Aslında birçok sorunun temelinde aynı şey yatıyor: oyuncuların özelliklerini doğru analiz edememek ve bu özelliklere göre görev tanımı yapmamak.
Basketbolda şablonlar bellidir. Örneğin klasik hızlı hücum tanımı şu şekildedir:
Uzun oyuncu savunma ribaundunu alır, kenara açılan kısa oyuncuya verir.
Kısa oyuncu topu ortaya taşır ve ileri koşan kanat oyuncusuna aktarır.
Kanat oyuncusu da mümkünse turnike, değilse şutla hücumu bitirir.
Ancak bu şablonlar sabit değildir; oyuncu özelliklerine göre değiştirilebilir.
Örneğin; ribaundu alan uzun oyuncu direkt olarak ileri koşan bir oyuncuya uzun pas atabilir.
Hatta topu alıp kendisi dripling ile hücumu başlatabilir.
Burada dikkat çeken nokta şu:
Tüm tariflerde ribaundu alan oyuncu uzun, ileri koşanlar ise kısa ve kanat oyuncuları.
Peki neden?
Çünkü geçmişte pota altına en yakın oynayan oyuncular genellikle uzunlardı.
Uzun oyuncunun pota altından uzaklaşması birçok koç tarafından hata olarak görülürdü.
Ama basketbol artık değişti.
Günümüzde uzun oyuncular dış şut atabiliyor, tepeden oyun kurabiliyor. Bu da şu soruyu beraberinde getiriyor:
Artık pota altına en yakın oyuncu her zaman uzun değilken, klasik hızlı hücum anlayışını sorgulamak gerekmiyor mu?
Nasıl Başlamalı?
Bu konuda yıllar önce dikkatimi çeken bazı sahneler, yeni fikirler üretmeme yardımcı oldu.
Çıkış Bölümü
Basket Yedikten Sonra
İlk dikkat çeken konu, yenilen basket sonrası verilen tepkiler. Oyuncular kısa bir süre duraksıyor, birbirlerine bakıyor, bazen birbirlerini suçluyor. Bu küçük an bile hızlı hücum fırsatını ortadan kaldırıyor.
Topu Oyuna Sokma Problemi
Bir diğer konu ise basket sonrası topun genellikle 4 veya 5 numara tarafından oyuna sokulması. Eğer bu oyuncu pota altında değilse, topa ulaşması zaman kaybına neden oluyor.
Aynı şekilde:
- Uzun oyuncunun ribaunt sonrası kenara verdiği ilk pas bazen gereksiz zaman kaybı yaratıyor.
- Kısa oyuncu ribaunt aldığında ise kalabalık içinde dripling yaparken top kaybı riski artıyor.
Gelişim Bölümü
Eskiden pota altından ileri atılan uzun pas, bazı antrenörler tarafından riskli bulunur ve tercih edilmezdi. Bazı koçlar ise tam tersine bu pası teşvik ederdi.
Topun ortaya getirilmesi uzun süre tartışmasız doğru kabul edildi çünkü seçenekleri artırıyordu. Baskı geldiğinde yansıtma paslar yine topu merkeze taşımak için kullanılıyordu.
Ancak zamanla farklı bir yaklaşım benimsendi:
Topun kenardan taşınması daha normal karşılanmaya başladı.
Bunun sebepleri arasında:
- Ortadan giderken top kaybı riskinin yüksek olması
- Yarı sahayı geçtikten sonra arkadan gelen oyuncuları daha rahat görebilmek
yer alıyor.
Bitiriş Bölümü
Hücumun sonlandırılması her zaman kritik olmuştur. Potaya yaklaşırken:
- Oyuncu sayısı
- Kulvarların doğru doldurulması
- Koşu açıları
belirleyici faktörlerdir.
Örneğin:
- Kanattan 45 dereceyle içeri kat etmek
- Köşeye açılmak
- Topun ortada ya da kenarda olması
tamamen tercih meselesidir.
Ayrıca bitiriş seçenekleri de çeşitlenmiştir:
- İlk opsiyon olarak üçlük kullanmak
- Israrla içeri oynamak
- Ver-kaç ile devam etmek
- Ters tarafa açılmak
- Arkadan gelen oyunculara alan yaratmak
Bu tercihlerin hepsi farklı koçlar tarafından uygulanmıştır ama hepsine uzun süre “hızlı hücum” denmiştir.
Zamanla ise kavramlar ayrıştı:
Hızlı hücum ve geçiş hücumu farklı yapılar olarak ele alınmaya başlandı.
Sonuç
Artık tek bir doğru yok.
Günümüz basketbolunda yaklaşım daha esnek:
- Topu aldığınızda hızlı hücum fırsatı varsa değerlendirin
- Yoksa rakibin zayıf noktasına göre set hücumuna geçin
- Oyun akışı bozulursa süreye ve eşleşmelere göre kısa veya uzun setler kullanın
Kısacası mesele bir sistemi ezberlemek değil,
oyuncuya, oyuna ve ana göre doğru kararı verebilmek.
Yorumlar
Yorum Gönder