Ana içeriğe atla

1.91 DEN UZUN OLDUĞU İÇİN MVP OLMADI





EUROBASKET 1939 



Sevgili Efe Özenç'in her zamanki gibi harika tercümesi ile yayınlanan Kevin Garnett Ansiklopedisi'ni büyük bir zevkle okuyorum. Ön sözde adı geçen Frank Lubin ile ilgili ilginç bir bölüm var ( Aşağıda ) bu nedenle daha önce duymadığım bu ismi bir araştırayım dedim ve kaşıma Litvanya basketbolunu VAFTİZ BABASI çıktı ....


"İlk dönemlerde boyu 1.90’a ulaşan ABD’li sayısı bir elin parmaklarını geçebilirken, 2 metre ve üzerindeki basketbolcular hem bulunmaz nimet muamelesi gördüler hem de haksız rekabetin timsali kabul edildiler - Nitekim Frank Lubin gibi devler, uluslararası resmi turnuvalarda bireysel ödül kapsamına bu sebepten ötürü dahil edilmediler."



VİKİPEDİA 


7 Ocak 1910 - 8 temmuz 1999 Litvanya asıllı Amerikalı basketbolcu.


1928-1931UCLA Bruins 1997 UCLA Atletizim onur listesine girdi 


Boyu 2.01 Kilosu 105 

Amerikan Milli Takımı ile 1936 'da altın madalya kazandı.


LİTVANYA 



1936 yılında Litvanya'ya davet edildi ve ülkenin ilk milli takım antrenörü oldu.

Lubinin Litvanya ziyareti sırasında baldızı trenle kırsala giderken vagon devrildi ve bacağını kırdı ve bu nedenle beklediğinden daha uzun süre Litvanuya'da kaldı bu süreçte kendisinden basketbol eğitimi verilmesi istendi.


1937 'de Litvanya kökenli Amerikalı oyuncuları kullanarak şampiyon oldu. 


1939 'da oyuncu antrenör olarak tekrar Litvanya ,Milli takımı ile Eurobasket'i kazandı.


1939 'da MVP ödülünü boyu 1.91'den daha uzun olduğu için alamadı. 


2. Dünya Savaşı 1939'da patlak verdiğinde , Lubin İtalya'da bir Litvanya kadın takımına koçluk yapıyordu.


Nazi Almanyası doğrudan Litvanya'ya dönüş yolunda olması nedeniyle, İtalyan yetkililer takımın Almanya'ya uğramadan tren ve tekneyle geri dönmesine yardımcı olmak zorunda kaldı. 


Daha sonra Lubin, bir yıl sonra gerçekleşecek olan Sovyet işgali karşısında ailesiyle birlikte Litvanya'dan Kaliforniya'ya kaçtı .


Lubin ,1989 tarihli röportajında , " Savaştan sonra Rus takımı ABD'yi neredeyse yendiğinde ,bazıları beni tebrik ederken , bazıları Rusların basketbol oynadığını hiç duymadıkları için sistem ediyordu.


Savaştan sonra ,bir zamanlar benim çalıştırdığım Litvanyalıları kullandılar.


Birçok teknik ve taktik bilgisini ele geçirdiler.


Litvanya'da basketbol geleneklerinin ne zaman yeşerdiğini ve Arvydas Sabonis gibi uluslararası yıldızlar yetiştirdiğini hep uzaktan izlerdim. 


Litvanyalıların Seul'de diğerlerinden daha fazla parlamasından gurur duyuyorum.







 





 


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...