Ana içeriğe atla

KADIN BASKETBOLU VE ALT YAPI


Oyuncuya sayı "atmasını öğretmeden" , sayı atılmasına " nasıl mani olunur" bölümüne geçiyoruz. 




U20 gibi U18 takımımızın A gurubuna çıkmamasının nedenini, takımın kuruluşu, takımın oyuncuları , (yakından tanıdığım ve çok iyi bir koç olduğuna inandığım ) takımın koçu veya yönetimi şekli gibi tartışmaya açık konularda ararsak büyük bir yanlış yapmış oluruz . 

Altyapıdaki basketbol A takımda oynanan basketbol gibi algılandığı sürece bu sonuçlara hazırlıklı olalım . 

Tek bir istatistik her şeyi gösteriyor, o da atılan basket sayısı . 

Eğer yüksek skorlara ulaşırsak bu sayede hem mücadele gücümüz artar, hem de maç kazanma şansımız yükselir ,oyuncular oyundan daha çok keyif almaya başlar ,böylece oyuncu havuzu genişler .

Aşağıda B gurubundan A gurubuna çıkmayı başaramayan takımımızın genel istatistiğini  görüyorsunuz. 

A gurubuna birinici olarak çıkmayı başaran takımın sayı ortalaması ile bizim takımımızın sayı ortalaması arasında tam 25.3 sayı fark var Belarus 86.3 Türkiye 61 
( Litvanya 85.9 Finlandiya 84.5 ) 
Ve bu fark maalesef A değil B liginde oluşmuş. 


BELARUS 86.3 / TÜRKİYE 61 




Zaman buldukça kadın basketbolu izliyorum. Hatta bazen altyapı antrenmanları izleme imkanım bile oluyor. Avrupa Şampiyonasında gençlerimizin art arda aldığı başarısız sonuçlardan sonra böyle bir yazı yazmak ihtiyacını hissetim.

Kadın basketbolunun birinci problemi oyuncu havuzunun darlığı ,ikinci problem ise altyapıdan üst yapıya yeterli seviyede çok az oyuncu gelmesi .

Aslında ilk başta sevgili Hayri’nin önerdiği gibi, oyuncu seçimini objektif yapmak veya yaş guruplarını tanıyan koçlarla birlikte çalışmak uygun çözümler gibi görünse de ,


Maalesef içinde bulunduğumuz durumda bu çözümün uzun soluklu olamayacağı ortada.

Ben alt yapıda çözümün, oyuncuya göre sistem değil sisteme göre oyuncu seçmek olduğunu düşünüyorum. 

Bu nedenle A takım kategorisine kadar alt yapıda milli takımlarının kendi has bir sistemi olmasının ve seçilecek oyuncuların bu sisteme uygun olmasının önemli olduğunu ,kulüplerin altyapılarının da milli takımdaki sistemi bu yolla benimseyeceğini düşünüyorum.  



YÜKSELEN TEMPO İÇİNDE DOĞRU BASKETBOL UYGULAMAK 

“Doğru basketbol” her takım, her lig veya her kategori için farklı olabilir.
Ancak genel anlamda “doğru basketbol ” demek maçı kazanmak için, an be an gerekenleri yapmaktır. 

KLİŞELER ARTIK İŞE YARAMIYOR

Örneğin set hücumlarında, topu paylaşmak ve en uygun atışı bulma.

Rakibi dengesiz yakalayınca acele değil!  ama hızlı hücum etmek .

Savunmada rakibe kolay sayı imkanı vermemek... gibi hepimizin bildiği kalıplaşmış doğrular.. 

HANGİSİNİ NE ZAMAN ANLATACAKSINIZ VAKİTİNİZ VAR MI?

Ancak yukarıda saydığımız doğruları tek tek yapmaya başladığımızda işimizin ne denli zor olduğu ortaya çıkar.

Çünkü bu doğrular her ana, her pozisyona göre farklılık gösterir. 
Ve siz, binleri bulan bu bilgileri, müsabakalardan önce her bir oyuncunuza öğretmek durumundasınız..

Özellikle genç oyuncular söz konusu olunca ,hem bireysel hem de takım basketbolu ile ilgili öğretimlerinin yarıda kalması çok normal oluyor.

DOĞRULARI ÖĞRENİRKEN OYUNCU AGRESİFLİĞİNİ YİTİRİYOR

Aslında en büyük sorun tüm doğruları oyuncularınıza öğretmeye çalışırken farkında olmadan onları yavaşlatmamız. 
( bazen sakin ol diyerek ..) 

Oyuncuyu saha içinde düşünmeye sevk etmek ve tereddütte düşürmek en ciddi sorun.

Oyuncularınıza yüksek tempoda basketbol oynama alışkanlıklarını kazandırırken ,belki yine tüm doğruları öğretmeyeceksiniz ama bunların savaşını yaparken, maç kazanmaya, dolayısıyla oyuncularınızda öz güven oluşturarak onları üst seviyede mücadele etmeye hazırlayacaksınız.  




GEÇMİŞTE AYNI HATAYA DÜŞMÜŞTÜK 


2000’li senelerin başına kadar ,kadın milli takımı antrenörlüğü yaptığım dönemde herkesin yaptığı gibi ligimizde oynayan en iyi oyuncuların yapılarına ve yeteneklerine uygun bir basketbol tarzını benimsemiştim.

O zamanlar çeşitli nedenlerden dolayı kadın basketbolu diğer kadın takım sporlarının arkasında kalmıştı ve bu nedenle oyuncu havuzumuz çok dardı.

2005 Avrupa Şampiyonası Türkiye’ye alındığında, turnuvaya katılan takımların o güne kadar hiç birini daha önce yenmeyi başaramamıştık . 

O yıllarda Avrupa’da kadın milli takım düzeyinde ortalama  seviyemiz on beş ile yirmincilik arasındaydı.

HER ŞEYİN DEĞİŞTİĞİ SENE VE YENİ SİSTEM 

2005 Avrupa şampiyonasında çok farklı bir sistem uygulamaya karar verdik.

Sistem oyunculara göre olmayacak, oyuncular sisteme ayak uyduracaklardı.

Hücum tempomuz Avrupa’da tüm ülkelerin kabul ettiği temponun çok daha yukarısında olacaktı.

İstatistiki bilgi olarak çok net bir gelişme gösterdik, takımın daha önce skoru 60’lar civarındayken 80’lere çıktı .


Ve milli takımız ilk defa Avrupa’da ilk sekiz takım arasına girmeyi başardı.


DEVLER ARASINA GİRDİKTEN SONRA İŞLER DEĞİŞİYOR

Daha sonra yapılan her Avrupa şampiyonasına katılmaya hak kazanırken, kadın basketbolcularımız , Olimpiyatlar dünya şampiyonalarında boy göstermeye başladı. 

(Tabii ki aynı sistemle değil, sistem sadece oyuncuları bu seviyeye taşımaya yarıyor.) 

O dönemde oynanan basketbol, birçok oyuncumuzun üst seviyeye adım atmasını sağladı .

Ve daha sonra milli takıma gelen yeni genç oyuncular milli arenaya üst seviyeden giriş yapma şansını ele geçirdiler. 

Tabii bunlar yıllar öceydi ancak bugün yine oyuncu havuzunun daralması söz konusu . 

Görünüşe göre kadın basketbolu geçmişte yaptığımıza benzer yeni bir atak yapmak zorunda . 

Ancak bu defa atağın sadece gençler seviyesinden başlaması ve üst seviyede mükemmel bir şekilde mücadele eden A takıma destek vermesi gerek .

Çözüm, A kategorisinde oynanan basketbolu taklit etmek olmamalı ,çözüm, yukarıya hazırlık yapmak için,kazanırken çok hatayı kaldıran ve çok oyuncuyla oynanabilen yüksek tempolu basketbol olmalı.




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...