Play-off'un dördüncü maçında , spiker heyecan içinde anlatıyor;
“Koç çok kızdı , boşken! şutu atmayınca çileden çıktı ve hala bağırmaya devam ediyor.”
Konu şu; takımın skor yükünü çeken otuz altı yaşındaki tecrübeli oyuncu, koçun hazırladığı bir oyunun sonunda, pek de boş sayılamayacak bir pozisyonda şut atmıyor ve arkadaşına pas veriyor .
Bu sözleri duyunca aklıma , Messina’nın NBA'deki ilk senesinin ardından ,Avrupa’da verdiği bir seminerde söyledikleri geldi.
“NBA ‘ de hücum organizasyonları “yıldız” diye tabir edilen
( yaratıcı ) oyunculara , daha önce planlanan yer ve zamanda pası verilmesi üzerine kurgulanıyor.
Avrupa’da ise, koçlar hücum stratejilerini yaparken ,yıldız oyucunun eline topun değip değmemesini pek umursamıyor, hatta çoğunlukla yıldız oyuncuyu yem olarak kullanıyorlar.
Bu bakış açısı , NBA basketbolunda, seyircilerin kafasındaki “yıldız” kavramının koçlar üzerindeki etkisini ortaya koyuyor.
Seyirciler için gerçek yıldız ,sahada verilen bu amansız
savaş sırasında ayakta kalmayı başarmış oyuncular.
Yoksa kenarda takım elbise ile taktik levhasının üzerine zekice oyunlar çizen koçlar değil.
Avrupa’nın aksine NBA’de, koçların bu gerçeği kabul etmesi , konuşmalarında ve davranışlarında bunu hissettirmesi gerekiyor.
Messina’nın söylediklerinin daha iyi anlaşılması için LeBron James’in kitabından aldığım şu satırları okumanızı tavsiye ederim:
Maçtan sonra, Blatt son hücum setini , yani topu kenardan oyuna Dellavedoa’nın sokmasını izah etmişti: “Delly’nin topu tam da omuz mesafesi üzerinden atmasını istedik.
Ve kalan süre LeBron’un bir atış kullanmasına yetti . Gayet iyi bir setti”
Bu muhteşem olay LeBron’a sorulduğu zaman ise , işitilen hikaye biraz farklı olmuştu .
”Dürüst olmak gerekirse ,bir set çizilmişti ben onu iptal ettim ,”
demişti röportaj podyumun üzerinde , yüzünde bir tebessümle .
“Koça “ Topu bana vermeniz yeterli .
Ya maç uzatmaya gidecek ya da ben galibiyeti getireceğim” dedim . Kesinlikle topu kenardan başlatan kişi olmayacağımı söyledim.



Yorumlar
Yorum Gönder