Hızlı hücumun, modern literatürde transiton denilen organizasyonun yavaş yavaş kullanılmaya başladığı yıllardı, head koça “biz de geçiş hücumu uygulayalım mı?” diye sormuştum.
Aldığım cevap beni biraz şaşırttı “zaten her şeyi kontrol ediyoruz, bırakalım hızlı hücum onlara kalsın…”
O zamandan beri hücumda, elindeki oyuncuları en verimli şekilde kullanmak ile, tüm oyunculara top kullanma şansı vermek arasında önemli bir çizgi olduğuna şahit oldum.
Aynı maç kazanmak için en iyi oyuncular ile oynamak ancak eğitim için herkesi oynatmak gibi önemli bir ayırım.
Ben bu durumu dengelemek şöyle bir yöntem buldum, 24 saniyenin ilk 16 saniyesinde herkese top kullanma şansı, eğer top kullanılmadıysa geri kalan süreçte en iyi top kullanan oyuncuların hücumu bitirişi.
Sanırım bugün üst düzey liglerde de bu tarz hücumlar oluyor.
Önce bir iki topsuz cut ve perdeleme, ardından arkası dönük veya yüzü dönük birebir veya çabuk bir pick and roll veya pop.
Alt yapıda yapılması gereken ise bahsettiğim bir iki cut ve topsuz perdeyi son opsiyona giden adeta formalite icabı bir hareket gibi düşünmek yerine, son opsiyon kadar önemli opsiyon olarak görmeye çalışmak.
Yorumlar
Yorum Gönder