Kuralın değişmesiyle birlikte, küçümsenmeyecek sayıda genç oyuncumuz NCAA’ye gitmeyi tercih etti.
Bugün kime sorarsanız sorun, büyük çoğunluğun bu gençleri desteklediğini görürüyoruz.
Elbette bazı kulüpler, bünyelerinde yetiştirdikleri yetenekleri kaybettikleri için üzülüyor.
Ancak çoğu zaman, içten içe bu çocukların kendi gelecekleri adına doğru bir tercih yaptıklarını da kabul ediyorlar.
Tarafsız bir gözle baktığımızda bizler de bu oyuncuların ilerleyen yıllarda Türk Milli Takımı’na önemli katkılar sağlayacaklarını düşünerek mutlu oluyoruz.
Ancak daha önceki bir yazımda da belirttiğim gibi, bugün NBA’de oynayan Avrupalı oyuncuların neredeyse tamamı, kendi ülkelerinden doğrudan NBA’e gitmiş isimler.
Eğitimlerini NCAA’de tamamladıktan sonra NBA’e gidebilen Avrupalı oyuncu sayısı ise yok denecek kadar az.
Bu noktada, ABD ile Avrupa’daki eğitim ve spor sistemlerini karşılaştırmak; aralarındaki temel farkların neler olduğunu analiz etmek büyük önem taşıyor.
AYNI OYUN, FARKLI EĞİTİM
NCAA: Zamanın Sınırlı Olduğu Bir Sistem
NCAA basketbolu, üniversite eğitiminin bir parçası.
Oyuncular “student–athlete” olarak tanımlanıyor; yani önce öğrenci, sonra sporcu.
Bu yaklaşım, koçların takımla geçirebileceği süreyi doğrudan sınırlıyor.
Örneğin; Kasım ayında başlayacak sezon için, koçlar ancak Ekim ayında antrenman yapmaya başlayabiliyor.
Yani, bizdeki gibi Temmuz ayından itibaren takım çalışmalarına başlama imkanları yok.
Sezon içinde ise haftada 20 saatten fazla antrenman yapamıyorlar bu da NCAA koçlarını farklı bir öğretim modeline zorluyor.
Bu modelde uzun ve detaylı set ezberlerinden çok:
- Hücum ve savunma prensipleri
- Oyuncunun sahada doğru kararı verebilme becerisi
- Farklı durumlara çabuk adaptasyon ön plana çıkıyor.
Bu nedenle NCAA basketbolu, sınırlı zaman içinde maksimum zihinsel verim üretmeye odaklanıyor.
-----------------------------------------------
AVRUPA : Zamanın Avantaj Olduğu Bir Yapı
Avrupa basketbolunda ise oyuncular daha erken yaşlarda profesyonel sisteme dâhil oluyor.
Sezon öncesi uzun kamplar yapılabiliyor, günlük antrenman sayısı ve süresi sınırsız ,antrenmanlarda her aksiyonu istediğiniz kadar tekrar edebiliyorsunuz.
Bu durumda Avrupalı koçlar;
- Daha detaylı set hücumları
- Daha çeşitli savunmalar
- Otomatikleşmiş takım alışkanlıkları kazandırma şansı buluyorlar.
Avrupa modeli, öğrenmeden çok yerleşmeye ve derinleşmeye dayanıyor.
Oyuncular belirli bir yapı içinde uzun süre kalarak, sistem bağlı bir oyun anlayışı geliştiriyor.
Oyuncu Gelişimine Yansıyan Farklar neler;
Bu iki yaklaşım, oyuncu profilinde de kendini gösteriyor;
NCAA çıkışlı oyuncular genellikle yeni sistemlere daha hızlı uyum sağlayabilirken,
Avrupa kökenli oyuncular yerleşik düzenlerde daha yüksek taktik disiplin gösterebiliyor.
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Yorumlar
Yorum Gönder