Ana içeriğe atla

Kayıtlar

KOLEKTİF ZEKA / BİRLİKTE OYNAMAK BİRLİKTE BAŞARMAK

KİTABIN İÇİNDE NE VAR? Bu kitapta, topu paylaşarak ve birlikte hareket ederek oynanan bir hücum felsefesini  anlatmaya çalıştım.  Kitabın başında perdeleme kullanmadan, yalnızca  pas ve cut  üzerine kurulu U12 grubunun da kullanabileceği bir oyun var. Ardından perdelemelerin kullanılmaya başlandığı, devamlılığı olan iki farklı U14 yaş grubunun da kullanabileceği oyunlar geliyor.  Bu oyunların uygulanması sırasında savunmanın alabileceği önlemlere karşı Avrupa basketbolunda sık kullanılan bazı kandırma ve alternatif hareketleri de gösteriyorum. ( bazlarının set diye adlandırdığı  )  Daha sonra, dört yıldır BGL'de ve 2. Lig'de uygulamaya çalıştığım  Princeton hücumuna  geçiyorum. Princeton'a  CHIN  ile başlıyorum. Buradaki temel düşünce, pivot dışında oyuncuların belirli pozisyonlara hapsedilmediği; dört dış oyuncunun hem yüzü dönük hem de sırtı dönük olarak guard ve forvet tekniklerini kullanabildiği bir oyun anlayışı oluşturmak. İle...

BASKIYA RAĞMEN TAKIM OYUNU OYNAMAK

Şimdi düşünüyorum da, eğer basketbolda hücumun bir düzen içinde oynanması gerektiğini A takım seviyesinde yaşayarak öğrenmeseydim, belki ben de bugün birçok genç antrenörün düştüğü hataya düşecektim. Maçın gidişatı ne olursa olsun baskı karşısında adamını geçip potaya gitmek, bugün birçok takımın tercih ettiği bir yol.  Bazen size maç da kazandırıyor.  Ama oyuncuların bireyselliğini öne çıkarırken, onları takım halinde oynamaktan da uzaklaştırıyor. Tek bir oyuncunun tercihine kalan bir hücumda diğer dört oyuncu ister istemez ikinci plana düşüyor. Oysa genç oyuncuların öğrenmesi gereken şey sadece baskıyı geçmek değil. Baskıya bir düzen içinde çıkmak, baskıyı paslaşarak cezalandırmak, öğrendiği temel teknikleri baskı altında uygulayabilmek... Bunların hepsi oyuncunun yaşaması ve öğrenmesi gereken şeyler. Yoksa “Al topu, git karşı sahaya, hücum et.” demek belki bugün size maç kazandırabilir. Ama oyuncu A takıma geldiğinde bu şansı ne koçu verir, ne takım arkadaşı verir, ne de ra...

GENÇ OYUNCUYA ALAN AÇMAK

  Hızlı hücumun, modern literatürde transiton denilen organizasyonun yavaş yavaş kullanılmaya başladığı yıllardı, head koça “biz de geçiş hücumu uygulayalım mı?” diye sormuştum. Aldığım cevap beni biraz şaşırttı “zaten her şeyi kontrol ediyoruz, bırakalım hızlı hücum onlara kalsın…”   O zamandan beri hücumda, elindeki oyuncuları en verimli şekilde kullanmak ile, tüm oyunculara top kullanma şansı vermek arasında önemli bir çizgi olduğuna şahit oldum.   Aynı maç kazanmak için en iyi oyuncular ile oynamak ancak eğitim için herkesi oynatmak gibi önemli bir ayırım.   Ben bu durumu dengelemek şöyle bir yöntem buldum, 24 saniyenin ilk 16 saniyesinde herkese top kullanma şansı, eğer top kullanılmadıysa geri kalan süreçte en iyi top kullanan oyuncuların hücumu bitirişi. Sanırım bugün üst düzey liglerde de bu tarz hücumlar oluyor.  Önce bir iki topsuz cut ve perdeleme, ardından arkası dönük veya yüzü dönük birebir veya çabuk bir pick and roll veya pop.    Alt ya...

HER LİG BAŞKA BİR DÜNYA

  Bu konuda Avrupa basketboluna hakim değilim ama ülkemizde pek ilgi gösterilmeyen ancak Amerika'da çok önem verilen bir konudan bahsetmek istiyorum. Amerika’da lisede son senesine yaklaşan ve NCAA ‘ya gitmeyi planlayan oyunculara, yaz kamplarında saha dışında uzun süren dersler veriliyor.  Bu derslerde NCAA’da onları nelerin beklediğini nelerle karşılaşacaklarını anlatıyorlar.  Ağzı laf yapan, çoğu eskiden NCAA’da oynamış birçok oyuncu bu dersler sırasında gençlere oldukça ilginç konulardan bahsediyor.  Ve derslere katılan NCAA adayları sürekli olarak not tutuyorlar.   Bu derslerin ne derece oyunculara katkıda bulunacağı tartışılsa da, ortada ki gerçek Lise ligi ile kolej liginin birbirinden çok farklı olduğu ve koleje gitmeden nelerle karşılaşacağını bilmenin hiç de fena bir fikir olmayacağı. Konular, genellikle koç sizden ne ister, sahada yaptıklarınızı nasıl değerlendirir, daha çok süre almak için ne yapmanız gerekli? şeklinde.  Ayrıca takım arkadaşları...

ÖĞREN VE MAÇTA UYGULA...

Altyapı oyuncusu için sadece yazın çalışmak yetmez. Asıl mesele, kış geldiğinde yani maçlar başladığında da çalışmaya devam etmek ve yazın öğrendiklerini maçta uygulayabilmektir. Fakat bunun giderek zorlaştığı bir döneme giriyoruz. Altyapının gündem olduğu, kazanmaktan çok eğitimin ve öğretimin konuşulduğu günler maalesef yavaş yavaş geride kalıyor. Bundan sonra herkes BSL ve Avrupa Ligi maçlarına bakacak. Altyapıyla ilgili konuşulanlar ise büyük ölçüde sosyal medyadaki “kazandık, kaybettik, hakemler kötüydü, veliler kavga etti” tartışmalarından ibaret kalacak. Genç oyuncular da kendilerinden söz edilmesi için maçların bitmesini bekleyecek. İşte asıl tehlike burada. Çünkü artık koçunuzun da, tribündekilerin de, çevrenizdeki insanların da gözü daha çok  sonuçta  olacak. Basket atıyorsanız sorun yok gibi görünecek. Sol taraftan sol elle turnike atmanız gerekmiyor olabilir, savunmada yanlış yerde durabilirsiniz, boş arkadaşınıza pas vermek yerine zor bir şut kullanabilirsiniz. Am...

KUVVET ŞART BİR DE AKIL GEREK

BSL başlamadan önce hazırlık maçlarını seyrederken aklıma garip bir hikâye geldi. Yıllar önce çok sevdiğim bir basketbol idarecisi abiyle yurt dışına seyahate gitmiştik. Milano’da, hiç alakam olmamasına rağmen onun ısrarıyla bir at yarışına gittik. Abi bahis oynamak için gittiğinde ben de çimlerin üzerine uzanmıştım. Yarışacak atlar da yanımdan geçiyordu. Dikkatimi çeken, yarışacak dört attan ikisinin çok iri ve kuvvetli, diğer ikisinin ise oldukça zayıf olmasıydı. Belki bazıları sürpriz olsun diye zayıf atlara oynayabilirdi ama bana göre bu, gerçekleşmesi oldukça zor bir ihtimaldi. Abi kuvvetli atlardan birine oynarken ben de “Neden diğeri olmasın?” diye düşündüm ve diğer kuvvetli ata oynamasını söyledim. Benim tercih ettiğim at kazandı. Böylece çok istediğim Le Coq Sportif ayakkabıları hak etmiş oldum. Şimdi bunun nereden aklıma geldiğini anlatmaya çalışayım. Basketbolda fizik ve kuvvet elbette çok önemli. Ama daha önemlisi, sahip olduğunuz fiziksel özellikleri sahaya yansıtabilmek. ...

GENÇ YILDIZLAR İÇİN BİRAZ SABIR GEREKLİ

Genç oyuncularla ilgili yazılanları okurken bazen düşünüyorum: Acaba biraz fazla mı acele ediyoruz? Juan Núñez bunun için güzel bir örnek. Núñez, Real Madrid A takımında ilk maçına çıktığında henüz  17 yaşındaydı . Daha o yaşta İspanyol basınında onun için “canteranın incisi”, “büyük umut”, “geleceğin oyuncusu” gibi ifadeler kullanılmaya başlanmıştı. 17 yaşında ACB'de forma giymek elbette önemli bir şey. Ama bir oyuncunun 17 yaşında ACB'de birkaç dakika oynaması ile ileride nasıl bir oyuncu olacağını bilmek arasında oldukça büyük bir fark var. Núñez'in hikâyesi devam etti. 18 yaşında U20 Avrupa Şampiyonası'nda MVP oldu, İspanya şampiyon oldu. Hakkındaki övgüler daha da arttı. İspanyol basketbolunun geleceği olduğu yazıldı. Bunların hiçbiri yanlış değildi. Çünkü gerçekten yetenekliydi. Ama burada başka bir konu var. Genç bir oyuncunun yeteneğini görmek başka, geleceğini bilmek başka. Bugün Núñez'in kariyerine baktığımızda, 17-18 yaşında hakkında yazılanların tamamını...