Ana içeriğe atla

KAFA KARIŞIKLIĞI İLE BAŞA ÇIKMAK





Bazen basketbol konuşurken, "O olmazsa bunu yap" cevabını duyduğumda kendimi tutmakta zorlanıyorum. 

Geçtiğimiz günlerde sevgili Hayri Solmaz, bireysel çalışmalarda tek bir oyuncu ile çalışmanın öneminden bahsetti. 
Gurup çalışmalarında oyuncuların "o andan" uzaklaştığını belirtmişti . 
Yine benim sorduğum soruya da, partner kullanmadığını sahada sadece kendisinin ve oyuncunun olduğunun cevabını verdi. 

Çok fazla uzatmadan konuya gireyim. Her ne kadar bazıları tarafından mükemmeliyetçi olarak tenkit edilseler de duayen koçların ortak özellikleri "tekrar" konusundaki ısrarları.  

Yukarıdaki cümle onlar için;  "O olacak, ondan sonra diğerini yapacaksın,"  şeklinde tercüme edilmeli. 

Bir temel teknik hareketin kusursuz olarak uygulaması için günlerce ,sıkılmadan ve yorulmadan tekrar etmek ve oyuncuya yeni bilgiler vermeden bu çalışmaya devam etmek çok da kolay bir şey değil.

Bence, bunun birinci nedeni "çok şey bilmek" ve bildiklerinin sahada uygulandığını görmek için sabırsızlanmak.

İkinci neden ise tekrarın sıkıcılığı.



Hepimiz "motor sisemin" ne olduğunu biliyoruz; sürekli tekrar sonunda bir hareketi otomatik olarak yapmak..

Bunu en net Japon Savaş sanatlarında görüyoruz , günlerce aylarca bir kılıç hamlesi için çalışan savaşçı, dövüşe girdiğinde uygun an geldiği an hiç düşünmeden o hareketi gerçekleştirebiliyor. 

Ancak çalışmalar sırasında hocası savaşçıya, hareketi pekiştirmeden ona yeni bir hareket öğretmiyor. 

Yine savaşçı ve hocası, tekrar sırasında sıkılmadan kendilerini motive edebiliyorlar. 


İleride sonsuz yarar sağlayacak bir hareketi sıkılmadan tekrarlamak için, geleceği düşünmek çok da uzun süreli bir motivasyon aracı olmuyor. 



Bence hareketin tekrarı sırasında zevk almak, hem koç hem de oyuncu için önemli .

"Karşı potaya git elli defa yap" veya "yardımcı koç ile karşıya git elli defa yapın" deyip, diğer potada kendinizi eğlendirecek farklı şeyler çalışmak işleri zorlaştırıyor.  

Oyuncunun başında bizzat bulunmak, her atış sonrasında, nerede doğru, nerde hata yaptığını söylemek, oyuncunun fizyolojik ve atletik yeteneklerini görüp hareketin onun tarafından daha kolay yapılmasını sağlayacak farklı ip uçları keşfetmek, hem oyuncuyu hem de koçu motive etmek için en uygun yol gibi gözüküyor. 




Koçlar için ,bireysel çalışmalarda tutarlı olmak, fazla dağılmamak ne kadar önemliyse takım çalışmalarında da öyle,


Altyapı için konuşacak olursak;  sezon sonuna doğru her takımın "YENİ" ismiyle andığı bir set olur, işte bu set sizin sabırsızlığınız ve tekrardan sıkıldığınız göstergesidir.





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...