Ana içeriğe atla

60 SAYI ORTALAMASINI NASIL 80 SAYIYA ÇIKARMIŞTIK





Çoğu kişi beni 2010 senesinde Galatasaray, daha sonra Antep ve Olin takımlarında uyguladıklarımla hatırlar ama, benim için 2005 kadın milli takımında uyguladığımız sistemin yeri ayrıdır.  

Eğer bir milli takımın ( aynı oyuncular ile ) kadın ,erkek, A takım, Altyapı fark etmez, turnuva istatistiklerinde attığı sayı 60 dan 80 ‘e yükseldiyse, bunun yanı sıra o takım bazı ilkleri gerçekleştirdiyse, burada “primin” kesinlikle “sisteme” gitmesi gerektiğine inanıyorum. 


Görüntüler bayağı bozuk ancak aşağıdaki bilgileri okuduktan sonra videoyu tekrar seyrederseniz size yeterli fikir verecektir. 



VİDEODAKİ GÖRÜNTÜLERİN TÜMÜNÜ TEK BİR MAÇTAN ALDIM.
DAHA ÖNCE SSCB DÖNEMİ DAHİL ON YEDİ DEFA AVRUPA ŞAMPİYONU OLMUŞ BİR TAKIM İLE , DAHA ÖNCE HİÇ AVRUPA ŞAMPİYONASINA KATILMAYI BAŞARAMAMIŞ İKİ TAKIMIN MAÇI OLDUĞUNU VE SON TOPA KALAN BİR MAÇ OLDUĞUNU HATIRLATIRIM.





Aşağıdaki bilgilendirmeyi okuduktan sonra bu videoyu tekrar seyretmenizi tavsiye ederim. ( geçiş hücumu özeti )

SİSTEMİMİZ


En başta ölçümüz, sadece periyot başına yirmi topu potaya atmaktı, molada hiçbir şeyle ilgilenmiyordum sadece oyuncuların korkusuzca potaya topu atmasını istiyordum. 

Yardımcı koçlar ise iki konuya odaklanmıştı. 
Savunma yaparken top elinde olan hücum oyuncusunun kendisine çok yakın olan savunmadan topu saklamak için arkasını dönmesine ve hücumda atış sırasında rakibin boyalı bölgesine iki adamımızın girmesine.

Eğer bu konuda bir sorun olursa, o oyuncunun “yorulmuş”.
olduğunu anlayıp hemen değişikliğe gidiyorduk. 
Bu basit istatistik bizim savunmada agresif hücumda ise sürekli koşmamızı sağlıyordu.

Ayrıca geniş rotasyonla oynama şansını ele geçirebiliyorduk.  
( Güzel tarafı  oyuncu neden çıktığını biliyordu )

Biz hızlı hücumu iki şeklide düşünüyorduk.

Kapılan toplar ile;  

bu durum çok spontane gerçekleştiğinden, hücum çalışmalarını (ikiye iki ,üçe üç, dörde dört ) yarı sahada bitirmiyor, ( up and down) gidiş geliş yaparak oyuncuların top ellerine geçer geçmez karşıya atak etmelerini adeta reflex haline getirmeye çalışıyorduk. 

Hücum parçaları çalıştığımız zaman çok fazla top kaybı olmayacağından atılan basketlerden sonra topu kaçan  bir atış veya kapılan bir top gibi düşünerek pota altından çıkarmak yerine hemen savunmanın topu almasıyla başlıyorduk. 

Burada önemle üzerinde durmam gereken bir konuda, eğer basketten sonra top son hücum eden oyunculardan birinin eline gelirse ,o oyuncu vakit kaybetmeden topu rakibe verip geri koşuyordu ...
Bu pasın hızılı verilmesi bizim için önemliydi ,çünkü oyuncumuz transition çalıştığımızın bilincinde olup kendi çıkarını düşünmüyordu. 

Buraya salon çalışanlarını veya antrenman seyreden yöneticilerini de katsam yalan olmaz. 

Takdir edersiniz ki hücum çalışmasında top kaptırılınca koç oyunu durdurur ve savunmaya ne yaptığını söyler, biz bu durumun geçiş hücumu için en önemli an olduğunu düşünüp suni bir diril yaratacağımıza doğal pozisyondan faydalanıyorduk. 
( spontane pozisyonlara hazırlanıyorduk ) 


  
Yukarıda Üçe üç bir set parçasını çalışırken, kırmızı takım hücum ediyor ,basketten sonra top dip çizgiden çıkarılmıyor ve mavi hızlı hücum yapıyor ,geri koşan kırmızı takım yine topu ele geçirip hücum ediyor .

Bu durumda bir set parçası ve iki geçiş hücumu çalışmış oluyorduk.



TERBİYE ETTİĞİN ATI ÖZGÜR BIRAK KOŞMASINI İZLE


Ribaunt alındıktan sonra yapılan hızlı hücumlarda ise

klasik hızlı hücum, uçtan uca ( Coast to Coast ) ,ilk pas, ortaya giriş, yan kulvar deparları gibi temel eğitimi almış oyunculardan ( en az ümit takım seviyesi ) istediklerimiz  sadece yedi saniyede topu karşı potaya atmalarıydı.
Bu süreçte onları özgür bırakıyor ve yaratıcılıklarını göstermelerini bekliyorduk. 

Böyle bilimsellikten uzak bir yol izlememizin nedeni ise daha önce istediğimiz kadar hızlı hücum sayısına ulaşamamızın sebebinin Secondary Fast Break ve Geçiş Hücumu gibi planlanmış organizasyonların varlığının oyuncuların hızını kestiğini düşünmemizdi.

Böyle durumlarda oyuncuların hızlı hücumu yeteri kadar zorlamadığını, kafalarında geçiş hücumuna geçiş düşüncesi olduğunu tespit ettik. 




SECONDARY FAST BREAK 


Üçüncü bölümde ise   basketlerden sonra uyguladığımız bugün herkesin geçiş hücumu diyebileceğimiz hücumdu . Burada ilk önceliğimiz Secondary Fast break di. 

Topu kesinlikle topa en yakın olan oyuncu çıkarırdı .

Bilirsiniz uzunlar potaya yakın oldukları için genelde topları onlara çıkartırlar, biz olabilecek aksilikleri de düşündük ve 
topa en yakın olan oyuncunun topu çıkarmasını istedik .

Devamında, topu bir şekilde sahadaki iki kısamızdan birine veriyorduk .

Bundan sonra topu ileriye götürmek için alışılmıştan farklı bir yol izliyorduk.

( Ortadan değil )  Kenar çizgiye paralel. 
Bu gidiş ,uzun pas veya genelikle kısanın yüksek driplingi ile oluyordu. 

Burada samimi olmak gerekirse biz pas ile gitmek yerine kısanın uzun driplingle gitmesine ses çıkarmadık, zaten o pas verildiğinde hızlı hücum ile topu çembere atıyorduk bu seçimi kısalarımızın tercihine bıraktık. 

Topun yarı sahayı, en fazla dört saniyeden geçmesi gibi bir kuralımız vardı . Antrenmanlarda eğer bir gurup bu sürede yarı sahayı geçmezse topu rakip takıma geçiyordu. 





Secondary Fast Break’de en büyük sorun, savunmanın birinci önceliği olan pota altına, yani Low post bölgesine atılacak pasa mani olmasıydı . 
Bu nedenle radikal bir karar aldık ve topu pota altındaki Low posta, potaya yüzü dönük boş pozisyonlar dışında atmadık 
ve her defasında arkadan gelen dört veya beş numara yüksek posta gelince verdik. 


Low post erken koştuğunda, savunması kenardan gelecek pasa mani olmak için çok yakın oynadığından, topu aniden yüksek posta geçmesi durumda Low post adamını arkasına alıp veya çember altına sürükleyip ,yüksek posttan aldığı pas ile kolayca sayı bulabiliyordu .
Secondary fast break, high low pası bizin önemli bir atağımızdı.

Eğer bu pas yoksa geçiş hücumuna geçiyorduk. 

GEÇİŞ HÜCUMU 

Stratejimiz basitti ; en kısa sürede tepede Pick and Roll oynamak.

Topu alan yüksek post topu içeriye atamazsa , ters taraftaki kısaya topu verir ve ortada pick and roll oynardı .

Eğer ters taraftaki oyuncuya pas arası varsa hand off yapar ardından repick ile yine pick and roll oynardı.



Her zaman iki uzunumuzu çembere yakın oynattığımız için biz üç dışarıda diziliş ile pick and roll rotasyonu yapıyorduk. 
Bazen kısa ve oyuncuların özellikleri sorun yaratığında 
( yavaş ayaklı uzun ile pick and roll oynamak için ) uzunları birbirlerine pick koymasını istiyorduk. 

Genlede şutör forvetin ikili oynamasını istemediğimiz için çok basit bir değişiklik ile kısaya topu verdiriyorduk.  


Pick and roll oynamasını istediğimiz oyuncu dipte kaldıysa F C'ye pick koyar ve roll ederek top isterken C pick and roll oynamak üzere G ye perde yapmaya giderdi.

















Eğer ters taraftaki oyuncunun ( SG )  pick and roll oynamasını istemiyorsak bu defa SG, GUARD ile değişirdi. 

Aynı kombinasyonu uygulardık .....















Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...