Ana içeriğe atla

İSTANBUL YILDIZLAR TÜRKİYE ŞAMPİYONASI




Geçen sene yıldızlar Türkiye şampiyonasını seyrettikten sonra, bana böyle bir yazı yazacağımı söyleselerdi, her halde şaka yapıyorsunuz derdim.

İki gündür İstanbul’da yapılan Yıldızlar Türkiye şampiyonasını izliyorum ,yaklaşık altı takımı seyretme şansım oldu.

Tüm takımlar yüksek tempoda oynuyorlar. Sürekli olarak hızlı hücum kovalıyorlar . 
Tam sahadan yapılan presleri, kapılan topları ,atılan fastbreakleri ve yirmi sayının üzerindeki farkların hızla erimesini, büyük bir zevkle seyrederken, bir an kendimi NCAA maçları seyrediyormuş gibi hissetim.



Tüm oyuncular tüm enerjilerini sahaya yansıtma fırsatı buluyorlar, benim de uzun zamandır söylemek istediğim de buydu.

Eğer tek bir takım bu şekilde oynasaydı hiç kuşkusuz o takım sürpriz bir derece alırdı.

Ne kadar şanslıyız ki , tüm takımlar yüksek tempolu, yeni basketbol tarzına adapte olmuşlar.




Şimdi bundan sonra işin zor kısmı başlıyor ; yüksek tempo da doğru atışı seçmek. 

O heyecanlı gençlere ne zaman ve nasıl atış yapmaları gerektiğini öğretmek gerekiyor.

İkinci ve işin daha da zor bölümü ise, dengeli savunmaya karşı hücum ederken takım olabilmek.

Bir çok takım aynı hızlı hücum yapar gibi, hemen birebir veya ikili sonunda  çembere gidiyor.

Bu acele hücumlar sırasında takımların sahaya yerleşimleri dağınık. Hücum edilen yerler genelde kalabalık oluyor,bazen iki oyuncu aynı bölgede kalıyor.

Aslında basketbolun diğer tekniklerini içeren doğru atışı bulmak için, topsuz perdelemeler ve paslaşmalar ile sayı bulmaya çalışmak gerek ( en azından modası geçmiş flex bile yapılsa,bazı oyuncular takımın bir parçası olduğunu hatırlar ) 
Bu tarz bir hücumun sonunda doğru yerleşim ile, birebir veya ikili oynansa gerçekten ortaya harika bir basketbol çıkacak.

Seyrettiğim takımlar için şunu söyleyebilirim ; geçtiğimiz seneye nazaran çok daha kaliteli bir basketbol oynanıyor. 
Tüm teknik ekipleri kutlarım.

Hadi bu turnuvadan sonra bir adım daha atalım ve oyuncularımıza, tempoyu düşürmeden basketbolun akıl kısmını öğretelim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...