GÖRÜNMEZ EL TEORİSİ 1776 yılında Adam Smith tarafından yayınlandı.
Her insan kendi çıkarına göre davranmalıdır, bu egoizmlerin toplamı ,sanki “görünmez el “ edinimlerimizin bütününü mucizevi bir uyum içine sokuyormuş gibi ,mutlaka toplumun yararına olacaktır.
Yıllar önce altyapı antrenörüyken, yöneticim bana,” şu oyuncudan neden yararlanmıyorsun?” diye sorduğunda ona; o oyuncunun çok sorunlu olduğunu söylemiştim.
Tecrübeli yönetici bana “ seni niye antrenör yaptık, senin işin ne? sorunları ben mi çözeceğim ? “ demişti.
Açıkçası ona hak vermiştim, baksanıza hala hatırlıyorum.
YARIŞMASIZ BİR BASKETBOL YOK
Yarışma olmaksızın basketbol sporunu sevdirmek çok da kolay değil.
Basit bir şut yarışması bile çocukların içindeki küçük kıvılcımı ateş topuna dönüştürüyor.
O nedenle bu oyunu yarışmalardan ve rekabetten vaz geçmeden çocuklara en iyi nasıl öğretebiliriz bunun üzerine kafa yormak lazım.
Bir yerlerde okumuştum ; Tarihçiler, yüz yıl savaşlarının İtalya’da rönesansın başlamasını sağladığını ancak aynı süreçte barış içinde yaşayan İsviçre’nin sadece kol saatini geliştirdiğinden bahsediyordu.
İnsanın içindeki rekabet duygusu çocukluktan başlayarak büyüyor.
Basketbola yeni başlayan oyuncuları ele alalım.
Sanırım, minik takımlarda pas, cut, şut ,dripling çalışmaları hala takım halinde yapılıyor.
Bu tarz çalışmalarda tüm oyuncular aynı hareketleri, neredeyse aynı miktarda yapıyorlar.
Ancak görüyoruz ki oyuncular farklı süreçte gelişme gösteriyorlar.
Bu diriller sırasında oyuncuların, koşma , stop ,zıplama gibi atletik özelliklerini görüyoruz, ayrıca topa olan yatkınlıkları yetenekleri, algılama süreçleri ile bilgi sahibi oluyoruz.
KARŞI KARŞIYA GEÇİNCE...
Eğer yan yana yarış dirillerinden, karşı karşıya dirillere geçtiyseniz, oyuncuların çok daha farklı bir özelliğini görme imkanımız doğuyor; bazı oyuncular agresif yapıda bazıları ise daha pasif oluyorlar.
Belirli bir yaşa kadar çocukların boy ve kiloları değişeceğini hepimiz biliyoruz.
Atletik özelliklerini ve temel tekniklerini çalışarak geliştirme imanımız var.
Ancak bugün bir Euroleauge maçı seyrettiğimizde sahada agresif olan ve olmayan farklı yapıda oyuncuları görüyoruz.
Bu nedenle pasif oyuncular ve fazla agresif olan ( Hiperaktif ) çocukları erkenden elemenin yanlış olduğunu düşünüyorum.
Ben koçların takım çalışmaları başladığı zaman, bu oyuncuları ortak bir noktaya çekmeye çalışmasının en önemli vazifelerinden biri olduğuna inanıyorum.
Agresif oyunculara pas ve paylaşmanın değeri öğretilirken pasif oyuncuların ise özgüvenlerini artırmak için
oyun içinde bireyselliğin nasıl kullanılacağını anlatmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum.




Yorumlar
Yorum Gönder