Ana içeriğe atla

PAS


“Topu paylaşmak” çoğu antrenörün ağzından düşürmediği güzel bir laftır ancak bunu gerçekleştirebilmek için öncelikle oyuncuların birbirlerine pas vermeyi istemesi, daha sonra da nasıl verileceğini öğrenmesi gereklidir.




Pas vermek, topu sürmek veya şut atmak gibi tek bir oyuncuyu ilgilendiren teknik değildir
pas kolektif oyunun başlangıcıdır.

Genelde ıskalanan diğer bir önemli konuda, pası vermek kadar pası almanın önemidir. 



Top sektirme sırasında kolaylıkla becerisini sergileyebilen bir oyuncunun, pas çalışmalarını sırasında kendini gösterebilmesi daha zordur.



Herhangi bir oyuncu çok güzel bir pas verebilir ancak verdiği pas tutulamadığı takdirde, top kaybı pası veren oyuncunun hanesine yazılır. 




Bu nedenle pas çalışmalarında sert, yumuşak, ani, yavaş gibi tarifler yapmaktan kaçınmak gereklidir. Ben oyuncularıma, zamanında verilen ve tutulabilen her pasın iyi pas olduğunu söylüyorum.

Öncelikle pas için fazladan motivasyona ihtiyacınız olacaktır, bu nedenle öğretim sırasında önce pasın önemi, daha sonra estetiği üzerinde durmanız, sonra çeşitli oyunlarla ile çalışmalarınızı süslemeniz gerekecektir. 




Geçmişte Magic Johnson gibi pas vermek isteyen hatta şut yerine pası tercih eden onlarca genç oyuncu vardı.
( BENİM DÜŞÜNCEME GÖRE "ŞIK" SIFATI BASKETBOLDA EN ÇOK PAS TEKNİĞİNE YAKIŞIR )



Pas öğretiminde, 
sabit durumdayken sabit bir oyuncuya verilen pas, 
sabit durumda hareketli oyuncuya verilen pas ve 
hareketli oyuncu tarafından hareketli oyuncuya verilen pas 
olmak üzere, zorluk derecesi artan bir sıralama vardır.



Eğer dikkatle incelerseniz, küçük takım seviyesine gelmiş oyuncuların, hızlı top sürerken uzaktaki bir arkadaşına topu ulaştırmaya çalıştıklarında, bazılarının üç adıma girerek, bazılarının ise stop yapıp adım kaybederek pas verebildiklerini görürsünüz.
Bu küçük test bile ,pas veremenin zorluğu konusunda sizlere bir fikir verebilir.



 Pas öğretimine geçmeden özellikle belirtmek istediğim konu var.






Belki de bazı koçların çok fazla kullanılmadığını düşünerek, oyuncularına çalıştırmadıkları
Baseball pas ile ilgili tarihe kazınmış iki maçı size hatırlatmakta yarar görüyorum.

Bunlardan ilki henüz Galatasaray yıldız takımında oynarken seyrettiğim ve hiç bir zaman aklımdan çıkmayan bir hikayenin sonunda verilen pas ; 1972 yılında Münih olimpiyatlarında A.B.D ile RUSYA arasında oynanan olaylı olimpiyat finalinin bitimine 3 saniye kala Ruslar Baseball pas sayesinde altın madalyaya ulaşmıştı. ( Merak edenler Bu olaylı maçın hikayesini aşağıda ikinci karedeki utube'dan izleyebilir )


MAÇIN SONUNDA VERİLEN BASEBALL PAS


Bu ilginç maçın hikayesini buradan izleyebilirsiniz.

Diğer pas ise  1992 NCAA fianlinin son saniyesinde G. Hill'in   Christian Laettner'e verdiği ve maçın sonucunu değiştiren pas.

      





G.HİLL EFSANE PASI VERMEDEN HEMEN ÖNCE




Son saniyede gerçekleşen bu palaşmayı videodan izleyebilirsiniz.

İlk bakışta çok kolay gibi gelen ancak denediğiniz zaman ne kadar zor olduğunu anladığınız bu pas'ın inceliğini ,Galatasaray'da bir dönem antrenör oyuncu olarak görev alan eski coach ve takım arkadaşım JOHN GİDDİNG' den öğrenmiştim.







































Baseball pas verilirken hedefi bulmak ve istenilen sertlikte topu atabilmek için(  G. Hill 'in resimindeki gibi)   ön kol ve el aynı düzlemde olmalıdır


























Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...