Bugün kuşaklar üzerine yapılan bir röportajı dinlerken, yazdıklarım ve çizdiklerimle farklı kuşaklardan gelen genç antrenörlerin gözünde nasıl bir izlenim bırakabileceğimi düşündüm.
Gençlerin iş bulma ve buldukları işleri kaybetme kaygısının korkutucu bir hal alması, bana anlatmaya çalıştıklarımın çoğunun ilk bakışta gereksiz bilgilermiş gibi algılanabileceğini düşündürdü.
Hele bir de, basketbol bilgisi sınırlı yöneticilerin baskısı altında kalan genç antrenörleri düşününce, "bunlar safsata" diyenleri duyar gibi oldum.
Eğer çalıştığınız yeni kurulmuş iyi niyetli bir organizasyonsa, bu bilgileri kullanarak , ( belki ) bu tarz yöneticileri , iki üç senenin sonunda etkileyip fikirlerini değiştirme imkanınız olabilir.
Ancak gerçek sorunumuz, uzun vadeli düşünmeyi boşuna vakit geçirmek gibi gören uyanık koçların kurdukları organizasyonlar.
Aklın yolu bir kazancaksın hatta hemen kazancaksın, bunun için de az ve öz oyuncu oynatacaksın, tabii ki en iyilerini... diğerlerini ve de özelikle velilerini bir şekilde idare edeceksin.
Şu Cem denilen adam kalkmış bize oyuncuların basketbola başladığı yıllarda öğrenmeleri gereken basit teknikleri ve basit taktikleri ( bizim için hayati maçlarda) uygulamamız gerektiğini anlatıp duruyor. Pas cut vs…
Bugün artık bütün dünya pick and roll oynuyor, o bize, yok pick and roll oynamayın, yok A takım seti yapmayın diyor ve kırk sene öncesine ait modası geçmiş bilgiler verip ,garip garip tavsiyelerde bulunuyor.
Halbuki dünya değişiyor.
A takıma çıkan her oyuncunun sahada ne yaptığı artık belli.
Bu tarz gereksiz şeylerle vakit kaybetmemek lazım.
Normal şartlarda ,antrenmanlarımızda, takımın en iyi pick and roll oynayan iki oyuncusuna, her türlü pick and roll savunmasına karşı nasıl hücum edeceklerini çalıştırmak birinci işimiz olmalı.
Diğerler oyuncularımızda, pick and roll sonunda gelecek pasları değerlendirmek üzere ( Close out'a karşı ) hücum etmeyi çalışmalı .
O hareketler de zaten belli, gayemiz köşelere, kenarlara ve tepedeki belirli bölgelere gelen pasları alan oyunculara, yakalamasını ve şut atmasını öğretmek ,savunma çok yakınsa tek dripling ile geçip ve şut atmasını veya önü boşalmışsa pentre sonunda bitiriş atışlarını çalıştırmak.
Böylece vaktimizi boşa harcamamış oluruz.
Set başlarında yapılan bir iki pas veya bir iki katı nasıl olsa o seviyeye gelmiş oyuncular kolayca uygular.
Ha, bir de yarı saha hücumlarında yetmiyormuş gibi hızlı hücum sırasında da pas ve cut etmekten bahsediyor.
Orta sahada uzun bir oyuncuya pas vermek, akıl alır bir iş mi?
Uzun bir oyuncunun dripling yaparak ortaya girdiği görülmüş
bir şey mi ?
Topun bir kenardan diğer kulvara pas olarak atılması olcak
iş mi ?
Bunlar açıkça top kaybına davetiyeden başka şeyler değil.
Ben hızlı hücumda, topu oyun kurucuma veririm, eğer veremezsem hızlı hücum riskine niye gireyim ?
Diğerler oyuncularımı da koştururum, hızlı hücum sonunda onlara pozisyon gelirse şut veya turnike atarlar, bu arada uzunlar da arkadan koşar, bulabilirse bir trailer atışı yapar veya ribaunda girer.
Oyuncuların yeteneklerine göre pozisyonlarına koyarım, bu bana hem başarı kazandırır, hem de oyuncuları ileriye daha çabuk hazırlamamı sağlar.
Hücumda, herkes yatkın olduğu konuya göre görevlendirilir, şut atabilen şut atar , dripling yapan dripling yapar , ribaund alabilen ribaund alır .
Önemli olan takım halinde savunma yapmak, yoksa hücum etmek, oyuncudan oyuncuya göre değişir.
Hücumda topu paylaşmaksak aynı iştahla savunma yapılmazmış güya. Hele bir yapmasınlar da görelim…
Bir NBA maçı da böyle değil mi ? Bir Eurolauge maçı da böyle değil mi?
Bu çocuklar ileride nerede oynayacak ki zaten.
Biz onları bugünden NBA ve Euroleauge'e hazırlıyoruz.
Orada ne uygulanıyorsa biz burada oyuncularımıza aynı şeyleri gösteriyoruz.
Cem'in cevabı;
Hangi konuda olursa olsun eğitim ve yarışma bir arada olduğunda eğitim ister istemez hemen ikinci plana atılıyor.
Bu nedenle yarışmalar sırasında verilecek eğitimini aynı anda sürdürülen yarışmayı kazanmak için kullanılabilir olması lazım.
Bugün sadece yarışmanın önemli olduğu A takım seviyesinde, eğitim konusu tamamen konu dışı olduğu için, bence o seviyede uygulanan düzenler altyapıya uygun değil.
Hem eğitim vermek hem de yarışmayı kazanmak için farklı bir yol bulmak, altyapı antrenörlerinin gayesi olmalıdır.
A takım seviyesinden farklı olarak, daha fazla oyuncuyla hücum etmek ,rotasyonu daha geniş tutmak ve tüm bunlara rağmen A takım düzenlerini taklit eden takımları yenmek çok zor gibi gözükse de, gerçekten farklı bir antrenör olduğunuzu bu durumda göstermenizin mümkün olduğunu düşünüyorum.
Tüm oyuncuların, topu paylaştığı bir hücum düzeninin verdiği motivasyon ile, çok daha iyi savunma yapılacağını ve böyle bir savunmanın da maçları kazandıracak en önemli unsur olduğun düşünüyorum.
Diğer maç kazanmaya yönelik unsurların başında da; maç içinde daha çok uygulanan teknik hareketlerin neler olduğunu tespit edip, az kulanılanlarla vakit kaybetmeden bu teknikleri oyunculara vermenin de bize yardım olacağına inanıyorum.





Yorumlar
Yorum Gönder