Ana içeriğe atla

ÖNYARGI VE BASKETBOL




Albert schweitzer turnuvasında, tüm otoriteler ( yukarıdaki fotoğrafta sağ tarafta oturan ) haylaz Sarunas Jasikevicius'un ileride bu noktalara geleceğini tahmin edemezdi çünkü daha sonra ismini hiç duymadığınız ( sol başta ) Kestutis Marciulionis ilk beş başlıyordu ve Kazlauskas'ın göz bebeğiydi. 


O turnuvada oyuncu menejerleri dahil herkes yanılmıştı .







Jasikevicius ( yukarıda ) Amerikaya giderek kendi yolunu çizerken Marciulionis

 ( aşağıda ) ülkesinde kalmayı tercih etmişti.






YANLIŞ DEĞİL TECRÜBE 


Genelde bir öngörümüz hatalı çıktığında prestij kaybetmekten korkuyoruz ve bu yüzden olayın üstünü örtüp, hayatımıza devam ediyoruz. 


Bazılarımız , bu hatayı tecrübe gibi algılarken ,bazılarımız da görmemezlikten geliyor. 


Bazıları ise, bu hatadan aldığı dersi diğerleri ile paylaşıyor. 


Ben yaptığım hatayı (genç koçlarla) paylaşanlardanım. 


Bilim adamları beynin tarifini yaparken, birisini gördüğümüzde edindiğimiz ilk izlenimlerin, geçmişte tanıdığımız benzer kişilerden, yaşadığımız benzer olaylardan ve yanlış bile olsa topluma yerleşmiş ön yargılardan kaynaklandığını söylüyor.  


Bu, uzun girişi olan ancak hemen sonlanacak yazı,  Vücut dili ile alakalı .


Bugüne kadar hep gözlerinden ateş fışkıran oyuncularla oynamayı tercih ettim. 


Tabii bazen aşırıya kaçan ve agresifliğine gem vuramayanları idare etmeye çalışarak..


Çoğu koçun da benim gibi düşündüğünü biliyorum. 


Ancak bazı oyuncuların gözlerinde bu kıvılcımı görmezsiniz. 


Hatta bazılarının gözlerinde sizi, takım arkadaşlarını, kendi yaptığı hataları bile küçümseyen bir ifade vardır.

 

Ancak aklınıza bunun sadece bir ifade olduğu gelmez. 

Ve hemen kafanızda ,size yararı olmayacak hatta takımınıza zarar verecek bir karakter oluşturursunuz. 






Basketbol antrenörlüğe başladığım ilk yıllarda oyunculukta yaşadığım tecrübeler güvenerek böyle hatalar yaptığımı çok iyi hatırlıyorum


Ancak daha da vahimi, antrenörlük yıllarımın sonlarına doğru bu hataların devam etmesi.

 

Daha önceki yıllarda elinizden geçen bir oyuncu veya oyunculuk yıllarındaki bir takım arkadaşınıza çok benzeyen bir oyuncu için, "bunun oyuncu olmasına imkan yok" dedikten sonra o oyuncunun beklentilerinizi aşması sizi şaşırtıyor. 






Geçmişte böyle hatalar yapan birçok duayen koç olduğunu duydum. Örneğin ; henüz on dört yaşında bir çocuğun görünüşü ,hali tavrı nedeni ile ondan vazgeçen, ardından çocuk kendini tüm Türkiye'ye ispat ettikten sonra hatasını kabul eden duayen koçlar..


BİR DE BÖYLE BAKMAYI DENEYİN



Önce süper ligde, her ne yaparsa yapsın size bir türlü kendini beğendiremeyen 

"Bu adamı hala neden oynatıyorlar, bir türlü bu adama ısınamadım" dediğiniz oyuncular için tekrar düşünün, o oyuncunun takımına verdiği katkıyı yeniden değerlendirin. 


Ardından da kendi takımınızda ( özellikle altyapıda ) vücut dili ve yüz ifadesi ile size hitap etmeyen, ısınmakta zorluk çektiğiniz oyuncular var mı bir daha düşünün ? 


Bence, çocukların sahadaki duruşlarını ve mimiklerini önemsemeyip sadece, yaptıkları işlere yoğunlaşmak sizi böyle büyük hatalar yapmaktan koruyacaktır. 

At the Albert Schweitzer Tournament, none of the authorities (the one sitting on the right in the photo above) could have predicted how far the spoiled and mischievous Šarūnas Jasikevičius would eventually go.
At that time, a player whose name you may never have heard of—Kęstutis Marčiulionis (far left)—was starting in the first five and was the favorite of Jonas Kazlauskas.

At that tournament, everyone was wrong—including player agents.

While Jasikevičius (above) went to the United States and carved out his own path, Marčiulionis (below) chose to stay in his home country.


NOT A MISTAKE, BUT EXPERIENCE

Generally, when one of our predictions turns out to be wrong, we fear losing prestige, so we cover it up and move on with our lives.

Some of us see this mistake as experience; others choose to ignore it.

And some share the lesson they learned from that mistake with others.

I am among those who share their mistakes (with young coaches).

Scientists say that when describing the brain, our first impressions of a person are shaped by people we have known before, similar experiences we have lived through, and—right or wrong—prejudices ingrained in society.

This piece has a long introduction but will end quickly. It is about body language.

To this day, I have always preferred to work with players whose eyes spark with fire.

Of course, sometimes I tried to manage those who went too far and couldn’t rein in their aggression.

I know many coaches think the same way I do.

However, with some players you don’t see that spark in their eyes.

In fact, in some players’ eyes there is an expression that seems to belittle you, their teammates, even their own mistakes.

Yet it never occurs to you that this might be just an expression.

And immediately, you build a character in your mind—one that will not help you and may even harm your team.


I clearly remember making such mistakes early in my coaching career, relying on my experiences as a player.

What’s worse is that these mistakes continued toward the later years of my coaching life.

You say, “There’s no way this kid will ever become a player,” about someone who resembles a former player you coached or a teammate from your playing days—and then that player exceeds your expectations, leaving you surprised.

I have heard of many veteran coaches who made similar mistakes in the past.
For example, coaches who gave up on a fourteen-year-old because of his looks, demeanor, or manners—and then admitted their mistake after the kid proved himself to the entire country.


TRY LOOKING AT IT THIS WAY

First, rethink the players in the top league whom you never quite warm to—those you say, “Why are they still playing this guy?” or “I just can’t like him.” Reevaluate the contribution that player actually makes to his team.

Then look at your own team (especially at the youth level). Are there players whose body language and facial expressions don’t appeal to you, whom you find hard to warm up to? Think again.

I believe that ignoring children’s posture and facial expressions on the court and focusing solely on what they do will protect you from making such big mistakes.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CUT ÇEŞİTLERİ TERMİNOLOJİ

Türkçede, topsuz hareket anlamına gelen cutların bazı yerleşmiş isimleri vardır. Perdeleme kullanılarak yapılan cutlar ve perdeleme olmaksızın kullanılan bazı cutların isimlerini ve çizimlerini burada paylaşıyorum.  V CUT  BACKDOOR CUT  CROSS CUT  FLASH CUT  L CUT  SHALLOW CUT PERDELEME KULLANILARAK YAPILAN CUT ÇEŞİTLERİ CURL CUT DEEP CUT  FLARE CUT LOW POST SPLIT RUB OFF CUT  SHUFFLE CUT UCLA CUT HIGH POST SPLIT

TARİHTEKİ EN UZUN BOYLU BASKETBOLCULAR

Yazının sonunda, Türkiye'nin en uzun boylu basketbolcularını da görebilirsiniz. Daha önce bahsetmiştim, çok sevdiğim bir dostum yaş günümde bana bir kitap hediye etmişti. Geçmişte basketbol ile ilgili enteresan bilgileri içeren bu kitaptan bazı bölümleri bu bloga taşımıştım. Kitap 2001 yılında basılmış . Bu nedenle bazı bilgiler eksik kalmış ancak içinde geçmişle ilgili ilginç hikayeler var.  En uzun boylu oyuncu sıralaması: SULEİMAN ALİ NASHNUSH 2.43 Suleiman Ali Nashnush İnternasyonal basketbol tarihindeki en uzun oyuncu. Libya milli takımında 1962 yılında oynamış. GHEORGHE  MURESAN 2.34 Romen uzun 1993 yılında Washington Bullets tarafından draft edilmişti. NBA e gelmeden önce çok yavaş olduğu düşünülmüş ve bu transfer tenkit edilmişti. Ancak Muresan 1996 ve 1997 yılları arasında en iyi şut yüzdesine sahip olarak tarihe geçti. MANUTE BOL 2.31  Dokuz sezon NBA de oynayan Sudanlı Manute Bol, özellikle yaptığı 2000 d...

PENETRE PAS İLE PAS CUT ARASINDAKİ FARK

Genel olarak altyapı oyuncularımızda, topu alır almaz driplinge başlamak, eğer imkan varsa içeriye dalmak ( penetre ) ve atış yoksa pas vermek alışkanlığı var.  Oyuncular, eğer içeri dalamazsa genellikle yanındaki arkadaşına, pasif bir pas verip sabit bir şekilde oyunu seyretmeye başlıyor.   Bazı tecrübeli koçlar penetere sırasında diğer oyuncuların kayacakları yerleri  ( spacing ) gösteriyor.  Her ne kadar A takımlar seviyesinde bu tarz basketbol oynansa da altyapılarda bu düzen, topla iyi oynayan bir iki oyuncunun gelişmesine yardımcı olurken diğer oyuncuların sadece şut ve Close out savunmasına atak etmesine yarıyor.  Bu tarz oyun ülkemizde o  kadar yerleşmiş ki , son kursta antrenör adaylarına, pas cut yer değiştirmeyi ve penetre pas yer değiştirmenin arasındaki farkı anlatmama rağmen,  pas cut sorusuna neredeyse tüm kursiyerler penetre pas şeklinde cevap vermişler.  Arada çok büyük fark yokmuş gibi gözüksede, bence al...