Bu konu
aşağıdaki karikatürü gördükten sonra aklıma geldi.
Avrupa’daki
basketbol müsabakalarında pek de Amerika’dakine benzemeyen bir organizasyon var
“Dansçı kızlar” .
“Dansçı kızlar” .
Nedense
Avrupa da bu organizasyon çok farklı algılanıyor ve aynı tadı vermiyor.
Amerika’da
insanlar maça sadece basketbol seyretmek amacı ile gitmiyor ,birçok insan da
eğlenmeye gidiyor .
Tamam
NBA maçlarındaki o muazzam ortamı yaratmak pek kolay değil . Ancak bu sadece
büyük salonlar yapmakla da olacak iş değil.
Asıl
olan o salonun içini neşeyle, eğlenceyle doldurabilmek .
Biz
şimdilik salonları sadece basketbol taraftarlarıyla ve kavgayla
doldurabiliyoruz.
Biraz
düşününce insanın aklına, işin eğlence kısmı için Amerika’daki lise maçlarını
kendimize örnek almak fikir hiç de fena değilmiş gibi geliyor.
Basketbolla
ilgili her şeyi dışarıdan alıyoruz da neden eğlencesini almak aklımıza
gelmiyor.
Yönetmelikler gereği Milli eğitim ile federasyonların arasında kalan
alt yapı spor müsabakalarının sorunlarını biliyoruz.
Ancak
bir yandan da, uzun zamandır bazı özel okulların kulüplerle birlikte hareket
ettiği ortada .
En
azından bu kulüpler ve okullar ortak bir slogan ve bir amblem oluştursa
( Sponsorlar gibi ) talebelerin katılacağı müsabakaları
bir şenlik havasına çevirse, sadece basketbol değil müzik , sanat çeşitli
gösteriler düzenlese ve okul tüm talebelerini maçlara davet etse, hem altyapı
maçlarına hem de okul maçlarına farklı bir hava gelmez mi?
Örneğin
okul orkestrasının coşkulu müziği ve devre arasında dans gurubu gösterileri.
Maç
sırasında ise geleceğin Stand- up yapan gençlerinin ve maskotlarının
gösterileri ...














Hocam iyi diyorsunuz hoş diyorsunuz da Türkiye'deki eğitim ve özellikle de sınav sistemi böylesi bir güruh yaratma olasılığı tanımıyor gençlere/okullara. Elbette birçok başka etken daha var, elbette bazı özel okulların böylesi bir olanağı var ancak onlar da itibarlarını eğitim başarısına (ki sınavdaki başarının bir eğitim başarısı olup olmadığı tartışmaya açık) borçlu olduğundan önceliği farklı alanlara veriyorlar. Devlet desteği ise zaten herkesin malumu...
YanıtlaSilYıllardır hep aynı noktaya geliyor ve geri dönüyoruz .Özel firmaların sponsorlukları sonrasında özel okullarında spora ilgisi arttı. Ancak çok yüzeysel bir ilişki söz konusu. Bu konu ile ilgili fikrimi biraz daha açayım. Türkiye'deki eğitim ve sınav sistemi aynı katılıkta olmasına rağmen, son yıllarda bazı özel orta öğretim okulları tanınmak amacı ile bilboardlar dahil çeşitli mecralara reklam veriyorlar. Bu reklamlar arasında başarılı oldukları çeşitli spor dalları da önemli bir yer tutuyor.Sporda başarılı olmak için özel okullar bazı kulüplerle anlaşarak oyuncularına burs veriyorlar. Ancak sesiz sedasız yapılan bu anlaşmalar sadece sonuç odaklı ,maçlar neredeyse seyircisiz oynanıyor. Sadece şampiyon olmak veya dereceye girmek önemli.
YanıtlaSilEğer okul reklam yapmak istiyorsa, sadece tek bir kulüple anlaşarak ( bu çok önemli ) ortak bir marka ortaya çıkarabilir. Ve bu ORTAK markayı hem okul hem kulübün alt yapısı kullanabilir. Atakımdan bağımsız ,salon paylaşımı ,basketbol okulu paylaşımı, eğitim konusunda yardımlaşma gibi birçok konuda bir işbirliği....
Maçlar ise eğitimin ağırlığına göre ayarlanmış ay ve zamanlarda biraz da öğrencilerin morale ihtiyacı olduğu dönemlerde, okulun talebelerinden oluşan kültür kolları ( Günümüzde İstanbul özellinde, ben onlarcasını biliyorum )bando, orkestra, dans gurupları her türlü hünerlerini bu maçta göstererek, okulun hem eğitim hem de kültür faliyetlerinin tanıtabilirler. Bunu yedi sekiz okulun yaptığını düşünürsek reklam sadece bilboardlarda kalmaz tüm gençlerin ilgisi çeker .