SportsTV’de
bu konuyu işlemeye başladık bir iki hafta süresince de konuşmaya devam
edeceğiz.
Amacımız
Amerika’da hem eğitim görmek hem de basketbol oynamak isteyen gençleri ve
velilerini bilgi sahibi yapmak .
İlk
programa Anadolu Efes takımının oyuncusu Doğuş Balbay, Galatasaray’dan Sinan
Güler ve yine Galatasaray’ın eski oyuncusu Şebnem Kimyacıoğlu konuk oldular ve
merak edilen sorulara cevaplar verdiler.
Bu
röportajları kısa bir süre sonra internetten izleme imkanınız olacak, önümüzdeki
hafta da bu konuya Engin Atsür ve Ali Ton ile devam edeceğiz.
İLK
PROGRAMI İZLEMEYENLER İÇİN
Derdinizi
anlatacak kadar İngilizce bilseniz bile okulda alacağınız dersleri anlayabilmek
için Doğuş'un söylediğine göre en az altı yedi ay çalışmanız gerekiyor. Bu sizin
yeteneğinize ve şu an ne kadar lisan bildiğinize bağlı .
Eğer
okuldaki dersleriniz belirli bir puanın altına inerse basketbol takımından
uzaklaştırılıyorsunuz.
Türkiye’de
profesyonel basketbol oynamamış olmanız lazım. Talebelerin basketboldan para
kazanması kurallara göre yasak.
Geçen
hafta Şebnem Kimyacıoğlu, bu konun tartışıldığından bahsetti.
Burs
alarak gitmeniz önemli Doğuş ;burs almadan takımlara girmeyi başaran
oyuncuların 11. veya 12. oyuncular olduklarını ve oynamalarının zor olduğunu
söyledi.
Eski
oyuncularımdan 1973 Tuğsan Turhanoğlu , yine Efes Pilsen’den yetişen1972
doğumlu Murat Yenal ile birlikte küçük
bir kasabada basketbol oynamış. Diyor ki , bu tarz yerlerde fazla yapacak bir
şey olmadığı için talebeler derse ve basketbola daha kolay konsantre olabiliyor.
Yine
Tuğsan; dört sene süresince 18 -24 yaş gurubunun kendi yaşıtları ile mücadele
ettiğini burada ise genç takımda süresi biten oyuncuların 35 yaşındaki
tecrübeli oyuncular karşısında mücadele etmek zorunda olmasından çok daha
yararlı olduğunu söyledi.
1969
doğumlu Galatasaray ‘lı Ömer Kart ise bir başka eski mezunlardan, o öncelikle
gidilecek yerin coğrafi ve kültürel durumunun daha önceden muhakkak incelenmesi
gerektiğini ,yoksa çok ciddi sorunlarla karşılaşabileceğinizden bahsetti.
Örneğin Sinan’ın ilk gittiği yer, farklı bir yaşayış tarzı olan Mormonların bulunduğu bir kasabaymış.
Ömer ise
eksi 30 derecelerde her yerin karla kaplı olduğu bir kasabada ilk tecrübesini
edinmiş.
NCAA
kurallarına göre Kasım ayına kadar antrenörlerin takımları çalıştırması yasak .
Bu süreçte takım kaptanı ve son sınıf talebeleri sizi çalıştıracak ve
yapacağınız maçlarda onlar antrenör gibi davranacaklar.
Atletizm
antrenmanında kaytarmanız imkansız çünkü tüm abiler ve çocukların gözü sizin
üzerinizde.
Maçlarda
yedek olmaya hazırlanın kimse hemen sizi oyuna sokmaz. Sınıf arkadaşlarını tercih eder.
Burada
oynadığınız gibi bir basketbol ile karşılaşacağınızı sanmayın, ilk turnikenizde
elinize, kolunuza yiyeceğiniz darbe ile canınız yanabilir .
Hakem
sizsiniz ,yalnız çok sık faul olduğunu söylerseniz bu defa "ağlama artık" diye sizi kale
almayabilirler.
Gittiğiniz
yerde yabancı oyuncu var mı ? Bu çok önemli...
Doğuş
Türkiye’de hem eğitimini hem de basketbolunu bir arada sürdüremediği için gitmiş.
Hatta
son sene devamsızlıktan sınıfta kalıyormuş.
Ancak
Amerika’da hem okulunu bitirmiş, hem de Türkiye’de basketbol oynayacak seviyede
bilgi ile gelmiş.
Sinan’ın
hikayesi ise çok daha ilginç ,Türkiye’de yapılan bir organizasyonda, Amerikalı
koç Sinan’a Amerika’daki bir arkadaşının takımında oynaması için aracı olmayı
teklif etmiş ve hikayesi bu şekilde başlamış.
Şebnem
ise Amerika’da liseyi bitiren bir oyuncu ancak akademik olarak Amerikan’ın üst
düzey okullarından biri olan Standford mezunu . Hem akademik olarak hem de
basketbol olarak kendini mükemmel yetiştirmiş.
Yeni jenerasyondan
Tuğba Palazoğlu, Mesut Ademoğlu gibi isimlerde , Türkiye’den giderek bu çetin
sınavdan geçmişler ve kendilerini hayata hazırlayıp dönmüşler.







Yorumlar
Yorum Gönder