Ana içeriğe atla

CURRY'NİN MAÇ ÖNCESİ ISINMASI

Marcus Thompson'un yazdığı, Altın Bilek adlı kitaptan bana ilginç gelen bu bölümü, biraz kısaltarak sizlerle paylaşıyorum. 

" Yaptığı yakın atışları da sayarsanız toplamda 97 atış yapmıştır "



Isınma hareketleri, onun rüya oyuncu haline getiren yoğun çalışma temposunu sergiler. 

Curry ilk beşteki diğer oyunculardan çok önce , yoğun bir alkış fırtınası eşliğinde üzerinde antrenman tişörtü ve ayaklarında genellikle boğazsız spor ayakkabı ile sahaya çıkar.


Hemen ayaklarını benchin üzerine dayayıp , ayakkabılarının bağcıklarını sıkar.
Sonra her iki elinde birer top , saha çizgileri üzerinde , boyalı alanın biraz solunda pozisyon alır. Gösteri burada başlar.
Başlamadan önce rutin partnerlerinden biriyle , yani asistan Bruce Graser ya da malzeme görevlileriyle sohbet eder. Güvenlik görevlisi Curtis Jones , Curry’nin en sevdiği simalardan biridir.

Curry’nin havaya girip gösterisine başlayacağı anı sabırsızlıkla beklerken onunla girdiği diyalogları kısa ve öz tutar.

Curry genellikle bir kaç atış yapıp ortamı yoklar .
Konuşan kalabalığın uğultusu . Ses sisteminden yükselerek salona yayılan şarkı . Ayakkabıların parke üzerindeki gıcırtısı. Zemine çarpan topun tok sesi.
Dikkat aralığı çok geniş olan tipik bir Y jenerasyonu çocuğu olduğu ve ana odaklanmak için duraklamayı , zihnin yavaşlatmanın bir yolu olarak gördüğü için , odaklanmakta güçlük çekmez.



Sonra bir anda rutin hareketlerine başlar ; çömelip iki topu aynı anda sektirir. Tıpkı boks topu ile antrenman yapan bir boksör gibi , tempoyu artırırken bir ritim tutturmaya dikkat ettiği bellidir. İki topu aynı anda sektirdikten sonra , yine iki topu bir elinden diğer eline sektirerek aktarmaya başlar. Bu, göründüğünden çok daha incelikli bir numaradır . Sonra, bir başka güçlük seviyesi : topu hızlı bir şekilde sektirerek diğer eline geçirir. Kısa , hızlı driplingler , iki elinde büyük bir beceriyle kullanamaya dayalı üstün top hakimiyetini vurgular- sektir, el değiştir, sektir el değiştir. Sonra topu bacaklarının arasından geçirip el değiştirerek sektirmeye başlar.
Bu noktada toplara bakmaz , etrafını gözleriyle tarayarak ya da Fraser ile konuşarak . Toplara içgüdüsünün ve duygularının kılavuzluk etmesine izin verir.
Topu bir sağa bir sola sektirerek düz koşu yapar , ardından yine hızlı hareketler ile tüm sahayı topla kat eder. Farklı hareketlere geçiş yaparken , top senkronizasyonu bir an için bile kaybolamaz.




Yaklaşık bir dakika sonra kısa bir ara verir. Artık onu daha fazla insan izliyordur. Sonra kaldığı yerden bu kez Cross Over bacak arası ve spin hareketlerden oluşan serbest top sürme hareketlerine geçer .

Bir top önünde diğer top arakasında gelişli güzel , kompleks hamlelerle top sürmeye devam eder. Bir top yukarı sıçrarken , diğeri bacağının etrafından dolanıp çıktığı yere geri döner. Curry , bir oyun kurucudan çok bir jonglöre benzer .

Göze hoş görünür. Hayatında bir kez bile olsa o topu sektirmiş olan her hangi bir kimse , Curry’nin ne kadar güç hamleler sergilediğini kavrayabilir.
Basketbol Jargonunda buna el becerisi denir. Bu bir oyuncunu top sürme ve top hakimiyeti ustalığını ifade eder.

Basketbolda iki türlü el becerisi vardır . Örneğin Clevland oyun kurucusu Kyrie Irving doğal, akıcı bir el becerisine sahiptir.. Onun hareketleri daha çok iç güdülerle hissetmeye dayalıdır. Top sadece , en az top kontrolü kadar beden kontrolünü de dayanan, rakibi ters yöne gönderme planının bir parçasıdır.

Irving eğilir, zig zag çizer , ani dönüşler yapar ve hamle yapma teşebbüsüne teşvik ettiği rakibinin reflekslerini zayıflatarak , kendi süratinden yararlanabileceği bir açıklık yaratır.

İrvig topu süremez onunla birlikte süzülür , çatlakların arsından kayarak ilerler ve görünmezden açıdan hedefine yönelir. 
Savunmacısının bir tarafa eğilmesini sağlayıp diğer tarafa hamle yapma, perdelerin etrafından sıvışma ve savunmacıların arasından sezgisel tepkilerle sızma becerileri benzersizidir.




Irving’in sahip olduğu el becerisi ,sonradan kazanılmaz. Bu yetenekte doğmanız gerekir. Onun doğaçlama seviyesini öğretemez ya da onun doğru anlarda ivmeyi yükseltme , fake atma ya da geri çekilme anlayışını başkasına aktaramazsınız. 

Bu soyut yeteneklerin bazılarına Curry de sahiptir ama onun el becerisi daha az doğaldır ve daha ziyade çalışma etiğinin ve odaklanmasının ürünüdür.

Curry bir topu yere bırakıp sahanın dışına yuvarlar diğerini  Fraser’a atar . Çömelmiş vaziyette topu bekler .Fraser’in  attığı pası hemen yakalar , gelişi güzel top sürme hareketlerine başvurup önündeki görünmez savunmacıyı geçtikten sonra Fraser’e geri gönderir . Fraser topu yerde sektirip tekrar Curry’e atar . Curry bacak arasından geçirip arkasından dolaştırarak yine bir dizi cross over hareketi yapar . Bir kaç ileri-geri koşunun ardından , Curry tamamdır. 

Topu Fraser’e verip serbest atış çizgisine yürür. 
Curry sırtında çocuk taşıyan bir dedenin temposunda yürür. 
Curry , serbest atış çizgisine ya da molalarda benche , yavaş hareketlerle gider . Bu, enerjisini korumanın , tüm enerjiyi aksiyon anlarına saklamanın akıllıca bir yoludur.

Ve insanların izlemeye geldiği esas bölüm başlamak üzeredir şut çalışması..
Top sürme antrenmanı aperatifse , şut çalışması ana yemektir.

Bu bölüme , sol turnikeler atıp topu potaya panyalı sokarak başlar. Beş isabetli atıştan sonra boyalı alanın soluna geçer . Oradan sol elle atışlar yapar . 
İlk atışları tek ayak üzerinde zıplayarak yapar . Sonra pası alıp bir süre sürdükten sonra sol elle atış daha sonra sağ eliyle atış yapar. Bu oyunu koridorun önünde dikilip Curry’nin görüş açısını kapatmak üzere zıplayan Fraser’in üzerinden tek elle bıraktığı turnike ile tamamlar.

Daha sonra üç sayı çizgisini dışına çıkar . 
Üç sayı çizgisinin etrafındaki beş noktadan 15’er atış yaparak başlar beş seri isabet sağladıktan sonra aynı noktalardan dripling üzerinde atış yapar. Sonra yeniden maç sırasında karşılaşacağı zor durumlara benzer durumlarda geriye doğru sıçrayarak ( fade - way ) ve üst üste 15 atış sokar.

Atış antrenmanı bittiğinde , 75, en başta attığı yakın atışları sayarsanız toplamda 97 atış yapmıştır . Ama daha işi bitmemiştir.
Potaya yaklaşır Fraser’e sırtını döner ve arkası dönük geriye doğru üç sağdan üç soldan zıplayarak atış sokar ve sonra serbest atış çizgisine gider on isabetli atış yapar.




Curry evinde oynadığı maçlarında ısınma programını son bir numara yaparak bitirir.
Soyunma odasına giden tünele yürür ve yüzünü potaya döner . Kendisine üç atış hakkı verir. Atış isabetli olursa , seyirci son saniyede son saniyede maçı kurtaran basketi atmış gibi bağırarak salonu yıkar.
Sonra türbinden uzanan taraftarlara imza verir. 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...