coaching Journey

About twenty years ago, I carried out very intensive work on fast break and transition offense.

First with the Women’s National Team at the European Championship, and later with Galatasaray in the Turkish Basketbol Süper Ligi, we achieved significant success by placing transition offense at the center of our game.

At that time, our primary objective was to get the ball to the rim as quickly as possible before the defense was set.
If we could not create an immediate scoring opportunity, we attacked the offensive glass.
If the defense was already organized, we looked to score by feeding the low-post big through the high post.

If none of these options produced a result, we continued the offense with a top pick-and-roll.

The statistics we collected during this period showed something very clearly:
No matter how much we pushed the pace, at most 60% of our possessions in a game could come from fast breaks (defined as shots taken within the first 10 seconds).
The remaining 40% inevitably came from half-court offense.


Youth Development, Half-Court Offense, and the Pass–Cut Philosophy

When I later returned to coaching at the youth level, I decided to use this 40% half-court segment as a tool to teach players fundamental basketball skills.

This decision naturally led me toward offensive structures that began with the Princeton offense, emphasizing passing and cutting.

Teaching team basketball to young players in the half court, however, is far from easy.
At the beginning, mistakes are frequent, and those mistakes often result in lost games.

At this point, I believed that the fast break offense planned for the remaining 60% of possessions would support this learning process.

In other words, my preference became:

  • Fast break offense to win games

  • Pass-and-cut–based half-court offense to teach fundamental skills


Two Different Systems, One Offensive Philosophy

Naturally, working with two fundamentally different systems brought certain challenges.

We pushed the fast break according to our own rules, and when we could not create an advantage, we flowed directly into pass–cut offense.

When play stopped—such as on sideline out-of-bounds situations—we preferred to run set plays.

(In the future, I am also considering writing a separate booklet on teaching the fast break and the specific rules we use.)

However, within this new structure, we no longer had the same kind of continuous transition attack that immediately threatened the rim after a made basket or an opponent’s free throw, starting from the very first option.

As a result, the 60% fast break rate naturally dropped.

Having spent many years working with fluid, free-flowing offenses, I honestly felt this was a significant limitation.


Searching for a Princeton-Compatible Transition Offense

In order not to confuse the players, the transition offense I implemented needed to be a natural extension of Princeton options.

During my online research, I came across a transition offense that effectively utilized fast-running centers, bringing them the ball under the rim and creating space for them to play one-on-one.

As mentioned earlier, this transition offense was particularly effective:

  • After we conceded a basket

  • When the opponent went to the free-throw line

  • On dead-ball situations following sideline inbounds


How the Princeton Offense Was Born

Since the topic has come this far, I would like to share how the Princeton offense was discovered, as told by its creator, Pete Carril.

I would have preferred to translate his words verbatim, but unfortunately I was unable to find the short interview again. What follows is therefore based on how I remember it.

Pete Carril was watching a Boston game at the time. The team’s center was the legendary Bill Russell.

Whenever Boston fed Russell in the low post, the other players used a specific spacing and movement pattern—still widely applied today—to prevent help defense.

At that moment, Carril thought to himself:

“Why shouldn’t I apply this same concept at the high post?”

And that is how the foundations of the Princeton offense were laid.





                  BOSTON TAKIMININ    SPLIT AKSİYONU 

PRINCETON HÜCUM SPLİT AKSIYONU 
















BİR DAHAKİ POST "PRİNCETON OFFENSE TRANSİTİON" 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...