Ana içeriğe atla

Kayıtlar

SAHADA DİRİ VE BÜYÜK KALMAK

  Çok sevdiğim duayen bir abimin bir nasihatini hiç unutmam, “Cem, basketbol ile alakası olmayan seyirciye sor, muhakkak  senin göremediğin bir şeyleri görmüştür."       Çoğumuz detaylar içinde kaybolurken, gözümüzün önünde gerçekleşen basit olayları göremiyoruz.   İki tene örnek vererek ne demek istediğimi anlatmaya çalışayım;   DİRİ KALABİLMEK     Çok sıcak sayı atan bir oyuncu oyundan çıkarken hepimiz “oldu mu bu ya?”  diyoruz.  Ancak, aynı oyuncu maçın sonunda galibiyet sayısını atarken daha önce oyundan çıkıp dinlendiği için bu sayıyı atabildiğini hiç hatırlayamıyoruz.   BÜYÜK KALABİLMEK   Diğer bir konu da, kısa boylu,  skorer ve marifetli bir oyuncu yerine daha uzun bir oyuncu ile oynayan koça,  neden hala değiştirmiyor diye sitem ediyoruz.  Ancak koçun değiştirmediği oyuncunun potadan seken iki topu aldığını ve maçı kazandırdığını pek dikkate almıyoruz.     

OYUNCU YETİŞTİRME KONUSUNDA HÜCUM DİZİLİŞLERİNİN ÖNEMİ

  Basketboldaki pozisyonları kabaca aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.   BİR NUMARA: OYUNKURUCU   İKİ NUMARA: SKORER GUARD   ÜÇ NUMARA: HEM DIŞ HEM İÇ OYUNCU    DÖRT NUMARA: RİBAUND ALAN HEM İÇ HEM DIŞ OYUNCU    BEŞ NUMARA: POTA ALTINI DOMİNE EDEN OYUNCU  Günümüzde özellikle A takımlarda dizilişler oyuncuların yukarıdaki özelliklerine göre yapılır.   Ancak klasik hücum düzenlerinde, bu belirlenmiş pozisyonları daha iyi oynayan oyuncular sahada kalırken, aynı pozisyonu oynayan diğer oyuncular yedek olarak beklerler.   Klasik düzen derken Doublle High veya Doublle Exit gibi, iki post iki forvet ve bir guard dizilişinden bahsediyorum.   Eğer altyapıda iki guard iki forvet ve bir post dizilişini tercih ederseniz Dört numaranızı bir numarada, bir numaranızı dört numarada görme şansınız olur.   Center oynayan çok uzun boylu oyuncunuz dışında tüm oyuncularınız hem arkası dönük hem de yüzü dönük oynama şansını ele geçirirler.   ...

SATRANÇ TAŞLARI

  Alt yapı maçlarını seyrederken bu benzetme aklıma geldi; çocuklar sadece kendi hareketlerini bilen ve uygulayan birer piyon gibiler.   Ancak çoğunun satranç tahtasındaki diğer taşların konumundan ve hareketlerinden haberleri  yok.    Üçlü, dörtlü, beşli kombinasyonların içinde rol almıyorlar, onlar sadece tek kişilik veya en fazla iki kişilik hareketlerle sınırlandırılmışlar.   Neticede; üst seviyeye gelince en fazla başarılı bir  piyon  olabiliyorlar.    Bu oyunda Şah veya Vezir olmak, hiç değilse, kale, fil olmak için önce nasıl hareket edeceklerini öğrenmeli ve bu karışık kombinasyonların içinde rol almaları gerekli.  O zaman belki oyunun önemli bir parçası olabilirler.    Ancak bizler, iki sene sonra unutulacak bir DAMA turnuvası şampiyonluğu karşılığında piyonlara razı oluyoruz.                                   ...

BAZI EKSİKLERİNİZİ ÇALIŞMAKLA ÇÖZEMEZSİNİZ ( OYUNCULARA )

  Basketbol bazen çok kolay bazen de çok zor bir spor olabiliyor.  Yetenek, atletizm ve fizik olarak mükemmel bir oyuncu basketbol zekâsı dediğimiz soyut bir kavramdan nasibini almazsa kolayca kaybolup gidiyor.  Tabii, giderken ardında birçok ateşli tartışmayı bırakarak.  Aslında oyuncu müthişti ama, koç kötü, takım kötü, çocuk şansız vs. gibi.   Bu basketbol zekâsı denilen soyut kavram nedir? Nasıl anlaşılır? Nasıl ölçülür? nasıl geliştirilir.    Oyuncular eksik yönlerini çalışarak geliştirilebilirler. Örneğin; güçsüz olan oyuncu ağırlık kaldırarak güçlenir, şutu zayıf olan oyuncu her gün bin şut atarak şutunu geliştirebilir.  Pası, driplingi zayıf olan oyuncular bunları çalışarak geliştirebilirler. Ancak oyuncular ne zaman pas ne zaman şut atacaklarını sadece çalışma sırasında “anlayarak” öğrenebilirler, bu da koçun ikazları ile olur.    Koçun; bu kötü atış, bu iyi atış değerlendirmelerine, “ama şutum girdi” veya “ben kaçırınca oyundan...

BASKETBOL AKLI / ÖLÇÜLMESİ EN ZOR OLAN ÖZELLİK

Yaşı çok küçük olmasına rağmen harika bir oyun kurucu bulmuştum, hem fizik olarak hem de teknik olarak diğerlerinin çok üzerindeydi. Daha önce bu yaşta böyle dripling yapabilen, böyle pas veren, şut, atabilen, cut, edebilen, içeri drive edebilen bir oyuncu görmemiştim.  O kadar süratli ve o kadar atletik bir oyuncuydu ki, inanılmaz savunma yapıyordu.  Açıkçası takımını şampiyon yapacaktı. Ve hemen milli takıma alacaklardı.   Hatta iki sene sonra kesinlikle A takıma çıkacaktı.   Ancak nedense antrenörü onu maçlarda hiç oynatmadı, onun yerine çok daha kısa boylu, cılız ve yavaş bir oyun kurucuyu tercih etti.   Sadece ben değil tüm veliler çok şaşırdı.     Daha fazla dayanamadım ve antrenöre, bulduğum oyuncuyu neden oynatmadığını sordum.   Aldığım cevap şu oldu; her şeyi çok iyi yapıyor ancak neyi ne zaman yapacağını hiç bilmiyor.  Daha da kötüsü bir türlü öğrenemiyor.   Basketbol ilginç bir spor çok iyi tekniğe sahip olabilirsiniz anc...

ALAN DARALTMAK ( SAVUNMA YERLEŞİMİ )

Basketbola başlayıp maç oynama seviyesine gelen her oyuncunun savunma yaparken alacağı pozisyon konusunu detaylı bir şekilde öğrenmesi şart.   Hem top, hem adamını görmek ve bu pozisyon sırasında arkasını kendi potasına dönmek, başlangıç için ilk bilgiler olmalı.    İkinci ve önemli bilgi ise, savunma yapan oyuncunun tutuğu adam topa sahip değilse, aldığı pozisyonun dripling ile geçebilecek alanın içinde olması ve aynı zamanda kendi adamına verilecek bir pasa mani olacak bir konumda olması gerekliliğidir.    Adamına top aldırmamak için çok ona çok yakın oynayan oyuncu, topa sahip olan oyuncunun yapacağı ataklara aradaki mesafe nedeni ile cevap veremez.   Ancak yukarıda bahsettiğim pozisyonu alan oyuncu ise, sadece durduğu yer sebebiyle, top elinde olan adamın içeriye yapacağı ataktan vaz geçmesini bile sağlayabilir. Eğer topu almasını istemediğiniz bir oyuncu varsa bu yerleşimi dört kişiyle eğer topu almasını istemediğiniz iki oyuncu varsa bu yerleşimi üç o...

GERİ KOŞMA KURALI

Yok öyle şey! şut atmak için karşıya koşacaksın ama savunma yapmak için geri koşmayacaksın !  Altyapıda top rakibe geçtiğinde geri koşmayan oyuncularımızın bu kötü alıkanlıktan vaz geçmesi için  açık bir kuralımız olmalı.  Ancak bu kural yoruma açık olmamalı oyuncuların size, " Kötü pas verdi , hep o şut atıyor, ama topu tutamadı, kendime kızdım, hakem faul çalmadı, moralim bozuldu, o da koşmuyor" gibi mazeretler ile gelmeyeceği bir kural.    Benim uyguladığım yöntemi şöyle anlatabilirim:   Top rakibin eline geçtiği anda, topa sahip oyuncunun bulunduğu noktayı sahayı enine kesen bir çizgi hayal etmek ve bunu "TOP ÇİZGİSİ" diye adlandırmak.   Takımınız topu kaybettikten sonra bütün oyuncularınız koşarak top çizgisinin altına koşmak için çaba göstermeli. Daha sonra ise savunma saha yerleşiminiz nasılsa o konuma geçmeli.  Çizginin altına koşmayan veya koşmak için çaba göstermeyen oyuncunun cezası ( yorulduğunu farz ederek )  dışarı almak.  ...