Ana içeriğe atla

KADIN BASKETBOL MİLLİ TAKIMIMIZIN KISA TARİHİ 1997 -2007






Bu yazıda elimden geldiğince kadın milli takım antrenörlüğü yaptığım dönemi özetlemeye çalıştım. Unuttuğum bazı isimlerden şimdiden özür diliyorum.

Umarım bu yazı bir başlangıç olur ve 1997 senesinden önce kadın basketbol takımımızla ilgili bir yazı da, o dönem de basketbol oynamış bayanlarımızdan veya koçlarımızdan gelir. Ve ben de o yazıyı bu blogda yayınlarım


KADIN BASKETBOLUMUZ NEREDEN NEREYE

Artık Olimpiyat madalyası almayı hedefleyen verdiği mücadele ile herkesin hayranlığını kazanan bir Kadın Basketbol Milli takımımız var. 
Artık basketbola başlayan kızlarımızın hedefi dünya şampiyonalarında ve Olimpiyatlarda mücadele eden milli takımlarımızda yer almak. 

Eskiden Kadın takım sporlarında sadece voleybol milli takımımız başarılı sonuçlar alırdı. 
O dönemde adından pek söz edilmeyen kadın  basketbolcularımız, fiziksel temasın ve sertliğin hat safhada olduğu bu sporda başarılı olmak için var güçleriyle çalışıyorlardı..

Basketbol hayatımın yaklaşık on senelik dönemini kapsayan kadın  basketbol antrenörlüğüm sırasında yaşadıklarımızı sizlerle paylaşmak istedim ;

Oyunculuk dönemim bittikten sonra, uzun yıllar Eczacıbaşı ve Galatasaray kulüplerinin alt yapılarında çalıştım daha sonra o dönemin yıldız ve genç erkek milli takımlarının antrenörlüklerini yaptım. 
Ve ardından erkekler birinci liginde antrenörlüğe başladım.

Bir süre sonra yakın arkadaşım Remzi Dilli'nin aracı olması ile kadın basketboluna giridim ve diğer yakın arkadaşım Murat Yosmaoğlu'nun ısrarı ile antrenörlüğümü sürdürdüm, bugün büyük çoğunluğu halen benzer görevleri sürdüren birçok insanla, yaklaşık dokuz sene boyunca birçok anıyı paylaştık.

2008 yılında kadın basketbolundan ayrıldıktan sonra tekrar erkek basketboluna döndüm.

Ve şimdi geriye dönüp bakınca o dönemde kadın basketbolunda hiç de küçümsenmeyecek bir yol kat ettiğimizi görüyorum .

 
Son antrenörlüğünü yaptığım 2007 Avrupa şampiyonası elemeleri öncesi milli takımımız.


ESKİ TURNUVA FORMATI

2007 yılına kadar Avrupa Şampiyonalarına sadece 12 takım katılabiliyordu ve o zamanlar A ligi veya B ligi gibi farklı ligler yoktu. 

Şampiyonaya katılabilmek için önce seri başlarının ardından, kurayla belirlenmiş 5 ayrı gurupta mücadele eden 4 takımın arasında birinci veya ikinci olmak zorundaydınız. 

Bunu başardığınız takdirde sadece yarı finale kalabiliyordunuz.



Filiz, Aslı, Arzu, Serap, Çelen, Nevriye, Yasemin.
Asuman, Nihal, Derya, Meral, Nilay, Sariye, Didem.

O yıllarda 4 takımlı 5 gurubun olduğu yarı finallere katılmak bir bakıma Avrupa’nın ilk 20 takımı arasına girmek demekti. 

Çok daha güçlü takımların olduğu bu guruplarda iki takım arasına girmeyi başarırsanız , Avrupa Şampiyonası’na katılmaya hak kazanan 12 takımdan biri oluyordunuz.

 
Didem, Yasemin, Arzu, Filiz, Çelen, Nevriye.
Şaziye, Derya, Meral, Sariye.

ELEME GURUBU VE SAMSUN

1997 senesinde Kadın basketboluna ilk girdiğim yıl milli takımımız henüz eleme gurubunu geçememişti.
Ancak bir sene sonra Samsun’da yapılan eleme gurubu maçlarında, son saniye üçlüğü ile uzatmaya giden İsveç maçı bize ilk defa yarı final yolunu açtı.

Ve Kadın Basketbol tarihimizde ilk defa, Avrupa'nın ilk yirmi takımı arasına kalmayı başardık. 

O sene milli takımımızın menajerliğini  Murat Yosmaoğlu yaparken, takımın başında değerli antrenör Erdinç Talu vardı ve yardımcılarından biri daha sonra A Milli takımı ve Galatasaray takımını çalıştıracak olan Ceyhun Yıldızoğlu, diğeri ise son olarak T.E.D Kolejliler Spor Müdürlüğünü yapan Ali Kavaklıoğlu’ydu.


Arzu,Yasemin, Nevriye, Serap, Aslı, Filiz. Çelen, Füzen,Aziz, Murat, Cem, Jülide, Sariye, Asuman, Nihal, Didem, Derya, Nilay, Meral.

FİNAL MAÇLARI VE TEKRAR ELEME GURUBUNA DÖNÜŞ

Ben kadın milli takımlarında ilk defa yakın arkadaşım Murat Yosmaoğlu’nun israrı ile FİBA’nın 1999 da organize ettiği Ümitler Avrupa Şampiyonası eleme gurubu maçlarında görev aldım. 
( Sanırım o zamanki Ümit Milli Takımının antrenörü Aziz Akkaya talihisiz bir sakatlık geçirmiş ve turnuvaya gidememişti.)

Bulgaristan’da ki bu turnuvada 1980 doğumlu Nevriye Yılmaz, Esmeral Tunçluer gibi daha sonra uzun yıllar A milli takımızda oynayan bazı oyuncular vardı. Bu maçlar sonunda ev sahibi Bulgaristan’ı eleyerek Avrupa şampiyonasına katılma vizesini almıştık.



1984 doğumlu ümit millilerimiz 


Aynı sene içinde Erdinç Talu’nun görevden ayrılması ile A milli takım antrenörlüğüne getirildim.Yardımcılığımı ise değerli antrenör Aziz Akkaya yapıyordu.
O dönemde elemeler sonrasında katıldığımız yarı finaller iki maç üzerinden ve deplasmanlı oynanıyordu. Ve işin ilginç yanı ilk devre maçları bitince, ikinci devrenin başlaması için bir sene süresince beklemek zorundaydınız.

Biz ilk defa katıldığımız yarı finallerde, Samsun’daki eleme gurubu birincisi olan ve kısa bir süre önce Avrupa şampiyonluğu yaşayan Ukrayna takımı ile aynı guruba düştük. 
Ve ilk maçımızı bu takımla Ayhan Şahenk salonunda oynadık. Yanlış hatırlamıyorsam bu maçta son hücumu değerlendiremeyerek 2 sayı ile yenildik. 

 




Daha sonra deplasmanda oynadığımız Hırvatistan maçını uzatma dakikalarında kaybedince, yarı final şansımızı yitirdik.

İkinci devre oynanan maçlarda bizden daha güçlü takımlara karşı iki galibiyet almamıza rağmen gurup sonuncusu olduk ve bu nedenle bir sonraki sene eleme gurubu oynamak zorunda kaldık.


Aydın,Cem,Füzen,Dilek,Mert,Yasemin,Arzu,Çelen,Jülide,Ceyhun,
İlker, Şaziye,Sariye,Esmereal,Aylin,Serap,


POLONYA MAÇI (ERDEMİR ) ELEME GURUBU

2001 yılında, Fenerbahçe Galatasaray final serisinin bitişinden hemen sonra, Bursa’da toplanan Milli takımımız as oyuncularından Serap, Çelen, Nevriye, Didem’den yoksun olarak İsveç’te yapılan eleme gurubu maçlarına gitti.


İlk gün Letonya’ya mağlup olunca son gün Samsun’da uzatmada dakikalarında yendiğimiz ev sahibi İsveç takımı ile gurup ikinciliği maçı oynamak zorunda kaldık.

İlk gün İsveç’in Letonya takımını yenmesinden dolayı, bizim ikinciliğimiz için 9 sayıdan fazla farkla galip gelmemiz gerekiyordu.

Maçı, Derya Özyer, Arzu Özyiğit ve Filiz Yükrük’ün iyi oyunları ile on sayının üzerinde bir fark ile kazandık ve ikinci defa eleme gurubunu geçtik.






4. olduğumuz Tunus Akdeniz Oyunları 


YENİ BİR BAŞLANGIÇ AKDENİZ OYUNLARI VE 2005 AVRUPA ŞAMPİYONASINA HAZIRLIK

Bu tarihten sonra yeni bir yapılanmaya gidildi. Bayan basketbolunun bu seviyeye gelmesi için ciddi çabalar gösteren Murat Yosmaoğlu yöneticilikten ayrıldı, yerine Mihriban Oğuz geldi, yardımcı antrenörlerimiz  yine Ceyhun Yıldızoğlu ve Aydın Uğuz görevlerine devam ederken, teknik kadroya daha sonra yıldız milli takım antrenörlüğü yapacak olan  Fırat Okul, katıldı. Kondisyonerimiz Bora Bölükbaşı ile 2005 yılında Türkiye’de yapılacak olan Avrupa Şampiyonası için hazırlıklara başladık.


Yukarıdaki gelişime baktığınız zaman kazanılan tecrübe ile önce eleme gurubu daha sonra yarı finallerde yükselen bir grafik görüyoruz. 

Ancak 2005 Avrupa Şampiyonası’na ev sahibi olarak katılmamız kesinleştiği zaman, daha önce hiç bir Avrupa Şampiyonası'nda yer almamış olmamız ve böyle bir tecrübe yaşmamış olmamız haklı olarak herkesi tedirgin etti. 
O güne kadar bu Avrupa şampiyonasına katılmaya hak kazanan on bir takıma karşı galibiyet alamamıştık. 

 AYDIN UĞUZ, CEM AKDAĞ, CEYHUN YILDIZOĞLU

KADRO DEĞİŞİYOR

Yeni dönemde Derya Özyer, Didem Akıncı, Çelen Memnun gibi, birçok önemli oyuncumuz basketbolu bıraktı. Aylin Yıldızoğlu, Serap Yücesir, Arzu Özyiğit gibi,üç dört tecrübeli oyuncu ve bazıları bugün halen takımımızda yer alan, Nevriye, Esmeral, Yasemin, Şaziye, Sariye gibi oyuncular ile yola çıktık. Aynı dönemde eleme gurubunda başarılı performans gösteren ümit milli takımımızın oyuncusu Birsel Vardarlı’yı da kadromuza dâhil ettik.
Ayrıca Akdeniz Oyunlarından hemen önce milli takımımızın ilk devşirme oyuncusunu Korel Engin de bu takımın bir parçası oldu. Korel daha sonra kadromuza katılacak olan Şebnem Kimyacıoğlu'nun okuduğu Stanford üniversitesinden mezun olan skor yönü pek yüksek olmayan ancak uzun pozisyonunda çember altını güçlendiren bir oyuncumuzdu. 

SEVİYE TESPİTİ

2003 senesinde başladığımız hazırlık programı üç aşamadan oluşuyordu; öncelikle mümkün olduğunca Avrupa’nın en güçlü takımları ile maç yaparak gücümüzü sınayacaktık.
Daha sonra ise bu maçların analizlerini yaparak stratejimizi belirleyecek ve bu verilere göre yapacağımız çalışmalarla şampiyonaya hazır duruma gelecektik.

2003 Avrupa şampiyonası Yunanistan’da yapılıyordu. Biz daha sonra o turnuvada ilk dört sırayı alacak olan takımlar ile toplam sekiz hazırlık maçı oynadık .(Polonya, Rusya, Çek Cumhuriyeti, İspanya.) Bu maçların çoğu rakip takımların kendi evlerinde oldu. Sonuçlar tam bir faciaydı, 20 hatta 30 sayılık moral bozucu mağlubiyetler aldık.

2003 Avrupa Şampiyona’sında Ruslarla final oynayan Çek Cumhuriyeti çok güçlü bir takımdı, şampiyonadan yaklaşık iki hafta önce, onların sahasında üç maç yapmıştık, açık farkla yenildiğimiz bu maçların sonuncusunda insanüstü bir gayret sarf etmemize rağmen maçı kaybetmiştik. 

( 2011 yılında Fenerbahçe’de oynayan Harakova’nın oynadığı Çek takımı)  Bugün bile hatırladığım bu maç, bekli de Kadın Milli Takımımıza uygulatmaya çalıştığım sıra dışı oyun şeklinin çıkış noktası oldu.

2003-2004 sezonunda hiçbir kulüp takımımız Avrupa Liginde mücadele etmiyordu ve bu nedenle oyuncularımız oldukça önemli bir tecrübeden mahrum kalıyorlardı.

Sezon süresince bir önceki sene oynadığımız maç videolarını seyrederek, bu oyuncular ile nasıl mücadele edeceğimizi planladık.


BORMİO’DA BİR ANTRENMAN



SİSTEM, HAZIRLIKLAR

Ligin bitiminden hemen iki hafta sonra, Mayıs ayında Pamuk Spor tesislerinde 28 sporcuyu kampa davet ettik. Bir hafta sürecek bu kampta iki takım halinde çalıştık ve bu süre içinde oyuncularımıza önümüzdeki tüm organizasyonlarda uygulayacağımız Ağırlık, kondisyon ve teknik çalışmaların tanıtımını yaptık.

AKDENİZ OYUNLARI ŞAMPİYONLUK ANI

Daha sonra Temmuz ayında toplanarak çalışmalara başladık ve sayısız kamp ve hazırlık maçı ile 2005 Avrupa şampiyonasına hazırlandık. Hazırlıklarımızın önemli bir parçası olarak gördüğümüz Akdeniz oyunlarında altın madalya kazandık.
   
Kısa bir ara verdikten sonra son hazırlık maçlarımızı yaptık. ( Şu anda milli takımızın en başarılı oyuncularından biri olan Şebnem Kimyacıoğlu milli takımımıza bu dönemde katılmıştı ) 
Oynadığımız hazırlık maçlarından birini, turnuvaya iki hafta kala, Çek Cumhuriyeti ile yine onların sahasında oynadık ve bu maçı kazandık.

Teknik anlamda herkesin görebildiği en büyük yenilik, kulüp takımlarında yer alan yabancı skorer oyunucular nedeniyle normal sezonda top kullanamayan oyuncularımız 1999-2003 yılları arasında sadece 60 sayı ortalaması ile oynarken, bu rakamı 80 sayıya çıkmışlardı. 

Özellikle kısa oyuncularımız artık çift haneli rakkamlara ulaşmaya başlamışlardı. 



İzmir'de yapılan 2005 Avrupa Şampiyonası guruplarında çok başarılı maçlar oynadık bunların arasında en çok ses getiren maçımız, geçmişinde 
o güne kadar 17 defa şampiyonluk yaşamış ve son Avrupa şampiyonu olan Rus takımına karşı son topla kaybettiğimiz maçtı. 

Bu maçın ardından Sırbistan ve Romanya galibiyetleri ile çeyrek finale kalmayı başardık.


Ankara’da devam eden çeyrek finallerde,ilk dört takım arasına girme şansımızı, daha sonra Avrupa şampiyonu olan Çekler karşısında yitirdik.

Daha sonra oynadığımız ve başabaş mücadele ettiğimiz Letonya’ya Üç sayı, Polonya ya ise uzatmalarda mağlup olarak ilk katıldığımız Avrupa şampiyonasını sekizinci olarak bitirdik.



2006-2007 SENESİ VE FARKLI BİR SEVİYE

2006 senesinde takımımızı gençleştirmeye başladık. O sene Avrupa Şampiyonası formatı değiştirildi ve Bu günkü 16 takımlı sisteme geçildi.

Kulüp takımlarımız henüz Euroleauge’e katılmıyorlardı ve ülkemize gelen yabancı oyuncularımızın seviyesi vasatı geçmiyordu. Buna rağmen oyuncularımız kulüp takımlarında yine rol oyuncusu olarak görev alıyorlardı.

Aynı yıl 2007 senesi hazırlıkları sırasında İtalya’da katıldığımız ( On Avrupa takımının katıldığı ) Ten Nations turnuvasında ev sahibi İtalyan takımını yarı finalde, Letonya’yı ise finalde yenerek birinci olduk ve bu turnuvada bugün milli takımımızın önemli oyuncusu olan ,genç oyuncumuz Işıl Alben çok başarılı bir performans göstererek A milli takımımızın önemli bir parçası oldu.


TEN NATONS CUP BİRİNCİLİĞİ ( CHİETİ )

Daha sonra Avrupa şampiyonası hazırlıkları döneminde, her sene düzenlediğimiz Zafer Kupasında birinci olduk.
Sanırım Kayserinin bugün kadın basketbolunda önemli bir takıma sahip olması bu turnuva sırasında filizlenmişitir.


KAYSERİ “ZAFER KUPASI” BİRİNCİSİ OLAN TAKIM

O sene katıldığımız 2007 Avrupa şampiyonası yarı finallerinde tüm takımlar arasında en iyi dereceyi alarak İtalya’da yapılacak olan 16 takımlı şampiyonaya birinci olarak katılmaya hak kazandık.





ÜMİT MİLLİ TAKIM

Aynı yıl Ümit Milli Takım antrenörümüz yaşadığı bir sorundan dolayı turnuvaya gidemeyince, ümit milli takımımızı Avrupa şampiyonasına ben götürmüştüm. Bu organizasyona A milli takımımızın yeni yöneticisi Canan Erdoğan ve yardımcı antrenör Fırat Okul ile gittik.

Ümit Milli Takımımız, çok önemli iki eksiğe rağmen bu turnuvada dördüncü olma başarısını gösterdi.

Turnuvada Bahar Çağlar en iyi beşe seçilirken, daha sonraki yıllarda Amilli takımımızın değişmez oyuncusu olarak kadromuza katıldı.


AVRUPA 4. ÜMİTLERİMİZ ( SOFİA )


CHİETİ 2007 AVRUPA ŞAMPİYONASI

 İtalya’da yapılan 2007 Avrupa Şampiyonasında, önce ilk on iki takım arasına katılmayı başardık ancak takımımızın en önemli oyuncusu Nevriye’nin bel sakatlığının nüksetmesi ve maçlarda yer almaması bununla birlikte diğer oyuncularımızın sakatlık sorunları yaşaması nedeniyle maalesef ilk defa yurt dışında yapılan 16 takımın katıldığı Avrupa Şampiyonasında 9. sırayı alabildik.































2007 Avrupa şampiyonasından sonra bayan Milli Takımından ayrıldım ve yerime yardımcı antrenörümüz Ceyhun Yıldızoğlu geldi. Ve devşirme oyuncu Korel Engin'in yerine skor gücü yüksek bir uzun Nevin Nevlin kadroya alındı.



2011'DEN SONRA AVRUPA'NIN EN İYİ TAKIMLARINDAN BİRİYİZ...


2005 EuroBasket: finished 8th among 12 teams
2007 EuroBasket: finished 9th among 16 teams
2009 EuroBasket: finished 9th among 16 teams
2011 EuroBasket: finished 2nd among 16 teams
2013 EuroBasket: finished 3rd among 16 teams
2014 FIBA World Championship for Women: finished 4th among 16 teams
2015 EuroBasket : finished 5th among 20 teams

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...