Ana içeriğe atla

YARATICILIK İÇİN GEREKEN



Şöyle bir şey hayal edin, okulun futbol, voleybol, atletizim ve basketbol takımlarını çalıştırıyorsunuz. 
Muhakkak bunlardan bir tanesine ilginiz daha fazladır.  
Bu ilgi, sizin o branşa daha yakın olmanızı sağlarken otomatikman diğerlerinden de uzaklaştıracaktır. 
Uzaklaştığınız branşlarda oyuncular biraz daha serbest kalacak ve daha fazla yaratıcılıklarını kullanma imkanı bulacaktır. 
İlgilendiğiniz branşta ise oyuncular sizin kurallarınıza adapte olmak zorunda kaldıklarından yaratıcılıklarını diğerler branşlardakiler kadar kullanma fırsatını bulamayacaklardır.
Peki ilgilendiğiniz branşta oyuncularınızın yaratıcılıklarını kullanmanız için nasıl bir yol takip etmelisiniz. 
Buna doğu felsefesinde "bilinçli aptallık" deniliyor. Antrenmanlarda öğretin, maçlarda izleyin.


GENÇ OYUNCULAR YETENEKLERİNİ KAYBETMESİN 

Oyuncuların altyapıdan gelen bir oyun karakterleri oluyor. 
Bu karakter, büyükler liginde oynamaya başladıkları ilk senelerde, coach’ın verdiği görevler nedeniyle değişmeye başlıyor. 

Oyuncu çok özel bir yetenek değilse, takımda süre almak amacıyla, coach’ın istediklerini yaparak uyum sağlamaya çalışıyor ve yeni bir kimlik oluşturuyor. 

Ancak oyuncu bu süreçte coach’ın istediklerini uygulamak isterken bazı eski olumlu özelliklerini kullanamıyor. 
Ve kısa sürede bu becerileri kaybetmeye başlıyor.


Bazı asi yaradılışlı, agresif oyuncular, coachuyla , takım arkadaşları ile mücadele ederek veya kulüp değiştirerek özelliklerini sahaya yansıtmayı ve kendilerini ispatlamayı başardıklarını biliyoruz .
Ancak bu tarz oyunculardan fazla bulamazsınız.

Eskiden basketbol tekniğini derinlemesine bilmeyen, sadece oyuncuların agresifliğine prim veren bedeneğitimi öğretmenliğinden gelen kolej coachları ( Amerika ) ve idareci ağabeylerin ( Türkiye ) çalıştırdığı takımlardan bu tarz oyuncuların çıkması sürpriz değildi. 

Bu çok ciddi bir ironi; oyunu derinlemesine bilmeyen koç, oyuncularına kurallar dışında fazla bir şey veremiyor ama oyuncu bu ortamda yaratıcılığını ortaya koyarak bir yıldız olmayı başarıyor.

Artık günümüzde bu tarz antrenörlere rastlamak zor. Hepsi basketbolu biliyor . 

Bu nedenle basketbolu iyi bilen altyapı koçlarının oyunculara hücum ve savunmada teknikleri öğrettikten sonra onlara maçta uygulamak için ,geniş şablonlar verip esnek davranması sorunu bir parça olsun çözebilecektir.

Ancak bu durumda, takımdaki kimyayı oluşturmak ve egolarla uğraşmak zorunda kalacağını ve işinin çok daha fazla zorlaşacağını da unutmamalıyız. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...