Öncelikle oyunculuktan gelerek basketbol okulu organize eden veya iyi antrenörlerin tedrisatından geçerek bu işe giren genç antrenör arkadaşları tenzih ederek bu yazıyı yazdığımı belirteyim.
Altyapısı yeni oluşturulacak bir kulübün , seçmeleri yapılıyor , veliler tribünden izleme imkanına sahipler.
Antrenman bitiyor ve geçmişinde süper lig ve milli takımlar antrenörlüğü yaşamış profesyonel bir yönetici çocuklara ve velilere bir konuşma yapıyor;
“ Çocuklar, lütfen aranızda basketbol okullarına , bir veya iki sene önce başlayanlar varsa guruptan ayrılsın ve diğer tarafa geçsin.
( ayrılan tek tük oyuncular dışında kalanlara hitaben konuşmaya devam ediyor )
Sevgili çocuklar eğer üç sene içinde basketbolu bu kadar öğrenediyseniz, kusura bakmayın ama sizi çok kötü kandırmışlar .
Sevgili veliler, üzülerek söylüyorum ki , paranızı almışlar ve çocuklarınıza basketbol sporu ile ilgili ilgili hiç bir şey öğretmemişler!”
Daha sonra aynı yönetici antrenörlerine , kesinlikle maç filan yaptırmayacaksınız ,set pres vs. gibi konuları içeren antrenmanlar yapmak yasak, sadece herkes her defasında sayı yapana kadar ,sağdan sağ, soldan sol turnike çalıştırmalarını söylüyor.
Geçekten dramatik bir durum . İnanın kimseyi suçlamıyorum . Maalesef şartlar insanları bu yöne doğru itiyor .
Ortada gözler kamaştırıcı bir sahne ve çocuklarının bu sahnede rol alması için her şeyi yapmaya hazır veliler .
Ve maalesef her yerde olduğu gibi bunu kullanan bazı açık gözler.
Açıkçası ben durumun bu seviyeye yakın olduğunu tahmin ediyordum .
Ancak basketbol okullarından gelen çocuklarla takım kurmak durumunda kalan bu tecrübeli koçun yaşadıkları bana çok çarpıcı geldi.
Yaşanan bu olayı öğrendikten sonra , birçok velinin bu konuda gerçekten bilgilendirilmeye ihtiyacı olduğunu düşünerek kısa bir yazı yazmaya karar verdim.
Şahit olduğum iki farklı antrenman örneği ;
Önce gerdirme hareketleri , sonra biraz dripling ve pas çalışalım , sonra beşe beş maç yapalım ve gerdirme hareketleri ile antrenman bitti.
Büyükler için antrenman ; Gerdirme , hızlı hücum dirili , geçiş hücumu , set , zone pres , maç . ( top kayıpları ve kaçan turnikelerden sonra ahlar ohlar ancak yine de olsun olsunlarlar...
BASKETBOL NASIL ÖĞRENİMİNE NASIL BAŞLANIR
Basketbol aynı kitap yazmayı öğrenmek gibi bir şey..
Öğretim bitince , üretim başlar ve en sonunda bazıları kötü ,bazıları orta , bazıları da ödül kazanan yazarlar olarak ortaya çıkar .
(NBA en büyük ödülse şu anda sadece üç tane bu ödülü alan oyuncumuz var.)
Ancak herkes temel öğretimden geçmelidir , yetenek ve diğer özellikler daha sonra devreye girecektir. Zaten yazmasını bilmeyen yazar olamaz ki..
Bir yazar, ilk önce harflerin, sonra hecelerin nasıl yazıldığını öğrenir ve ardından uzun bir serüven için yola çıkar.
Hani var ya, cicili bicili forma ve şortlarla sahaya çıkan ve maç yapan o sempatik minikler , onlar aslında henüz harfleri ve heceleri tam olarak öğrenmemiş ancak kompozisyon yarışmasına katılmış küçük yavrulardır.
Moralinizi bozmak istemem ama , basketbol öğrenirken önceleri , top sizin isteğiniz hiç bir şeyi yapmaz.
Biraz dikkatli seyrederseniz rakibi karşısında gören minik oyuncu dripling yapmaya başladığında ,kendi istediği yere değil de topun istediği yere doğru gitmeye başlar .
Veya arkadaşına pas atmak istediğinde , top onun istediği yere değil de, ya savunmanın ellerine ya da sahanın dışına gider.
Şut ! Üçlük çizgisinin dışından atılan şutun basket olması, işte ! NBA hayalleri kurduran sahne..
Ancak kusura bakmayın ama şut da ilk aşama , potanın altından ve her iki tarafından hiç kaçırmadan on tane şut atmaktır .
Eğer çocuğunuz bunu yapıyorsa artık potaya dört adım uzaklıktan otuz tane giren şut çalışmasına geçmelidir.
Size , nasıl koşulur, nasıl nefes alınır gibi fazla detaylı olmayan ancak tüm kış süresince yapılan bir minik takım antrenmanın sadece bir bölümünü paylaşayım ;
Pas verirken topu iki elinizle tutacaksınız ve top en son parmak uçlarınızdan ayrılacak , kollarınızı göğüs hizasından öne doğru paralel olarak uzatacaksınız, pası verdikten sonra avuç içleri dışarı bakacak .
Pası alacak oyuncu ise topu iki eli ile karşılayacak ve yumuşatarak göğsüne çekecek.
Bunlar sadece göğüs pası için geçerli bilgilerdir , ileriki aşamalarda , baş üstü başta olmak üzere teknikleri oldukça farklı olan en az üç farklı pas çalışması da bu sene içinde yapılmalıdır.
Bu bilgileri verdikten sonra ;
İkili guruplar sabit durumda, önce normal sonra yere çarptırarak göğüs pası vererek karşı sıranın arkasına depar atar .
Üçlü guruplar tam sahada, bir veya iki uzun dripling ile bombeli göğüs pası verir ve “adım kaybetmeden” koşarak karşı sıranın akasına koşar.
( çocuklar genellikle üç adıma girerek veya stop yaparak pas verirler, koçların onlara koşarken adım kaybetmeden nasıl pas verileceğini öğretmesi lazımdır )
Sahanın dört köşesine yerleşen oyuncular hareket halindeyken , yine hareket halindeki arkadaşlarıyla iki defa paslaşarak karşı sıranın arkasına depar atar.
Bu drill önce bir topla daha sonra iki ve en sonunda dört topla yapılır .
İki adet ikili gurup karşı karşıya , aynı anda paslaşmaya başlar tam karşılaştıkları anda, içe içe geçecekken , top elinde olan oyuncu diğer gurubun oyuncusuna topun çarpmaması için topu yere vurur ve ondan sonra pas verir.
Bu diril savunmaya , göre ne zaman dripling ve ne zaman pas verileceğini öğreten özel bir dirildir.
Yukarıdaki diriller sadece pas içerir , aynı şekilde ,stop ,dripling , şut ve turnike dirilleri vardır .
Ancak oyuncuların bu sene savunmayla da tanışmaları gereklidir ; savunma duruşu , stance ile kayma gibi çalışmalardan sonra , hücum tekniklerine paralel pas ,dripling ve şut savunmalarına da zaman ayrılmalıdır.
Aslında bu çalışmalardan sonra forma giyip maça çıkmak oyuncuların gerçek ödülü olacaktır.
Bence oyuncu bu anı hak etmek çalışmalıdır , koçun görevi de, antrenmanlarda maç ile motivasyon sağlamak değil , bu çalışmalar ve ardından gelecek ikiye iki ,üçe üçler ile motivasyon sağlamaktır.
İşte süper ligde gördüğünüz yabancı ve Türk oyuncuların çoğu altyapıda, (en azından bir dönem) yarışmalara böyle hazırlanmıştır.
Atletik özellikleri müthiş olanlar dışında ( onlarda maalesef eksik temel teknik sahibi oluyor ).
Birinci ve ikinci sınıfı atlayarak beşinci sınıfa geçen pek fazla oyuncu olduğunu sanmıyorum.




hocam merhaba, altyapı hocalarının (50-55 yaşlarında bile) maç kazanmak adına 8-9 yaşlarındaki çocuklara baskı, yap yapış, bırakma deyip, adamını kaçıran çocuğa kızıp değiştirip maç sonunda en fazla faul yapan, basket topunu sektiremeyen çocuğa (karşı takımdan 3 çocuğun hafif yaralamasına, şişen göz, diz kanamasına sebep olan) maç sonucu mvp seçen koç ve koçlar var maalesef. bu konulara da değinebilir misiniz.
YanıtlaSilCem abi yazınızın başlığını aslında olması gereken şekli ile değiştirmek istiyorum."OKUL BASKETBOLUNDAN KULÜP TAKIMLARINA"
YanıtlaSilMurat Özyer hocama da daha önce yolladığım yazımda da bahsetmiştim ( ki bunu benden önce siz büyüklerim defalarca söylemişti.) Tüm altyapılar kapatılıp spor okullarda devam etmediği sürece bu iş olmaz.