Konu antrenörlerdeki aşırı hırs ve öfke ile ilgili; bir dostumdan gelen mesajda, tüm antrenörlerin aşırı öfkeli olduğunu, bazılarının öfkelerini bastırabildiğini bazılarını ise bu öfke nöbetlerine mani olmakta zorlandığını bahsetmiş.
Asıl sorun diyor, bu öfke karşısında hakarete uğrayan oyuncuların sabrı…
Nasıl bir oyuncu, kendisine herkesin önünde yapılan bu saldırılara tahammül edebiliyor, bunu aklım almıyor..
Aslında bu konuyu iki farklı kategoride incelemek lazım;
amatör altyapı ve profesyonel üst yapı.
Açıkçası, eskiden altyapıda şahit olduğum, bu tarz oyuncu antrenör ilişkilerine uzun süre akıl erdirememiştim.
Netice olarak, oyuncu veya veli antrenörü yöneticilere şikayet ederek, ya koçun gitmesini sağlayacak, ya da takımdan ayrılacak .
Ancak yıllarca bu tarz ilişkilerin uzun süre devam ettiğini şaşkınlıkla gözlemledim.
Neyse bu konuyu başka bir zaman bırakarak profesyonellerdeki duruma bakalım.
PARA KAZANMAK
Para için bu duruma düşmeye değer mi ?
Evet, bazıları gerçekten bu duruma düşmeye razı oluyor ancak, bu tarz oyuncularla dolu bir profesyonel takımın ne derece başarılı olacağı ve bunun ne kadar süreceği bence tartışma konusu.
Ayrıca birçok iyi oyuncu “ ben o baskıya gelemem diyerek rakip takımları tercih ediyorlar.
Sadece para kazanmak için, toplum içinde zor duruma düşmeyi kabul eden bir gurup oyuncunun
( yıldız oyuncuların ) belirli bir antrenör idaresinde sürekli olarak başarılı olmasının zor olduğunu kabul edip konuya devam edelim…
KORKU, NEFRET, SEVGİ, ACIMA VE SAYGI
Duayen koç Yalçın Granit bir konuşmasında bu oyuncuların durumunu çok güzel açıklamış ;
Koçlara duyulan korku, nefrete, sevgi ise acımaya dönüşür ancak her ikisini birlikte uygulayan koçlar saygı kazanırlar.
Bu sözleri duyduğumda Spinoza’nı Tao’su adlı kitapta okuduğum bir bölüm geldi ;
“Sevdiği kişinin kendisine karşı nefret duyduğunu imgeleyende, aynı zamanda hem nefret , hem de sevgi egemen olacaktır .”
O zaman hemen aklımıza, nefret edilecek kadar korku saçan bu koçlar saygıyı görmek için sevgilerini nerede gösteriyorlar? Sorusu geliyor;
Sanırım sorunun cevabı, bizim görmediğimiz zamanlarda, belki antrenmanda, belki orada da değil, sahanın dışında...
KIZIYORSA HAKLIDIR
Yukarıdaki cümle, yakın zamanda sevgili Murat Özyer’in başlattığı “koç sohbetleri "sırasında entellektüel bir oyuncunun, koçu için söylediği bir sözü hatırlatıyor “O, kızıyorsa muhakkak haklıdır!”
Küçük bir hikaye ile bu konuyu bitireyim.
Eğer biraz Amerikan basketbolu ile ilgilendiyseniz Boby Knight ve John Wooden isimlerini duymuşsunuzdur.
Knight ,maçın ortasında, sahanın ortasına sandalye atan, meslektaşlarına, oyuncularına defalarca şiddet uygulayan bir koç, ama öyle veya böyle neticede saygı duyulan bir koç.
Diğeri ise, tam on defa kolej ligi kazanmış ve ahlak üzerine kitaplar yazmış bir koç, adeta bir basketbol bilgesi …
Her ikisi de çok ünlü, basketbolun hem manevi hem de maddi avantajlarından yararlanmışlar.
Ve isimlerini basketbol tarihine yazdırmışlar.
İşin ilginç tarafı Wooden’a Knight ile ilgili bir şey sorulduğunda, “iyi bir koç , ama onun yönetemleri böyle” derken, Knight, Wooden’ın koçluğuna saygı duymakla birlikte, onu şampiyon olduğu senelerde yapılan transferlere "hile" karıştırmasına sesini çıkarmamakla suçluyor.
Anlayacağınız, öfke kontrolünün size verdiği zararlarla sevginizi kullanarak başa çıkabiliyorsanız, mesleğiniz için çok da sorun olmuyor.



Yorumlar
Yorum Gönder