Ana içeriğe atla

BİR KÜÇÜK TAKIM ÇALIŞTIRSAYDIM



Kendimi genç bir antrenörün yerine koyuyorum ve yaşadığım bunca tecrübeden sonra , tekrar başlasaydım ne yapardım diye kendime soruyorum ? 

Zamana bağlı olarak değişen şartların , daha önce  yaşadığım birçok tecrübeyi bugün için geçersiz kıldığının farkındayım.

O nedenle , çalışmalara , hiçbir zaman değişmeyecek sağlam temellere bağlı olarak başlardım. 

Öncelikle kazanmak için izlenmesi gereken yolda karşımıza çıkan en büyük sorunun, sabırsızlık olduğunu kabul etmemiz lazım .

Bu sebeple en kısa yolu bulmak hem varlığınızı sürdürmenin hem de kendinizi kabul ettirmenin en önemli kısmı. 


Çalışmalara başlarken, öncelikle iki ana hedefim olurdu 

Çabuk oynamak ve agresif savunma yapmak. 

 Aslında en kolay basket , boş çember altı atışı bulmakla oluyor .

Ancak normal bir maçta böyle bir pozisyonu iki veya üç defadan fazla bulamıyoruz. 

Savunmada ise, rakibi durdurmanın en kestirme yolu , onun topu çembere atmadan kaybetmesi. 

Bunu da baskılı savunma yaparak sağlayabiliyoruz. 

Ancak baskı her zaman faul riskini ön plana çıkarır. 


Bu oyun tarzı için seçtiğim oyuncuların boy ve kilolarından çok agresif ve atletik yapıda olmaları beni daha çok ilgilendiriyor. 

Çoğunlukla agresif oyuncuların algılamaları , sakin yaradılışlara göre daha yavaş olduğunun bilincinde olduğum için, çalışmaların zorlu geçeceğini bilerek bu tercihi yapardım. 

Hemen aklınıza Neden ? sorusu gelebilir. Basketbol hayatımda yavaş ve sakin oyuncuları canlandırabilmek benim için her zaman daha zor olmuştur . Belki de buna duygu kardeşliği diyebiliriz.


Diyeceksiniz ki , gelişmekte olan veya çok uzun boylu olan çocuklar ne olacak ? 

Tabii ki onları dışlamıyoruz ,ancak ( bugün birçok takımın yaptığı gibi ) oyun şeklimizi onlara göre biçimlendirmiyoruz , ( koşamayan ,uzaktan şut atan ,geri gelemeyen oyunculara bağımlı bir sistem, sistem değildir.)  

Bu vesileyle onlara nasıl oynamaları gerektiğini gösteriyor ve bu oyun tarzına geçmeleri için gayret göstermelerini istiyoruz. 






ÇALIŞMALAR BAŞLAYINCA 

Savunma konusunda , topa tam sahadan baskı 
( yorucu ) ve pas aldırmama (sıkıcı ) dirilleri bir şekilde oyunculara sevdirip her antrenmanda uzun süre çalıştırırdım.

Hücumda konusunda ise, koşarken uzun pas vermek ve orta mesafeden şut isabeti ( zevkli ) , her hangi bir motivasyona gerek duymadan ilk çalıştıracağım temel teknikler olurdu .

Bu teknikleri verirken,” iyi yaptın kötü yaptın”  yerine , hareketi yaparken hangi noktaların önemli olduğunu oyunculara anlatmayı ve oyuncunun kilit noktalardan yola çıkmasını sağlardım . 

Örneğin ; tam saha baskı sırasında , rakibe çok yaklaşıp onun dizlerini bükmeyecek şekilde düz durmasını sağlamak veya dizlerini büktüyse arada reaksiyon verebilecek kadar bir mesafe bırakmasının önemini anlatırdım. 

Hücumda ise koşarken pas verdiği sırada, stop yapmamasını veya turnikeye girmemesini sağlayıp , adım kaybetmeden pas vermesini öğretirdim.

Daha sonra ise......





Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...