Basketbola başladığım günden bu yana (neredeyse yarım asır geçmiş :( ) hızlı hücum eğitiminde bazı doğrular hiç değişmiyor.
Özellikle hızlı hücumun başlangıç bölümünde , ilk pas, ortaya girme 2x1 / 3x2 bitirişler . Otuz sene önce basketbol oynamış bir oyuncuya sorsanız kolaylıkla yaptıkları çalışmaları hatırlar.
Zaman zaman başlangıç bölümünde ribaundu alan uzun oyuncunun kısaya ilk pas yerine ,uçtan uca dripling ile gitmesi .
Veya uzun pas ile ileri koşana asist yapması.
Ayrıca ortaya girmek yerine , driplingle yan çizgiye yakın gitmek gibi değişiklikler olsa da , eminim birçok koç hızlı hücum çalışmalarında klasik düzenleri uyguluyor.
OYUN KURUCU EĞİTİMİ
İki yaz önce oyun kurucular için bireysel gelişim kampı yapmayı planlamış ve yenlikleri öğrenmek için İnternet karşısında bayağı zaman harcamıştım.
Hızlı hücum bölümü, oyun kurucunun kendi sahasında topu eline geçirdikten sonra ( ilk pas ,ribaunt veya top kapma ) bütün sürati ile karşı sahaya gidip , bitirici hareketi yapması ( asist veya şut)ile neticeleniyordu.
Ancak oyuncudan istenen eğer hücumu bitiremezse ,top kaybı yapmadan set oyununa geçmesiydi ve yapılan çalışmalar bu teknikleri kapsıyordu.
Oyun kurucunun yanında boş bir arkadaşı olsa da ona pas vermesi tercih edilmiyor ,o oyuncuların topu aldıkları anda muhakkak atış ile , hızlı hücumu bitirmesi tercih ediliyordu.
( Asılında amaç ,top kaybından kaçınmak ,topu emin ellerde olmasını istemekti )
Bu da, bizim yıllardan beri çalıştığımız klasik hızlı hücum tarzına birebir uyuyordu.
Bugün bile altyapı koçumun rakip takım faul atarken
“Cem hadi bakalım bir hızlı hücum organize et” dediğini hatırlarım.
Aynı uyarıyı yapmasa bile eminim , De’antoni ‘nin Phonix yıllarında , Steve Nash’den de beklentisi buydu.
Hatta o dönem izlediğim bir kadın maçında, Yakın Doğu Üniversitesi adlı takımda oynayan ,Amerika Milli takım oyun kurucusu Courtney Vandersloot’un da aynı eğitimi aldığı kolayca belli oluyordu.
OYUN KURUCUSUZ HIZLI HÜCUM DA VARMIŞ
Yüksek tempolu oyun üzerine uzun uzun düşününce , bazı farklı tespitler yapıyorsunuz.
Mesela, Galatasaray erkek takımını çalıştırırken oyun kurucumuz sakatlanmıştı ve ben de normalde iki numara oynayan bir oyuncumuzu oyun kurucu pozisyonuna kaydırdım.
Bahsettiğim oyuncunun ,baskıya dripling ile top getirmek ,hızlı hücumda ortaya girmek ,slalomla sahayı kat etmek gibi alışkanlıkları yoktu.
Ancak takımımız ,tarz olarak yüksek tempoyu tercih ettiğinden ,diğer oyuncularımız erken karşı sahaya koşuyorlar ve yeni oyun kurucumuz , en fazla bir iki dripling sonunda ,ileriye ve kenarlara pas vererek durumu kurtarıyordu .
Hayır ! Kurtarmak değil bize göze güzel gelen müthiş bir fast break takımı hüviyeti kazandırıyordu.
Sezon bittikten sonra bu durumu incelemek için eski videoları seyrettim.
Çıkan sonuç, Jasikevicius öncesi hayranlıkla seyrettiğimiz Litvanya milli takımlarında çok etkin oyun kurucular olmadığı halde hepsinin mükemmel fast break takımları olması ve bunun da pasa ve şuta dayalı hızlı hücumdan kaynaklandığını gösteriyordu.
Tesadüf bu ya bahsettiğim Galatasaray takımında , Litvanya milli takımından bir oyuncunun varlığı ,oyunumuzu taçlandırıyordu..
Bu kadar detaya girdikten sonra size bir soru yönlendirmek istiyorum .
Eğer bir altyapı antrenörü olsanız hangi yöntemi seçersiniz ?
Klasik sistemi, yani oyun kurucunun hızlı hücumu yönlendirdiği bir yöntemi mi ?
Yoksa, takım olarak organize edilen bir hızlı hücum yöntemin mi
Ancak unutmayın, bir yanda dominant bir oyun kurucu adayı , diğer yanda dört beş tane hem de sistemin içinde baş rol alan oyuncu var.
Eminim aklınıza neden ikisi de olmasın sorusu gelecektir .
Bu sorunun cevabını ancak oyun kurucunuz verebilir.
Bu sorunun cevabını ancak oyun kurucunuz verebilir.

Yorumlar
Yorum Gönder