Ana içeriğe atla

HERGÜN YÜZELLİ GİREN ŞUT




David Eagleman , İncognito adlı kitabını okurken aklıma, “koç neden bana daha fazla süre vermiyor veya neden şutlarım girmiyor.” diyen oyuncular geldi. 

Önümüzdeki sezon altyapı maçlarının Ekim ayında başladığını düşünecek olursak, bugün itibari ile ilk müsabakaya yaklaşık 150 gün var.

Bu 150 gününü değerlendirmek için basit bir plan yapacak olursak . 

Örneğin sadece 100 gün, açık ,kapalı herhangi bir basketbol sahasına gidip giren 150 şut atacak olursak,
 ( toplamda kaydettiğimiz 1500 basket nedeniyle ) 
önümüzdeki sezon çok farklı bir oyuncu olacağımızı tahmin etmek çok da zor değil.

Ancak bu yazıyı okuduktan sonra kararı verip ardından daha zevkli uğraşlar bulan bazı gençler “boş ver” diyebilir. 
Hatta kararlı bir şekilde salona gidip ,ilk şutu atan bir oyuncunun "150 giren şut"u mantıksız bulması da olası. 
Antrenmanın beklediğinden daha uzun süreceğini anladıktan sonra , serin suyun altına girebilmek için karar değiştirmesi ve elli giren şuta razı olması da çok normal. 

Nörolog David Eagleman da, bu durumun çok doğal olduğunu söylüyor. 



ŞİMDİNİN GÜCÜ

“Gelecekle ilgili sağlıklı karar verme sürecinin takıldığı engel, şimdiki zamandır.

Şimdinin gücü , insanların neden o an için kendilerini iyi hissettirip ileride tatsız sonuçlar aldıklarını açıklar.

Şimdinin kışkırtıcı cazibesine karşı koyabilmek için yapabileceğimiz bir şey var mıdır ?

Evet, vardır. Beyindeki rakip sistemler sayesinde !

 Öyleyse bir çözüm önerelim: Spor salonuna gitmeyi garanti altına almak istiyorsunuz , bundan 3000 yıl önce yaşamış bir kişi ,size esin kaynağı olabilir.



Odysseus.  Truva zaferinden dönen Odysseus gemisinin bir süre sonra muhteşem güzellikte olan Sirenler adasının yakınından geçeceğini keşfetmişti. 

Sirenler , denizcilerin başından alan büyüleyici güzellikte şarkılar söylemeleri ile ün yapmışlardı. 

Ancak sorun şu ki , Sirenlerin cazibesine karşı koyamayan denizciler onlara ulaşmaya çalışırken , gemileri kayalara çarpıp parçalanıyordu.

Odyssus da bu şarkıları duymak için dizginlenemez bir istek duyuyordu. Ancak hem kendi hem de tayfalarının da ölmelerini istemiyordu. 

Bunun üzerine bir plan yaptı sorun şimdiki aklı değildi, gelecekteki Odyssus’un aklıydı. 

Adamlarına kendini gemi direğine bağlamalarını emretti. 

Kendileri de kulaklarına balmumuyla tıkayacak ve böylece Sirenelerin şarkılarını duymayacaklardı.

Gemiyi yönetirken , Odeyssus’un bütün yalvarma ve haykırışlarını görmezden geleceklerdi.

Odyseus gelecekte doğru kararlar alacağından emin değildi.  
Ve bu yüzden böyle bir yol izledi. 

İşte bu tarz kendinizle yaptığınız pazarlıklar Odyssus anlaşması olarak anılır.


 

GÜNÜMÜZE DÖNECEK OLURSAK

Odyssus anlaşmalarının biraz farklı bir uygulamasında ise öyle bir ayarlama yapılır ki , insanlar verdikleri sözden dönmeleri durumunda karşı oldukları bir kuruluşa belirli bir para bağışında bulunurlar.. 

Örnek vermek gerekirse , hayatı boyunca hak eşitliği için savaşan bir kadın yüklü bir çek yazıp arkadaşına verir ve eğer bir sigara içerse arkadaşı o çeki Ku Klux Klan’a verecektir.

 
Peki siz ne yapmalısınız ? 
Eminim kendiniz motive edecek birçok yol bulabilirsiniz . 

Ancak benim size vereceğim tavsiye ,bugün hala uyguladığım ,
haftada en az üç gün, iki saat yürümek için kullandığım strateji ; 
“kendini bağlamak”. Kendini mecbur durumda bırakmak.

Tüm arkadaşlarınıza ,tüm dostlarınıza, yapacağınız ve yaptığınız antrenmanı her fırsatta anlatmak . 

Her gün, antrenmanı ne kadar sürede tamamladığınızı veya kaçta kaç şut attığınızı ,adeta  hesap veriyor gibi birilerine anlatmak . 

Antrenörünüze telefon etmek, sohbetlerde  konuyu hep oraya getirmek. 

Eğer bu stratejiyi uygularken, yapmadığınız şeyleri yapıyor gibi anlatıyorsanız, küçük yalanlar söylüyorsanız, yani kendi kendinizi kandırıyorsanız.

Maalesef sizin durumunuz ümitsiz ...

Çok değil Ekim ayında durumunuz ortaya çıkacaktır.


  




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...