Koçlar, sanki takımlarının yenilgilerinin haber yapılması , onların kovulması adına düzenlenen bir komploymuş gibi , kendi sorunları için medyayı suçlamaya bayılır.
Medya kolay hedeftir.
Bugünün oyuncuları , yazılı basının üyelerine sanki bulaşıcı hastalıkları varmış gibi bakmaktadır .
Televizyon ise , kısmen oyuncuların televizyon izleyip ailelerinin ve arkadaşlarının da televizyon izlediğini bilmesinden, kısmen de televizyon çalışanlarının daha az eleştirisel olmasından dolayı daha farklıydı.
Bazı durumlarda , özellikle de radyo ortamında bir soyunma odasına adım dahi atmaya cesaret edemeyecek olan sunucunun ya da telefonla bağlananların, hiç tanımadıkları insanlar ve çok az şey bildikleri maçlar hakkında konuşurken zor sorular sorup insanı çileden çıkartacak şeyler söylediklerinde , koçlar bu önyargılarında kesinlikle haklı olurdu.
Son yıllarda basketbol ve diğer sporlar daha da popülerleşir, medyanın onlara ilgisi de artarken , daha fazla sayıda taraftar kendisini uzaman olarak görmeye başlamıştı.
Terry Holland ,Virginia’da koçluk yaptığı son senelerdeki bir partide yerel bir doktorun yanına gelip ,”Terry , takımla ilgili sana üç beş tavsiye versem sorun olur mu ?” dediğini hatırlatıyordu.
“Aslında ,” demiş Holland . “sorun olur.”
Adam önce ,Holland’ın şaka yaptığını düşünmüştü. Yapmıyordu.
“ Sana bir soru sorayım,” diye devam etmişti Holland “doktor olmak için kaç sene eğitim aldın ? sekiz, dokuz, on? Eğer sokaktan birisi gelip , seni bir ki kez çalışırken izlese ve sana nasıl daha iyi bir doktor olabileceğin yönünde tavsiyeler verebileceğini söylese ne cevap verirdin ?
Deli olduğunu düşünürdün , değil mi? Biliyor musun , ben de en az senin işini öğrendiğin kadar uzun ve zorlu bir şekilde çalışarak öğrendim işimi .

Yorumlar
Yorum Gönder