Ana içeriğe atla

YENİLDİKTEN SONRA

Necip abinin, basketfaul sitesinde10 koça sorduk kötü yenilgilerden sonra ne yaparsınız? başlığı altında çok güzel bir röportaj var 


Aslında koçlardan gelen cevapların hepsi birbirine yakın, iki üç koç haricindeki tüm koçlar mücadelenin akşamı maçı unutmak istiyor ve ertesi sabah kalktıklarında salim kafayla durumu değerelendirmeyi tercih ediyor .

Bir süre önce basketbol dünyasının en ünlü iki isminin bu konudaki fikirlerini okumuştum.


Koç olmamasına rağmen Michael Jordan, çok önemli bir maçı kaybettikten sonra, akşam sadece on beş dakika için hatalarınının ne olduğunu düşünüyor ve gelecek maçta performansını etkilememesi için hemen maçı kafasından atmaya çalışıyormuş.



Phil Jackson ise ;


Kaide olarak ,oyuncular mağlubiyetle genelde koçlardan daha kolay başa çıkarlar. Duşa  girebilir, çıkınca da “Yoruldum ve acıktım. Hadi gidip bir şeyler yiyelim,” diyebilirler. Fakat koçlar fiziksel açıdan yorucu bir maçta oyuncuların yaşadığı sinirsel gevşemeyi yaşamazlar. 
Bizim sinir sistemlerimiz salon boşaldıktan sonra bile ateşlemeye devam eder.


Benim sinirlerim gece yarısı genellikle son hız çalışır. Birkaç saat uyurum, sonra –pat- beynim uyanıp dönmeye başlar. ”Şunu mu yapsaydım, bunu mu yapsaydım? 
Tanrım dördüncü çeyrekteki ne korkunç düdüktü öyle. Yoksa başka bir oyun mu çizseydim ? Ve bunun gibi. 
Bazen kafamın içindeki sesin susması ve tekrar uykuya dalabilmem için oturup uzun süre meditasyon yapmam gerekir.



Phil Jackson'ın tüm antrenörlerin yaşadığı tehlikeli bir duygu olan "öfke" ile ilgili fikirleride çok ilginç;



ÖFKE 

Batı kültüründe bizler öfkeyi ortadan kaldırılması gereken bir kusur olarak görürüz. Ben böyle yetiştirildim. Koyu birer Hıristiyan olan annemle babam öfkenin bir günah olduğuna ve def edilmesi gerektiğine inanırlardı. Ne kadar bastırmaya çalışsanız daha sonra şiddetli bir biçimde ortaya çıkma ihtimali o kadar yüksektir.
Temelinde yatan enerjiyi üretken bir şeye dönüştürebilmeniz için öfkenin zihninize ve bedeninize olan etkisini mümkün mertebe iyi anlamak daha sağlıklı bir yaklaşımdır. Budist alimi R. Thurman şöyle yazıyor: 



“Hedefimiz hiç şüphesiz öfkeyi yenmektir, ele geçirip kötüye kullandığı ateşi yok etmek değil. O ateşi bilgelikle kontrol edip yaratıcı amaçlar uğrunda kullanacağız.”

Yakın zamanda iki araştırma, öfke ve yaratıcılık arasında bir bağ olduğunu göstermiştir. Araştırmalardan birinde araştırmacılar öfke duygularının başlangıçta katılımcıların yaratıcı bir biçimde beyin fırtınası yapma yeteneğini geliştirdiğini keşfetmişler. 

Başka bir araştırmada ,yine aynı araştırmacılar öfkelendiren deneklerin üzüntü yaşayan yahut hiçbir duygu yaşamayanlara göre daha yaratıcı fikirler ürettiklerini bulmuşlar.
Sonuç Öfke, sorun çözmek için gereken sürekli dikkat halini artıran ve daha esnek düşünmeyi sağlayan enerji verici bir duygudur.



 Açığa vurulmayan öfke, ilişkilerde hiçbir gülümsemenin kapatamayacağı bir gedik açar. Bir sırdır. Bir yalandır. Şefkatli yanıt, bağları canlı tutan yanıttır.

Sylvia Boorstein


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...