Ana içeriğe atla

SUBJEKTİF KÖRLÜK


 





1 NO ile ilk karşılaştığımda çok agresif bir yapısı olduğunu hemen anlamıştım, hırslı, saldırgan ortalıkta kimseyi bulamayınca kendileriyle kavga eden tipleri iyi bilirim. 


Karşısında savunma olmamasına rağmen her hareketi adeta sert bir savunmaya karşı yapan bu gencin eğitilerek son zamanlarda örnekleri görülen kendini kontrol edebilen agresif savunmacılar arasına girebileceğini düşündüm.  

 

2 NO ise alışagelmiş bildiğimiz şutör kısalara benziyordu, agresifliği “saha içi” ile sınırlı olan iyi bir atletti ve bireysel olarak iyi savunma yapabiliyordu. 

Bugün her yerde geçerli olan şut sokabilme özelliği onu ileriye taşıyabilirdi.  

 

Ben geldiğimde bu oyuncuların önünde kendini ispat etmiş iki oyuncu daha vardı, bu oyuncuların diğerlerinden farkı topa yön verebilmeleriydi.

 

Zaten bir tanesi herkes tarafından tanınıyor diğerinin ise hem fizik olarak hem de teknik olarak geleceği parlak gözüküyordu. 

 

Bugün kimse dikkat etmiyor ama altyapıda oyuncu için çizilmiş setler oyuncuları erkenden sınıflandırma, belirli rollere hapsetmek anlamına geliyor. 


Tabii eğer maç kazanmak istiyorsanız böyle bir yaklaşım normal. 

Boyu uzun bir oyuncuyu kısa pozisyonunda oynatmak çok da akıl karı değil.


Koçun “Ben, bir oyuncunun kolayca uygulayacağı bir aksiyonu neden bunu yapması zor olan bir oyuncuya uygulatayım” düşüncesi herkese normal geliyor. 

 

Ben biraz idealist davranıyordum ve en azından sezon başında oyunculara özel olarak çizilmiş setler yerine herkesi içine alan pas ve cut ağırlıklı oyunlar oynatacaktım ve dolayısıyla bu dört oyuncu sezona aynı çizgide başlayacaklardı. 

 

Ancak ilk günlerde benim hesap edemediğim, takım içi rekabetten kaynaklanan bazı sorunlar devreye girdi. 


Daha önce az oynayan bir oyuncu, iyi performans gösterip uzun süre oyunda kalınca velisi "işte gerçek bu" diyerek yöneticiye eski koçun ne kadar kötü olduğundan bahsediyor, oğlu çok kötü oynamaya başladığında süre almayınca da yöneticiye “bu koçta kötü” diyebiliyordu.

 

 

BİR U18 TAKIMI HÜCUM DÜZENİ KURULURKEN NASIL BİR UYGULAMA YAPILIYOR

 

Önce siz bir şablon ortaya koyuyorsunuz, oyunculara bu şablonu içinde kalarak nasıl oynamaları gerektiğini anlatıyorsunuz ve daha sonraki süreçte (antrenman ve maçlarda) oyuncuların uygulamalarına bakarak onları yönlendiriyorsunuz.

 

Bazıları denilenleri yapmaya çalışıyor, bazıları denilenleri hemen anlamıyor ancak antrenman yaptıkça takımı ortalama bir seviyeye getiriyorsunuz. 

 

Örneğin oyuncular bir hareketi yaptıkları zaman daha önceden muhtemelen boş kalacak arkadaşını biliyor veya verilecek erken bir pasın iki pas sonunda kolay bir basket sağlayacağını.

 

Artık bu seviyeye geldikten sonra, zamanında veya boş olana pas verilemediği zaman tüm takım bunun yanlış olduğunu biliyor. 

 

İşte bu durumda pas yerine atış yapmak tüm takıma hakaret gibi addediliyor. ,

 

Siz bu durumda oyuncuya yanlış yaptığını anlatıyorsunuz ve düzeltmesi için ikaz ediyorsunuz ancak oyuncu bu yanlışına devam ediyor. 

Ve yavaş yavaş takımdan uzaklaşıyor. 


Konuyu anlamadığı için az oynamasının sebebini hakkını yenmesi olarak açıklıyor ve velisi de öyle düşünüyor. 

 

Bir de (yukarıda bahsettiğim oyuncu gibi ) özel muamele yapılan şutörler var diğer tüm konularda defoları var (savunma top kaybı tercih hataları) ancak şut özelliğinden yararlanmak işitiyorsunuz ve o nedenle saha tutuyorsunuz.

 

O kadar hassas bir konu ki savunmanız zayıflıyor, hücum düzeniniz bozuluyor ancak ondan gelecek iki üçlük belki size maçı kazandıracak, iki, hatta üç şutu girmeyince dışarıya çıkarmak zorunda kalıyorsunuz. 


Tabii bu durumda oyuncu ve çevresi tarafından isyan başlıyor “ Niye az oynuyor , diğerleri de kaçırıyor ama onlar çıkmıyor” diye .

 

Netice olarak agresif olan oyuncunun  “yetenekleri hırsından daha azdı”.

 

Şutör ise mental olarak çok zayıftı ancak çevresinden velisinden hiç yardım görmedi. Ama unutmayın bir şutör için mental güç en önemli konudur.

 

En üzücü tarafı ise oyuncu olabilen bir tanesi hariç, tüm çevre bu oyuncuların haklarının yenildiğini düşünerek yangına körükle gitti ve sonuç herkes için hüsran oldu. 

 

Ne olabilirdi? 

Sahada neler olduğunu daha iyi anlayabilen, yönetici ve koç ile iş birliği yapabilen bir çevre oyuncuların ulaşabilecekleri hedefi daha realist görebilecek ve yaşanılan günlerin tadını çıkaracaklardı. 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...