Ana içeriğe atla

BİREYSEL KOÇLUK ÜZERİNE




Sizinle, son yıllarda oldukça popüler hale gelen bireysel antrenörlük konusundaki fikirlerimi paylaşmak istiyorum.

Bu yeni “iş kolu” henüz yokken. Takım koçları oyuncularının bireysel özelliklerini geliştirmek için  yaz aylarında “tüm takıma” temel teknik antrenmanları yaptırırdı . 

Sezon içinde yapılan sabah antrenmanları ise bu amaç için kullanılırdı.

Oyuncuların bireysel antrenmanlarını takım antrenörünün gözetimi altında yapması nedeniyle, çalışmalar daha önceden belirlenmiş oyun düzenleri ve içindeki temel teknik hareketlerini kapsardı.



Örneğin , bazı koçlar oyuncularının adam eksiltmesini isterken ,bazıları da dış şuta daha fazla önem verebilirdi. 

Yine , oyunculara tavsiye verirken takımdaki rolüne paralel konular seçilirdi. 

Örneğin ,yedek oyun kurucunuza , ilk beşte oynayan oyun kurucuya üstünlük sağlaması için özel bir hareket veya özel bir tavsiye veremezdiniz .

Üç sene önce bir bireysel oyuncu kampı yapmıştım . Bu benim takım dışındaki ilk çalışmam olduğu için daha önceki çalışmalardan daha farklı olabileceği hiç aklıma gelememişti .

Her şeyden önce,  ortada bir takım olmadığı için belirli bir düzen veya bir kimya söz konusu değildi. 

Oyuncuya genel anlamda kendi  pozisyonunda neler yapıldığını öğretmek birinci amacımdı . 

Fazla süremiz olmadığı için, tekrarla kazanılabilecek alışılmış hareketlerin yerine, günümüz basketbolunda geçerli olan bazı ayak oyunlarını gösterdik. 

Eh bunlar da takımdaki oyuncularıma gösterebileceğim hareketler gurubuna giriyordu.

Ancak işler motivasyon sağlamaya gelince çok garipleşiyordu . 

Çünkü bu antrenmanların gayesi oyuncunun karşısına kim çıkarsa çıksın ( ilk beş oyuncusu veya yedeği ) ona karşı üstünlük sağlamak ve ona rağmen en iyi performansını ortaya koymaktı. 

Zaten işin bu kısmı bireysel antrenmanın , takım ile yapılan bireysel antrenmanlardan neden daha etkili olabileceğini açıklıyor. 



Takım dışında yapılan bireysel çalışmaların diğer bir faydası , bireysel koçun (örneğin Hurşit Baytok )  tecrübesi ile oyuncuya takım koçunun neleri  önemseyebileceğini anlatması, oyuncuların akıl edemeyeceği ancak koçların önem verdiği bazı davranışları aktarması . 

Hani var ya yaz tatilinden döndükten sonra oyuncuya “bambaşka bir oyuncu olmuşsun.” dedirtecek bilgiler...


Bütün etik değerlerin hızla yıkıldığı bir dönemde olduğumuzu hatırlatan hassas bir konuyu atlamadan geçemeyeceğim .

Takım koçlarının kendi oyuncularına para karşılığında özel antrenman yaptırdığını ve bazı idarecilerinde bu konuyu bilmelerine rağmen ses çıkarmadıklarını duyuyorum.
Bence bu durum kabul edilemez. 




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...