Bildiğiniz gibi Türkiye'de eğitim ile basketbolu bir arada sürdürmek neredeyse imkansız hale geldi.
Bu nedenle bir çok genç eğitimini ve basketbolu birlikte sürdürmek için Amerika'ya gidiyor.
Bu konuya sonra değineceğiz ama, çoğunluk bu gençlerin orada nelerle karşılaştığını pek bilmiyor.
KEŞKE BASKETBOL OKULLARA GİRSE
Birçok kişinin ortak fikri, ülkemizde de eğitim ile sporun birleştirilmesi.
Yıllardır konuşulan bu konunun önündeki en büyük engelin Milli Eğitim Bakanlığı ve Spor bakanlığını iş birliği yapmaması olduğunu hep duyarım.
Ve ne zaman bu konu açılsa hep aklıma, Anadoluhisarı Spor Akademisi 'nde sayın Turgay Renklikurt'un verdiği ders aklıma gelir.
AVRUPA'DA KULÜPLER AMERİKA'DA OKULLAR
Hatırladığım kadarıyla, Avrupa'da ilk modern kulüp faliyetleri başta İngiltere olmak üzere büyük şehirlerin mahallerinde başlamış.
Bunlar daha çok atletizim, tenis ve boks gibi bireysel sporlarmış.
Daha sonra ise takım sporlarına, futbol ile geçiş yapmışlar..
Bu sebeple Avrupa'da akademik eğitim ve spor arasında her zaman mesafe olmuş.
Akademik eğitim ( aynı ülkemizdeki gibi ) sporu çoğunlukla kendisi için bir engel olarak görmüş.
Çoğumuz matematik öğretmenlerimizden , "top oynayacağına ders çalışsaydın" sözünü duymuşuzdur.
Avrupa'da yaşanılanlardan ders alarak ilk adımlarını atan Amerika'da, spor akademik eğitim için bir havuç olarak kullanılmış. Ve sporu eğitimin bir parçası haline getirmek için okullara sokmuş.
Bu nedenle ortaya iki farklı sistem çıkmış ve her şey başlangıçtan bu yana farklı düzenlenmiş.
Dolayısıyla bugün için kökülü bir değişiklik yapmak çok zor gözüküyor.
Ancak, Basketbol, ticaret ve eğitim üçgenini bir araya getirmek için farklı yollar aranıyor.
ROBERT KOLEJ İLE FİNAL FOURDA KAŞILAŞTIK
Atıyorum, İstanbul'daki "X" üniversitesine basketbol bursu ile gelen Mersinli bir genç önce kendine burs veren basketbol koçuna gidiyor ve aylık antrenman programını alıyor.
Program şöyle ; Hafta arası her sabah antrenmanınız sabahları 5.30 ile 6.30 arasında akşamları ise 17.00 -18.30 arasında .
Daha sonra okula, öğrenci işlerine gidiyor ve ders programını alıyor.
İlk derse girdiğinde, sporcu olduğu için kendisine hiçbir iltimas yapılmadığını, farklı bir dünyada olduğunu görüyor ve ders çalışmak zorunda olduğunun bilincine varıyor.
Programa göre sabah 5.30 daki antrenman için kalkacağı saat ile, akşam antrenmandan döndüğü saat arasında akşam yemeği yemek ( sağlıklı beslenmek ) ve ders çalışmak zorunda.
Ve eğer derslerinde başarısız olursa bursunu kaybetmek ve okulu bırakmak zorunda kalacak.
Sizce sporculuk sayesinde sosyal yaşamın gözdelerinden biri olmaya aday bir gencin, faliyetlere katılmaya zaman bulmaması ve sadece ders çalışarak ve antrenman yaparak günlerini geçirmesi ülkemiz için ne derece gerçekçi olabilir.
Sizce bu sistem Türkiye'de sürdürülebilir mi?



Yorumlar
Yorum Gönder