Basketbol
antrenörlüğü yapmayanlar belki dışarıdan bir çok konuyu analiz edebilir. Ancak koçluk yapmayan ve olayı birebir yaşamayan kişiler, önemli bir maçı kaybettikten sonra koçların yaşadığı travmanın şiddetini kavrayamaz.
Hangi
kategori olursa olsun bütün koçlar bu sorunu yaşar.
Eminim bu yazıyı okuyan tüm koçlar benimle aynı fikirde olacaktır.
İstanbul’da
yapılan Final Four ‘dan sonraki akşam
Obradovic haricindeki üç koçun neler yaşadığını onlardan çok daha iyi
kariyere sahip olan Phil Jackson anlatıyor .
Kaide
olarak ,oyuncular mağlubiyete genelde koçlardan daha kolay başa çıkarlar. Duşa
girebilir ,çıkınca da ,”yoruldum ve acıktım. Hadi gidip bir şeyler yiyelim,”
diyebilirler.
Fakat
koçlar fiziksel açıdan yorucu bir maçta oyuncuların yaşadığı sinirsel gevşemeyi
yaşayamazlar. Bizim sinir sistemimiz salon boşaldıktan çok sonra bile
ateşlemeye devam eder.
Birkaç saat uyurum, sonra-pat! Beynim uyanıp dönmeye başlar . “Şunu mu yapsaydım, bunu mu yapsaydım? Tanrım ,dördüncü çeyrekteki ne korkunç bir düdüktü öyle.
Yoksa başka bir oyun mu çizseydim?” Ve bunun gibi .Bazen kafamın içindeki sesin susması ve tekrar uykuya dalabilmem için oturup uzun süre meditasyon yapamam gerekir.



Yorumlar
Yorum Gönder