Uzun boylu , atletik, güçlü, zeki , agresif, çalışkan, soğukkanlı, hızlı ,uyumlu vs..
Ayrıca; oynadığı takım ,koçu , takım arkadaşları , ligin seviyesi gibi diğer faktörler de söz konusu.
Hangi lig, hangi koç, hangi takım olursa olsun oyuncuyu başarıya taşıyacak dört önemli özellik olduğunu düşünüyorum.
Bunlardan göreceli olan, yetenek ve zeka kısmını bir yana koyacak olursak .
Odaklanma ve çalışma ilk akla gelen iki özellik.
ODAKLANMA VE ÇALIŞMA
Oyuncuları odaklanmaya ve çalışmaya teşvik etme konusunda koçlar devreye giriyor.
Hep şunu duyarız “Ben ne yapayım çalışmak istemiyor, zaten antrenmanlara gelmiyor ki.”
Geçmişte yaşanmış birçok hikaye konunun bu kadar basit olmadığını, başlarda basketbola ilgisi olmayan birçok çocuğun koçların gayretiyle basketbola kazandırıldığını biliyoruz.
Odaklanmayı sağladıktan sonra çalışma , çok çalışma için yine koçların özel bir çaba içine girmesi gerekiyor.
Basketbol sahasında bulabileceğiniz bir iki saat dışında, çocukların hem evde ve hem de sokakta yapabileceği çalışmaları onlara öğretmek.
Ev için ilk aklıma gelenler, şınav , mekik , “ball handling” ( topu belimizde bacak aramızdan dolaştırmak ),yatarken, topu tavana mümkün olduğunca yaklaştırmayı hedefleyerek şut atmak
( spin vermek) şışışıt yere vurmak yok! ..
Sokakta ise dripling yapmak, bir noktaya art arda zıplamak, koşarak yokuş çıkmak, kumda koşmak vs...
Genelde koçların oyunculara temel teknik dışında pek fazla bilgi veremeyeceğini düşünürüz.
Aslında bu yanlış düşüncenin kaynağı koçların uğraşması gereken 12 kişilik bir takımı olmasıdır.
ÖZGÜVEN VE SERTLİK
İşe bireysel olarak baktığımızda özgüven ve sertlik gibi iki önemli özelliği oyuncularımıza kazandırma şansımız var.
Özgüven için bazıları “kazanılmaz bir özellik” diyor.
Ben insanların ihtisaslaştığı konuda kolayca özgüvene sahip olabileceğini düşünüyorum.
Herkesin tanıdığı ve özgüvene sahip karizmatik bir insanın yüzme bilmediği için havuza girmek istememesi örneğini , oyuncunun boşken şut atmak yerine turnikeye girme çabasına benzetebiliriz.
Bir oyuncu iyi bir öğretim almadığı sürece, ne kadar özgüvenli olursa olsun başarılı olamaz.
Oyuncularınız çalışarak kendilerine güvenmeye başlarlar.
Mesela, oyuncunuz bir ay boyunca ,her gün kesintisiz olarak attığı bin tempolu şutun hesabını tutarsa, inanın bana şutuna güvenmesi çok uzun süre almaz.
Basketbolda hakemlerin yorumuna bağlı olarak en çok değişime uğrayan kurallar faullerdir.
Bunu yarım asırdır basketbolun içinde olan bir oyuncu sonra da bir antrenör olarak söylüyorum.
Geçmişte basketbolda hücum adeta bir sanattı, geriye doğru yapılan atışlar veya havada uçarken yapılan spaktaküler hareketleri bozmak için her yapılan temasa faul çalınırdı.
Sanırım seksenli yılların başında bir değişim başladı basketbol sertleşti ,kolay faul çalınmamaya başladı.
Eskiden sadece mental sertlik yeterliyken bugün fiziksel olarak sert olmak ( eğer çok farklı bir özelliğiniz yoksa ) gerekiyor.
Eskiden bire sıfır yapılan temel teknik hareketlerini maç içinde kolayca uygulama şansınız vardı çünkü hakemler tarafından koruma halindeydiniz.
Bugün her ne kadar çalışma şekillerinde değişiklik olmasa da,
( çabukluğa bağlı olanlar dışında ) bu hareketleri kolayca kullanamıyorsunuz.
Genelde vücut teması olmadan çalışılan atışlar hiç gerçekçi olmuyor. Bu nedenle temel teknik çalışmalarında birebir kullanmak çok önemli bir hale geldi.





Yorumlar
Yorum Gönder