Bu yazıyı yazmak için esinlendiğim fotodaki Efe Demirel 2021 yılında Gelişim Kolejinde antrenörlük yaparken Anadolu Efes BGL takımında oynuyordu, aradan tam dört sezon geçmiş ve şimdi dört sene daha oynayacağı ligin ilk senesinde . Yani bu çocuğun yaşıtları A takımdaki yabancılar ile mücadele etmek için dört sene geriden geliyorlar .Sizce bu konuyu biraz düşünmek lazım değil mi?
NCAA VE BGL
Bu yıl ABD’ye giden çocuklarımızın maç sonlarında yaşadıkları mutlulukların fotoğraflarını gördüğümde, zihnimde uzun zamandır dolaşan bazı sorular yeniden canlandı. O karelerde yalnızca kazanılmış bir maçın sevinci yoktu; orada aidiyet, özgüven ve “ben buradayım” duygusu vardı.
Türkiye Basketbol Süper Ligi’ne baktığımızda ise bambaşka bir tabloyla karşılaşıyoruz. Her takımda yedi yabancının yer alması, kaçınılmaz olarak ligin kalitesini ve rekabet seviyesini yükseltiyor. Ancak bu durumun bir de görünmeyen bedeli var: altyapıdan gelen oyuncular için kendilerini geliştirebilecekleri alan giderek daralıyor.
Yıllardır tartıştığımız temel sorun şuydu: Altyapıda başarılı olan oyuncular neden üst seviyede tutunamıyor? Bu sorunun cevabını da çoğu zaman, üst yapıda bu oyunculara fırsat vermeyen koçlarda aradık. Belki de biraz kolaycı davrandık.
Bugün BSL’ye baktığımızda, bir-iki istisna dışında süre alan yerli oyuncuların büyük bölümünün altyapıdan çıkar çıkmaz bu seviyeye gelmediğini görüyoruz. Aksine, “orada burada” edinilen tecrübelerle, farklı liglerde ve takımlarda yoğrularak 22–23 yaşına geldiklerinde bu seviyeye ulaşabiliyorlar.
Yani sorun yalnızca fırsat verilmemesi değil; hazır olma meselesi.
Aslında meseleye tersten bakmak gerekiyor. Eğer bizim sistemimiz Amerika’da olsaydı, liseden mezun olan oyuncuların neden doğrudan NBA’de oynamadıklarını sorgular, NBA koçlarını gençlere süre vermedikleri için eleştirirdik. Oysa kimse böyle bir beklentiye girmiyor.
Çünkü gelişimin zamana, basamaklara ve doğru rekabete ihtiyacı olduğu biliniyor.
Altyapının son senesi olan BGL’de, yaş kontenjanı olsa bile, oyuncuların kendilerinden küçük rakipler karşısında elde ettikleri bireysel başarıların gerçekte çok da anlamlı olmadığını kabul etmemiz gerekiyor. Sayı kralı olup hiçbir yerde oynayamayan, sayı krallığında ikinci olup tüm sezonu benchte geçiren oyuncu örnekleri bu gerçeği fazlasıyla anlatıyor.
Belki de artık şu soruyu sormalıyız: Biz genç oyunculara gerçekten gelişebilecekleri bir yol mu sunuyoruz, yoksa onları erken başarı illüzyonuyla oyalayıp, hayata hazırlıksız mı bırakıyoruz?
Fotoğraflardaki o saf mutluluk, belki de bu sorunun cevabını nerede aramamız gerektiğini fısıldıyor.
GELİŞİM KOLEJİ 2021 BGL KADROSU
Yorumlar
Yorum Gönder