Aslında bugüne kadar hızlı hücum konusunda birçok sunum yaptım.
Bu sunumların büyük bölümünü, altyapılarda yıllardır uyguladığımız ve temel prensipleri hiç değişmeyen savunmasız çalışmalar oluşturuyordu.
Önce; uzun oyuncunun ribaundu alıp oyun kurucuya ilk pası vermesi, oyun kurucunun da orta kulvardan ilerleyerek kanattaki forvete uzun pas çıkarması ve atışla biten çalışmalar...
Ardından oyun kurucunun orta mesafe şutuyla tamamlanan varyasyonlar...
Son olarak da arkadan gelen üçüncü oyuncuya verilen pasla biten klasik üçlü hızlı hücum çalışmaları.
Bu çalışmaların ardından aynı pozisyonları savunmaya karşı uygulayabilmek için 3'e 2 ve 4'e 3 üstünlük çalışmaları yapıyorduk.
Eğer biraz daha zamanımız varsa, savunmasız olarak dört kişiyle oynanan ve ikincil hızlı hücum (Secondary Fast Break) olarak adlandırılan, yüksek post ile alçak postun paslaşarak sayı aradığı organizasyonlara geçiyorduk.
Bütün bunlardan sonra ise beş kişiyle, son yıllarda sıkça konuşulan geçiş hücumuna (Transition Offense) değiniyordum.
Bunu da şöyle tarif edebiliriz:
Basketten veya savunma ribaundundan sonra topu erkenden ön sahaya taşıyan oyun kurucuya, potaya kolayca yükselebilen uzun oyuncunun erken perde yapıp potaya devrilmesiyle başlayan hücum. Kısacası, erken Pick and Roll.
Aslında bu hücumların birbirini takip etmesi gerekir.
Önce hızlı hücum edilir.
Hızlı hücumdan sonuç çıkmazsa ikincil hızlı hücum oynanır.
Oradan da avantaj elde edilemezse geçiş hücumuna geçilir.
Ve artık hiçbir üstünlük kalmamışsa set hücumu oynanır.
Ne var ki bugün birçok takımda süreç bunun tam tersine işliyor.
Takımın çıkış noktası ne ise, doğrudan o oynanıyor.
Felsefe de oldukça açık:
"Top kaybı yapmamak için hızlı hücumda risk alma. Çok net bir boş turnike yoksa yavaşla ve çalıştığımız geçiş hücumuna, yani sete başla."
Böyle olunca da oyunculara açıkça söylenmese bile şu mesaj veriliyor:
"Hızlı hücum etmeye çalışma, benim istediğim sete gel."
Bunun doğal sonucu olarak da oyuncular avantaj aramayı değil, organizasyonu ezberlemeyi öğreniyor.
Yorumlar
Yorum Gönder