Ana içeriğe atla

BASKETBOL ANTRENMANLARINA DEVAM ETMEK İSTEMİYORUM




Eğer on seneden fazla antrenörlük tecrübesine sahipseniz , eminim 
“ Eğer devam etseydi müthiş oyuncu olacaktı “ dediğiniz birkaç çocuk vardır.

Bloğuma koyduğum son dört post , Oyunkurucu eğitimi ile ilgili konuları kapsıyor. 

Oldukça ilgi çeken bu postlar arasında, nispeten daha az okunan “Basketbola odaklanmak” başlığı altındaki post , bence en önemli eksikliklerimizden birini ele alıyor . 

Bugün, koçlara , bir basketbolcuda olmasını istediğiniz en önemli özellik nedir diye sorarsak cevabın  “öğrenme arzusu “ olacağına eminim .

Oyuncuların çalışmak istememesi , antrenmanlara isteksiz gelmesi , motivasyon düşüklüğü , bir koç için en büyük sorun.



Annelerin babaların , çocuğum basketbolu çok seviyor ,geceleri kalkıp NBA maçı seyrediyor diyerek ellerinden tutup antrenmana getirdikleri “oyuncu adaylarının” , bir süre sonra aynı istekle antrenmanlara devam etmediklerini görüyoruz. 

Yeni jenerasyonun basketbol dışında ilgileneceği farklı hobilere yönelmesi , ergenlik dönemindeki kafa karışıklığı koçların üzerinde düşünmesi gereken ciddi sorunlardan biri .

Gençlerin ancak lise son sınıfta  felsefeyi keşfettiğini de hesaba katarsak  bu konuda bilgi sahibi olmak şart. 

Çocukları Tv ‘de seyrettiği ışıltılı NBA salonlarından , kaloriferi yanmayan bakımsız salonlara geldiğinde motive etmek işin en önemli bölümü . 

Odaklanmayı sağlamak için psikoloji, pedagoji, antropoloji gibi bilimlerden yaralanmak gerekiyor. 




Bu tarz konularda bilgi sahibi olmadan A takım seviyesinde antrenörlük yapmak sorun olmasa bile gençlere antrenörlük yapmak, farkında olmadan birçok oyuncuyu kaybetmemize neden oluyor.

Aşağıda oyuncuların ne kadar kolay karamsarlığa kapıldıklarını gösteren bir hikayeyi paylaşıyorum. 


Tam bursla NCAA’nın önemli okullarından birine giren başarılı oyuncu , sezon başladıktan sonra  yeterli süre almadığı için basketboldan soğumaya başlıyor ,hatta sezon sonunda , eskiden rüyasında bile göremeyeceği NCAA final Four’una katıldığında , artık hiç heyecan duymadığını hissediyor. 



Geri döndüğünde koçuna artık oynamak istemediğini hiç heyecan duymadığını ve basketbolu bırakmak istediğini söylüyor . 

Gönderildiği okul danışmanı kendisine ,hiçbir problemi olmadığını , durumunun birçok ilk sınıf oyuncusunda görülen sorunla aynı olduğunu , çok başarılı olduğu liseden sonra , üniversite de aynı şeyleri bulamamanın hiçbir şeyi olumlu açıdan görememesine neden olduğunu söylüyor . 

Ve tek yapması gereken şeyin, kendisinin ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu hatırlaması olduğunu , yaz antrenmanları yaparken akşamları eve geldiğinde ,bir kağıda o gün antrenmanda yaptığı on tane olumlu şeyi yazması söylüyor. 

Basketbolcu, ölü sezonda , eski lise salonunda antrenman maçları yapıyor ve evine geri döndüğünde kağıda yazmak için , hiçbir olumlu hareket hatırlayamadığını hayretle görüyor ve kağıda güzel kıyafeti haricinde hiçbir olumlu şey yazamıyor. 

Bu karamsarlık uzun süre devam ediyor ancak bir gün maç sırasında verdiği güzel bir pası unutmamak için eve gelene kadar içinden tekrar ediyor . 

Ve eve geldiğinde, verdiği bu güzel pası yazıyor . 
İşte bu ilk adım sayesinde yaptığı olumlu hareketleri hatırlamaya başlıyor ve yavaş yavaş karamsarlıktan kurtuluyor.

Bahsettiğim postta (Basketbola odaklanmak) oyuncuların nasıl düşüneceklerine kendileri karar verebileceğini ,olumsuz duygular ile kendileri baş edilebileceğini anlatmaya çalışmıştım.

Biz koçlar , genç oyunculara sürekli direktifler vermek yerine gerektiğinde  problem yaşan oyuncularımız ile ilgilenerek onlara yol gösteremeliyiz

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...